Türkiye'den gelecek kurtarma ekibini uyumadan bekledim

Leros Adası'nda tatildeyken motosikletten düşerek ayağını kıran ünlü şef Gürer Aykal, "40 yıldır motor kullanıyorum. Kaza yüzünden kendimi hâlâ affedemiyorum," diyor

EYLÜL başında, Yunanistan'ın Leros Adası'nda tatil yaparken, motosikletle keyif turu atmak ister devlet sanatçısı şefimiz Gürer Aykal.
Rüzgar yüzüne vururken manzaranın tadını çıkartacaktır. Issız bir yerde dengesini kaybedip düşünce, bu keyif yarım kalır. Adanın hastanesinde yapılan müdahaleye rağmen Türkiye'de ameliyat olmayı tercih edince, heyecanlı bekleme de başlar. Bodrum Deniz Kurtarma ekibinin teknesiyle Bodrum'a, oradan da İstanbul'a ulaştırılan İstanbul Borusan Filarmoni Orkestrası Onursal Şefi Gürer Aykal, ameliyattan sonra dinlenirken, talihsiz kazayı ve kurtarılma macerasını anlattı.
- Otomobile merakınızı duymuştuk, ama motosiklete tutkunuzu bu kazayla öğrendik. Kaç yıldır biniyorsunuz? - 1970-71'de Londra'da okurken oradaki metrobüs ve otobüsler o kadar pahalıydı ki 30 pounda küçük bir Honda motor satın aldım. Deposu 25 pense doluyordu. Bununla bir hafta gidiyordu. Metrobüs günde 30 pensti. Böylece hem motosiklet sevgimi giderdim hem de ulaşım ekonomik oldu. Motosikletin insanlara verdiği bir özgürlük vardır.
Kokuyu alırsınız, rüzgarı yüzünüzde hissedersiniz. Okul bittikten sonra da Türkiye'ye dönerken 15 pounda sattım bu motoru.
- Londra'da hiç kaza geçirdiniz mi? - Hayır. Hatta havaalanına elinde bavuluyla giden konuğumu bile götürürdüm. O kadar iyi kullanırdım.
- Türkiye'de hiç motosiklet aldınız mı? - Hayır, Türkiye'de hiç motosikletim olmadı. Otomobil aldım. Ama orkestrada kimin motoru varsa, ona binerim.
- Kazayla ilgili haberlerde, Yunanistan'ın Leros adası'na mavi yolculuk sırasında uğradığınız yazıldı. Doğru mu? - Mavi yolculuk değildi. Eylülün başında eşimle Leros Adası'na gitmeye karar verdik.
Bodrum'dan Kos'a, Kos'tan da oraya geçtik. Kos'ta komşumuza yakışmayacak davranış gösterildi.
- Niye? Nasıl davrandılar? - Pasaport geçişte çok beklettiler. Elimdeki iki bavulu da açtırdılar. Memura, 'Ne yapıyorsun komşu?' dedim. Halbuki bugün Yunan Adaları'nı kalkındıran, yaşam götüren Türk kardeşleri. Leros da çok güzel ama dağlık, girintili çıkıntılı bir ada. Fiyatlar da Türkiye'den daha anlayışlı. 3 Eylül'de de ağ atma kutlamaları vardı.
Güzel müzikler çalındı, danslar edildi. Hanımım çok güzel dans eder; o oynadı, sonra ben de oynadım. Ertesi gün de son günümüzdü.

KAZADAN SONRA OTELE YALNIZ GELDİM
- Motosiklete binmeye son gün mü karar verdiniz? - Evet. Akşamüstü eşim uykuya dalmıştı. Ben de bunu fırsat bilip motosiklere binmeye karar verdim.
- Eşinizden gizli mi? - Eşim motosiklete binmemi istemezdi. Otelin yanında kiralandığını görmüştüm. Hemen gidip kiraladım ve adayı dolaşmaya başladım.
- Kaza nasıl oldu? - Çok küçük tekerlekli bir motosikletti. Hafifçe giderken, neredeyse durduğum yerde dengemi kaybettim ve sağ ayağımın üstüne düştüm. Motor da üstümde kaldı.
Issız bir yerdi. Çevrede sadece bir kişi vardı. Beni yavaşça kaldırdı. O anda ayağımın döndüğünü gördüm. O görüntü bana çok kötü geldi. Yine de motoru çalıştırdım, kendimi üstüne attım ve otele kadar geldim.
- O halde kim bilir nasıl acı hissettiniz? - Keşke acı olsa. O an kendime olan hıncımı anlatamam.
Bu yaşımda, bu konumdayım, her günüm programlıdır. 'Böyle bir şeyi nasıl yaparsın?' diye kendime kızdım. Otele dönünce hemen buz torbası koydular ve Leros'un hastanesine gittik. Yunan bir doktor müdahale etti.
- Ne hasar varmış ayağınızda? - Film çekildi ve iki kırık olduğunu söylediler. Hemen ameliyat yapmak istediler. Ama ben 'Benim çok doktor arkadaşım var. Türkiye'ye gitmek istiyorum,' dedim.
- Yunan doktor bunu kabul etti mi? - Evet. 'Bodrum'a giderseniz, ameliyat olabilirsiniz,' dedi.
Orada herkesin Bodrum'daki hastanelerden haberi olduğunu anladım. Doktor, kalçamdan ayağıma kadar alçıya aldı. Tam o sırada THY'de pilot olan ortanca oğlum Emre telefon etti. Eşiyle Bodrum'a gelmiş. 'Hoş geldin, ama ben de sana bir haber vereyim. Leros'ta hastanedeyim, iki kırığım var. Beni buradan kurtar. Cihangir amcanı da arıyorum,' dedim. Çocukluk arkadaşım doktor Cihangir Çelik, sanatçıların koruyucu meleğidir. Önce beni azarladı, sonra 'Bir uçak ayarlayalım, seni kurtaralım,' dedi.
Ardından ağrılarım ve akıl almaz bir bekleme başladı.
- Hastanede sizi tanıyan oldu mu? - Saat 23.30'dan sonra odama birçok Yunan arkadaş geldi. Meğer Atina televizyonunda yayınlanan haber üzerine beni görmeye gelmişler. Orada çok konser verdim.

#Sayfa#

TEKNE, FIRTINA YÜZÜNDEN ADAYA GECE GELEMEDİ
- Oğlunuz sizi Leros'tan Bodrum'a getirmeyi nasıl başardı? - Oğlum, Bodrum Deniz Kurtarma ekibinin sorumlusu Ayberk Olcay'a ulaşmış. Beni almak için hemen harekete geçmişler fakat deniz fırtınalı olduğu için geri dönmüşler.
Bunu duyunca hastanede yıkıldım. 'Demek ki gidemeyeceğim,' diye düşündüm. Bu arada doktor Cihangir Çelik arayıp, 'Seni Bodrum'dan alacaklar, çünkü o adanın pistine uçak inemiyor,' dedi. Düşünebiliyor musunuz? Uçağınız hazır, ama siz adadan çıkamıyorsunuz.
Fırtına yüzünden tekne gelemiyor.
- Çok zor bir bekleyiş olmalı sizin için. - Bunları düşünerek o gece hiç uyuyamadım.
Koridorun ucunda da bir radyo açıktı. Bütün gece onu dinledim. Sabah 06.00'da oğlum Emre aradı. 'Babacığım, geliyoruz,' dedi. O sırada iki kişi beni sedyeye koyup, ambulansa bindirdi ve teknenin alabileceği yere götürdü.
Tekne gelip kapılar açılınca, Türk arkadaşların hepsi gözüme melek gibi göründü. İnanılmaz bir mutluluktu. Bir buçuk saatte Bodrum'a döndük.

#Sayfa#

RAHMİ KOÇ, AMELİYATTAN SONRA FIKRA ANLATIP BENİ GÜLDÜRDÜ
- Kurtarma ekibi kaç kişiydi? - Dört kişi. Hiçbir yerim acımadan geldik. Bodrum'da da ambulans havaalanına götürdü. THY'nin özel uçağına bindik. İstanbul'da, Amerikan Hastanesi'nde Borusan'dan Zeynep Hamedi ve Ahmet Kocabıyık beni bekliyordu.
Bu da anlatılamaz bir güç verd. Tabii doktor arkadaşım Cihangir (Çelik) de oradaydı ve 'Ben sana gösteririm,' der gibi bakıyordu (gülüyor).
Ameliyatımı doktor Mehmet Demirhan yaptı. Bana içinde Latince sözcükler de olan bir şeyler söyledi.
Ben de 'Eğer bu bir müzik olsaydı, size ne yapmam gerektiğini söylerdim,' dedim.
- Ameliyatta klasik müzik yayını yapılmış mı? - Hep Bach dinlemişler. Doktor Mehmet Demirhan da klasik müzik dinlermiş.
- Sizi tanıyanlar da çok üzülmüş olmalı bu kazaya... - Rahmi Koç üç kez aradı, sağ olsun. Rahmi Bey, Borusan'a konuk şef olduğunda bir süre öğretmenliğini yapmıştım. 'Doktora sordun mu, ne zaman orkestrayı yönetebileceksin?' dedi. 'Ekim sonunda yönetebilirmişim,' dedim. Bunun üzerine, 'Bak sana bir şey anlatayım,' dedi: 'Bir adam ameliyat olmuş. 'Doktorcuğum ne zaman keman çalabilirim?' diye sormuş. Doktor da 'Üç ay sonra çalarsın,' demiş. 'Ya, öyle mi, çok sevindim,' demiş. 'Niye bu kadar sevindiniz?' demiş doktor. 'Ben keman çalmayı bilmem ki,' demiş.
Bunu bana anlattığında yatakta gülmeye başladım, gülerken de canım yanıyordu. Bülent Eczacıbaşı da geldi. Onun da öğretmenliğini yaptım aynı konser için.
- Ayağınız kaç gün daha böyle koruma altında kalacak? - 10 Ekim'e kadar. Bu alçı değil.
Burada plaklar, çiviler var. Marangoz işi gibi bir şey. Herhangi bir pıhtılaşma olmasına karşı önlem amaçlı da varis çorabı giyiyorum.
Aslında her şeye rağmen çok şanslıyım. Yaşamım boyunca hiç hile yapmadım. Orkestra yönetirken ne besteciye ne öğrenciye... Bunun semeresini ülkemde aldım.
- Eşiniz bir daha motosiklete binmenize izin verir mi? - Herhalde artık motosikletin m'sini göremem hayatımda (gülerek).
Aslında ben de korktum. Çünkü bu düşüş, daha ağır sonuçlar doğurabilirdi. Kendimi hâlâ affedemiyorum. Ne sorumsuzluk...
Artık bisiklete bineceğim.




Diğer Cumartesi Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol