5 günlük hava durumu
15 Haziran 2013 Cumartesi
Hayvanlara eziyetin cezası kamu haklarından men olmalı

Hayvanlara eziyetin cezası kamu haklarından men olmalı

İslam hukuku alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, hayvanseverliğiyle de tanınıyor. Yedi İran kedisi besleyen Hatemi'yle hayvan hakları üzerine konuştuk

İslam'da hayvan sevgisi ve haklarına riayet etmenin önem arz ettiği hep dile getirilir. Peki, Hz. Peygamberin hayvan sevgisi nasıldı, Kur'an'da hayvan hakları ve sevgisi nasıl işleniyor? Türkiye'de hayvan haklarının ilerlemesi için neler yapılabilir? Evini yedi İran kedisiyle paylaşan Prof. Dr. Hüseyin Hatemi sorularımızı yanıtladı...
- Hz. Peygamberin kedi sevgisi hep anlatılır.
- Evet, Hz. Peygamber'in kedisinin adının Müazza olduğu iddia edilir, ama Müezza değildir. Çünkü Müezza, insanı rahatsız eden manasına geliyor. Kedisinin adı; sevgili, aziz, değerli anlamındaki Muazza'dır. Malum, Hz. Peygamber'in, cübbesinin eteğinde yatan kedisini rahatsız etmemek için eteğini keserek kalktığı söylenir. Hatta kedi sevgisi imandan gelir diye bir hadis vardır, ama kesinliğinden emin değilim. Hayvanlara karşı şefkatli ve merhametli olmak önem arz eder. Örneğin savaş sırasında bile ordunun geçtiği yerde bir köpeğin yavruladığını görünce Hz. Peygamber, zarar verilmesin diye köpeğin başına bir nöbetçi diker ve ordu öyle geçer oradan.
- Kur'an'da bazı surelerin adları hayvan isimlerinden oluşuyor. Peki, Kur'an'da hayvan sevgisi ve hayvan hakları nasıl yer alıyor?
- Mesela Salih Peygamber'in devesi birçok surede geçer. Salih Peygamber bütün insanlara örnek olsun diyerek 'Hayvanların da yaşama hakkı, su içme hakkı vardır. Şu halde bu devenin de su içme hakkına riayet edeceksiniz, deveye dokunmayacaksınız!' demiştir. Ama ne oldu? Onu dinlemediler! Bunun üzerine Kur'an'ı Kerim'de dinlemeyenlerin dümdüz edildiği, yani bu günah dolayısıyla cezalandırıldığı açıklanır. Sonra Süleyman Peygamber'den bahseden Kur'an ayetleri de var. Karınca suresinde bir karınca, bizim duyamayacağımız bir titreşimle öbür karıncalara sesleniyor: 'Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, ki Süleyman ordusu sefere çıktı, sizi bilmezlikle ezmesinler!' Bu da bize neyi gösteriyor? İslam'ın örnek hukuk devleti, İslami eğitimi almış, o bilince yükselmiş kişiler, karıncayı bile bilerek ezmemek için dikkatli yürürler; ama kalabalıktan ancak görmezlerse ezebilirler. Karınca da onun için bilmezlik etmesinler diye sesleniyor.
- O zaman İslam'da bir hayvan hukukundan söz edebiliyoruz.
- Evet, hayvan hakları üzerine bir kitap yayınlanmıştı. Ben de o kitaba İslam'da hayvan hakları yönünden katkıda bulunmuştum. Örneğin Kur'an'ı Kerim'de anlaşılıyor ki, avcılık, hatta kuş avı tamamen haram. Ama kara avcılığı konusunda dağda, çölde kalmış birisi meşru zaruret hali dolayısıyla hayatını devam ettirebilmek için hayvana zulmetmeme sınırı içinde avcılık yapabilir; ama haddi aşamaz. Çünkü Kur'anı Kerim'de de haddin aşılmaması gerektiği söylenir. Haddin aşılmamasından kasıt zaruri haldir. Avcılık hobi için olmamalı, ancak zaruret hali dolayısıyla yapılabilir. Örneğin deniz avı helaldir, ama onda da hayvanlara zulmedilmemeli.

Caydırıcı düzenlemeler yapılmalı

- Hayvan hakları konusunda duyarlılık sağlamak için ne yapılabilir?
- Türkiye'de insan hakları alanında da, hayvan hakları alanında da çoğunlukla kağıt üzerinde kalıyor her şey. Kabahat sayılarak, gülünç para cezaları verilerek hiçbir şey olmaz. Hakikaten caydırıcı bir düzenleme yapmak lazım. Bence canavarca bir hayvanı öldüren ya da canavarca canlıyı yakan, kötü muamele eden bir kişinin suçu sabit olursa belirli bir süre kamu haklarından yoksunluk cezası asli ceza haline getirilmeli veya hayvanlar için kullanılmak kaydıyla içini acıtacak bir para cezası alınmalı. O zaman caydırıcı olabilir.
- Bu söylediğinizin olması için konunun Kabahatler Kanunu'ndan çıkarılıp Ceza Kanunu'na mı geçmesi gerekiyor?
- Kanunun neresinde olduğu önemli değil, hayvan hakları kanununda da olabilir.
- Sokak hayvanları sorununun çözümü için ne gibi önerilerde bulunursunuz?
- İlkokuldan üniversite tahsilinin sonuna kadar devam edecek bir sevgi eğitimi öneriyorum. Sevgi eğitimi, ahlak dersi, ahlak felsefesi ya da sevgiye dayanan felsefe, sevginin davranış felsefesi adı da alabilir. Bu dersler her fakültede gösterilebilir. Mesela hukuk fakültesinde doğru hukuk felsefesi şeklinde okutulmalı, ama sevgi üzerinde uzlaşma yok ki. Maalesef hayvanseverlik hakkında bir ahlaki ikiyüzlülük var şu an.

Yıllardır et yemiyorum

- İslam'a göre hayvanların zaruret olmadan öldürülmesi ve avlanması yasak değil mi?
- Ancak üreme ve üretme kabiliyetinden kesilmiş hayvan hiç zulmetmeksizin, gözleri bağlanarak, çok keskin bir bıçak ile kesilebilir. Hatta mümkünse uyuşturularak, o zaman helal olur. Ama mesela karnında yavru olan hayvanı da dişi hayvanı da kesiyorlar; bu büyük zulüm. Misal tavuklar hayatlarını sürmeden, çiftliklerde dolaşmadan, gökyüzünü görmeden bencil et ihtiyacı için doğal yaşamda yaşama hakkından mahrum kalıyor. Halbuki doğal yaşamda yaşama hakkı var. İslam hukuku üretme kabiliyetinden kesilinceye kadar yaşamalılar da der. Mesela ben 2001'den beri et yemiyorum. Ama haram olduğu için değil, bu şartlara riayet edemediğim için yemiyorum.

Türkiye'de hayvan hakları iyi seviyede değil

- Türkiye'deki hayvan haklarının durumunu şu an nasıl buluyorsunuz?
- İyi bir seviyede olduğunu söyleyemiyorum, kısmi bazı düzenlemeler var. Türkiye'de sevgi insanı olmakta birleşilmedikçe, hayvanseverlik ve hayvan hakları konusunda köklü bir değişim olmaz. Örneğin her yaz Büyükada'ya gidiyoruz. Faytona altı-yedi kişi binmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Bazen bu atların ayakları kırılıyor, yolda düşüyorlar, doğru dürüst beslenmiyorlar. Köpeklerin durumu da feci... Sözde barınağa gönderiliyorlar, ama barınakta bakılmak için değil, gözlerden uzak ölmeleri için...

Hayvanlar üzerinde deney yapılması doğru değil

"Hz. Peygamber hayvanlar üzerinde deney yapılmasına, savaş talimi yapma amacıyla hayvanların öldürülmesine karşıydı. Bir gün bir arsada bazı kimselerin toplandığını, ortada bir tavukcağazın oradan oraya kaçmaya çalıştığını görünce durdu. Ciddi bir edayla 'Ne yapıyorsunuz?' diye sordu. Onlar da: 'Savaşta oku hedefe isabet ettirebilmek için tavuk üzerinde talim yapıyoruz,' dediler. Hz. Peygamber bu cevabı alınca üç defa: 'Canlıyı hedef alan melundur, canlıyı hedef alan melundur, canlıyı hedef alan melundur!' dedi. Günümüzde sözüm ona teknolojide ileri gitmiş ülkelerde ne deneyler yapılıyor. Bilimsel deney adı altında yara çıkaran mikroplar hayvanlara bulaştırılıyor."

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Cumartesi Sabah Haberleri

Kendini ciddiye alan bir bulmaca
Yalnız kalmaktan korkmayın
Ütopyanın çocukları Bayburt’ta
Buz kraliçesi: Dondurma
Köpeğiniz 'sezonluk' olmasın
Şarjı tüm gün unutun
Yerli Malı Mac Pro
Yeni iPhone'u indirebilirsiniz!
Kitap meraklılarına
Sadece giyimle sınırlı değil
Erkeğe indirimli şıklık fırsatı
Yaz kampında teknoloji ve doğa eğitimi
Evlenenlere hazırlık önerileri
Hissettiklerimi yazıyorum yazdıklarımı hissediyorum
Avantajlı alışverişin tam zamanı
Superman yine yeniden
Annesinden el aldı, kızı için çocuk kitapları yazdı
Her şeyiyle Antakyalı bir mekan
Hünerli ellerden yaratıcı tarifler
Kısa kısa
Kısa... kısa...
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol