Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ÖZLEM DOĞANER

Siste yürümek...

Sesli dinlemek için tıklayınız.

MB yıl sonunda faiz indirecek mi? İndirirse ne kadar indirecek? Fed faiz yükseltecek mi, yoksa bu yıl yeni bir faiz adımına sıcak bakmayacak mı? Şirketler yatırım planlarını hangi petrol fiyatına göre yapacak? Borsada önümüzdeki bilançolara hangi maliyetleri yazacağız?
Sorular çok, kesin cevaplar az.
Çünkü bugün merkez bankalarının da hükümetlerin de şirketlerin de hesaplarını savaşlar belirliyor. Petrolün, gıdanın, navlunun fiyatını; enflasyonu, faizi ve büyümeyi jeopolitik risklerden bağımsız konuşmak artık neredeyse mümkün değil.
O nedenle yeni dönemin temel kuralını kabul etmek gerekiyor: Planları savaş belirsizliği sürecekmiş gibi yapmak lazım.
Üstelik gelişmeler savaşın kısa sürede biteceğine dair fazla umut vermiyor. İran-ABD savaşının üzerinden yaklaşık altı ay geçti. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz tüm anlaşma söylemlerine rağmen çözülemedi.
Trump'ın son çıkışı da önemliydi. Amerikalılara savaş nedeniyle benzin için "biraz daha fazla" ödemeyi kabullenmeleri gerektiğini söyledi. ABD'de benzin fiyatları geçen yılın yaklaşık % 29 üzerinde. Bu aslında sadece Amerikalılara değil, dünyaya verilmiş bir mesaj: Ucuz enerji uğruna savaş politikasından vazgeçilmeyecek.
Dolayısıyla Kasım seçimlerinin savaşın bitiş tarihi olacağı varsayımıyla ekonomik plan yapmak giderek riskli hale geliyor.
Bir başka cephede ise gıda var.
Karadeniz'de Rusya-Ukrayna savaşı tahıl ticaretini yeniden tehdit ediyor. Ağustosun ilk yarısında Ukrayna'nın tahıl sevkiyatı geçen yılın aynı dönemine göre % 76 geriledi. Karadeniz'deki saldırılar dünyanın en önemli tahıl ihracat yollarından birini yeniden riskli hale getirdi. FAO'nun küresel gıda fiyat endeksi temmuzda 131.1 puana çıkarak 3 yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaştı.
Yani bir tarafta Hürmüz, diğer tarafta Karadeniz... Biri enerjinin, diğeri gıdanın fiyatını tehdit ediyor.
Merkez bankalarının işi de tam burada zorlaşıyor. Fed, Orta Doğu savaşının yarattığı belirsizlik ve enerji kaynaklı fiyat baskılarına dikkat çekiyor. Türkiye açısından denklem daha da hassas.
MB 3. Enflasyon Raporu'nda 2026 enflasyon tahminini 2 puan artırarak % 28'e çıkardı; 2027 tahminini % 15'te tuttu. Petrol varsayımı ise 2026 için 87,8 dolar, 2027 için 76,4 dolar.
Yani Merkez Bankası savaşın enerji faturasının bir bölümünü zaten hesabına katmış durumda. Ancak 2027 tahmini için OVP'yi işaret etmesi önemli. Petrol yüksek kalır, gıda fiyatlarında yeni baskılar oluşur ve jeopolitik risk primi devam ederse %15'lik tahmini korumak zorlaşabilir. Belki OVP'de 2027 enflasyonunu yeniden %20'lerin üzerinde konuşacağız.
Bilanço döneminin sonuna gelirken bunun ilk izlerini de gördük. Enerji, lojistik ve finansman maliyetleri şirketlerin marjlarına baskı yapıyor. Önümüzdeki bilançolarda yalnızca satışların ne kadar arttığına değil, o satışın hangi maliyetle üretildiğine bakmak gerekecek.
Eskiden şirketler baz, iyi ve kötü senaryo hazırlardı. Şimdi dördüncü bir senaryoya ihtiyaç var:
Savaş bitmezse ne olur?
Bence 2026'nın geri kalanında yatırımcıdan şirket yöneticisine, merkez bankasından hükümetlere kadar herkesin masasındaki en önemli soru bu olacak.
Çünkü artık mesele geleceği doğru tahmin etmek değil. Geleceğin tahmin edilemediği bir dünyada doğru karar verebilmek.
Ve galiba çağımızın en değerli yönetim becerisinin adı tam olarak bu: Belirsizliği yönetmek...

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA