Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENSAR KIVRAK

3 Kasım 2002 Seçimlerini Bugünden Okumak

2002'de doğanlar bugün yirmi dört yaşında ve günümüz seçmenlerinin önemli bir bölümü 3 Kasım 2002 seçimlerini belirleyen koşulları ya hatırlayamayacak kadar küçük yaşlardaydı ya da hiç yaşamadı. Bu nedenle 3 Kasım'ı yeniden değerlendirmek, bu seçimlerin nasıl bir siyasal dönüşümün önünü açtığını ve Türkiye'nin sonraki yirmi dört yılına nasıl yön verdiğini anlatmak açısından da önem taşıyor.

İki hastalık: İstikrarsızlık ve vesayet

2002 öncesinin Türkiye'si iki kronik hastalıktan mustaripti. Birincisi istikrarsızlıktı. 1990'lar boyunca neredeyse her yıl yeni bir hükümet kuruldu, koalisyon protokolleri imzalanmadan bozuldu, bakanlıklar partiler arasında paylaşılan birer ganimete dönüştü. Kimse uzun vadeli bir plan yapamıyordu, çünkü kimse altı ay sonra koltuğunda oturup oturmayacağını bilmiyordu. Bu belirsizliğin faturası, Şubat 2001'de millete kesildi. İkinci hastalık ise vesayetti. Seçilmişlerin üzerinde, atanmışların gölgesi dolaşıyordu. 28 Şubat 1997'de bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısıyla hükümet devrilmiş, insanların inancı bir "irtica tehdidi" olarak sunulmuştu. Partiler kapatılıyor, siyasetçiler yasaklanıyordu. Ezcümle, bir siyasi hareket için Türkiye'de iktidara gelmek mümkündü ama gerçekten iktidar olmak yani siyasete yön verebilen gerçek bir muktedir olmak mümkün değildi. 3 Kasım 2002, bu iki hastalığa karşı milletin sandıkta yazdığı reçetedir.

Tek başına iktidar: İstikrarın ilk adımı

Kuruluşunun üzerinden henüz on beş ay geçmiş olan AK Parti, oyların yüzde 34'ünü alarak tek başına iktidar oldu. Bu sonuç, uzun bir aradan sonra Türkiye'ye ilk kez bir parti tarafından tek başına hükümet kurulumunu getirdi. Pazarlık masaları kalktı, kararlar hızla alınmaya, alınan kararlar da uygulanmaya başladı.

İstikrarın meyveleri kısa sürede görüldü, her alanda uzun vadeli projeler hayata geçirildi. Bunların hiçbiri, her an dağılma korkusuyla siyaset yapan bir koalisyonla mümkün olamazdı. Bugünün genç seçmenleri siyasi istikrarı olağan bir durum sanabilir. Oysa bu istikrar, 3 Kasım'da milletin verdiği açık bir kararın ürünü olarak başladı ve gerçek anlamda sağlanması da uzun yıllar aldı.

"Yasaklı" bir liderle başlayan mücadele

Dönemin vesayetçi düzenini ve 3 Kasım'ın vesayetle mücadelenin başlangıcı olduğunu en iyi anlatan ayrıntı, kazanan partinin genel başkanının milletvekili adayı bile olamamasıdır. Ancak millet, seçim pusulasında adı bile olmayan bir lideri iktidara taşıdı. Gerekli anayasa değişikliği ve Siirt'te yenilenen seçimle Erdoğan, Mart 2003'te Meclis'e girip başbakan oldu. Vesayetin kapıdan kovduğu siyaseti millet bacadan değil, sandıktan geri getirmiş oldu. Bu, bir liderin zaferi olduğu kadar bir ilkenin de zaferiydi: Bu ülkeyi kimin yöneteceğine artık millet karar verecekti.

Adım adım sivilleşme

İktidarın ilk yıllarında, Avrupa Birliği uyum süreci vesayetin kurumsal dayanaklarını sökmenin aracı oldu. Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı değiştirildi ve genel sekreterliğine sivil bir isim getirildi. Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırıldı. YÖK ve RTÜK gibi kurullardaki asker üyelere son verildi. Ordunun siyaset üzerindeki gölgesi, adım adım daraltıldı.

Vesayet düzeni elbette kolay teslim olmadı. 2007'de cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde gece yarısı internete konulan bir muhtıra, ardından Meclis'in cumhurbaşkanını seçmesini engelleyen "367" kararı geldi. AK Parti'nin cevabı ise yine sandık oldu. Erken seçimde oylarını yüzde 46'nın üzerine çıkaran parti, ardından cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini referanduma götürdü.

2008'de açılan kapatma davası, 2010'da 12 Eylül anayasasını değiştiren halk oylaması ve nihayet 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye tarihinin en büyük ihanet şebekesine karşı sokaklara dökülen millet… Hepsi 3 Kasım 2002'de başlayan değişim mücadelesinin birer cephesi oldu. Bu süreçte her kritik eşikte aynı formül işledi. Vesayet, siyasetin önüne set çekmek istediğinde siyaset millete gitti, millet de iradesine sahip çıktı.

İstikrar ile demokratik siyaset arasındaki bağ

3 Kasım'ı bugünden okurken bu iki kazanımın, yani vesayetin geriletilmesi ile siyasi istikrarın sağlanmasının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini görmek gerekiyor. İstikrarsız ve zayıf hükümetler, vesayet odaklarının siyaset üzerindeki etkisini sürdürmesini kolaylaştırıyordu. Birbiriyle didişen koalisyon ortakları, toplumsal desteği zayıflayan hükümetler ve sürekli değişen siyasi dengeler, seçilmiş iktidarların karar alma gücünü sınırlıyordu. Ancak tek başına iktidar olan ve güçlü bir halk desteğine yaslanan bir hükümet bu müdahalelere karşı koyabilecek siyasi güce sahip olabilirdi. Başka bir deyişle istikrar, vesayetle mücadelenin ön şartıydı. Öte yandan vesayet odaklarının siyaset üzerindeki etkisinin geriletilmesi de halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin siyaset eliyle hayata geçirilmesinin önünü açıyordu. Böylece siyasi istikrar ile demokratik iradenin güçlenmesi birbirini besleyen iki gelişme hâline geldi.

Bugün bir askerî muhtırayla hükümetin düşürülmesi, bir yargı kararıyla Meclis'in iradesinin etkisizleştirilmesi ya da seçilmiş siyasetin çeşitli müdahalelerle yönlendirilmesi yeni nesillere uzak, hatta inanılmaz gelebiliyorsa, bunun nedenlerini anlamak için 3 Kasım 2002'ye dönmek gerekiyor. Çünkü 3 Kasım, yeni dönemde siyasetin yönünü belirleme hakkının kime ait olacağı sorusuna verilen cevabın değiştiği bir dönüm noktasıydı.

3 Kasım'ı hatırlamak, bugün olağan kabul edilen siyasi kazanımların kendiliğinden ortaya çıkmadığını, birilerinin lütfuyla elde edilmediğini görmektir. Bu kazanımlar, milletin tercihini sandıkta ortaya koyması ve o tercihin arkasında durmasıyla şekillenen uzun bir siyasi mücadelenin sonucuydu. Bu nedenle 3 Kasım'ı anlamak, siyasi istikrarın ve millet iradesinin önündeki vesayet engellerinin nasıl aşıldığını anlamak açısından bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA