Eskiden "Bir şey olacağım" diye arzıendam ederdi. Hâlinden belli ki tastamam olmuştu. "Abi, sen hiç değişmemişsin!" diyerek boynuma sarıldı.
"Sen değişmişsin" dedim.
"Değişmek lazım..." dedi. Bunu öyle inançla söyledi ki değişmenin bir "terfi" şekli olduğunu sanırdınız.
Arabası da değişmişti... "Güzelmiş" dedim. Tuhaf bir gönenişle "Sayılı miktarda üretiliyor" dedi.
Sanki arabası değil de bizzat kendisi nadir üretimmiş gibi.
Telefonu çaldı. Ekrana baktı. Ses tonu anında değişti. "Estağfurullah abi... Yok abi, hallederiz. Sen merak etme" dedi, kapattı.
Hemen ardından da telefon trafiğine girişti.
En son aradığı telefonu kapattığında, yüzüne işi "halletmiş olmanın" gururu yansımıştı.
Çevren çok genişlemiş demeye kalmadı, "Network şart" dedi... Demek bazı kapılar anahtarla değil, "network" ile açılıyordu.
***
Felaket yoğunmuş, vedalaştık. Giderken arabasının camını açıp "Sen hiç değişme, senin gibiler de lazım" dedi.***
Gelgelelim toplumlar kötülükten ziyade, kötülüğe başka isimler bulduğunda çürür.