Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Gözlerde sönen hayat

'Yunanistan'a kaçmak isterken yakalanan mülteciler....' Son dönemlerde ana haber bültenlerinin en rutin cümlesi... Pek çoğumuz için 20 saniyelik bir haberden ibaret bu olayların tam ortasında buldum kendimi geçen hafta...
Küçükkuyu Limanı'na geldiğimde Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın önünde olağanüstü bir hareketlilik gözüme çarptı. Sonra iskelenin üzerine dizilmiş, çoğu siyahi onlarca insanı fark ettim.
İnsan tacirleri tarafından bindirildikleri küçücük botlarla Midilli adasına çıkarılmak istenirken, Türk Sahil Güvenlik devriyesi tarafından yakalanmışlar. Tam 120 kişi... Aralarında kundaktaki bebekler, yaşlı kadınlar bile var. Iraklı, Afgan, Suriyeli... Gözlerine bakamadım...
Eski balıkçılardan öğrenmiştim; "Kılıç balığı ölürken gözüne bakma, unutamazsın. Çünkü o balık gözünden ölür" demişlerdi. Çocuk olduğum için yasağın gizemine kapılmış ve tekneye çekilen bir kılıç balığı can çekişirken gözüne bakmıştım. Gerçekten de unutamadım. Bir hayatın sönüşü, an be an o gözün içinde, adeta bir ekrandan izlenir gibi görülebiliyordu.
Mültecilerin gözünde de sönen o ışığı gördüm. Ellerindeki avuçlarındaki son parayı kaçakçı baronlarına vermişlerdi. Küçücük lastik botlarla hayatları pahasına umuda yol almışlardı. Şimdi ise hem umutları, hem de hayatları ellerinden alınmış gibiydi. Geldikleri yerlerde ölüm kol gezdiği için şimdi kendilerine nasıl davranılacağını bilmiyorlardı. O nedenle korku ve endişe içinde titreşiyorlardı. Belki de iade edilecekleri ülkelerinde onları ölümlerin en vahşisi bekliyordu.

KOMŞUNUN ETTİĞİNE BAK!
Aslında onları ilk fark edip yakalayan Yunan hücumbotlarıydı. Ama bürokratik işlemlerle uğraşmak istemediklerinden, onlar için para ve emek harcamaya gönüllü olmadıklarından; mültecilerin botlarını Türk karasularına kadar kovalayıp orada kaderlerine terk etmişlerdi. Tıpkı pisliği, çöpü halının altına süpürür gibi, onca canı Türk karasularına doğru süpürmüşlerdi.
Konuştuğum bizim görevliler bu durumdan artık bezmiş gibiydiler. Yaz-kış o bölgede Yunanlılar'ın bize doğru kovaladıkları mültecilerle uğraşmak zorunda kalmaktan yorgun düşmüşlerdi. Bunun için devriye botlarına binlerce dolarlık mazot koymak, ek personel bulundurmak, gece-gündüz devriye gezmek, onları sağ salim ülkelerine gönderebilmek için türlü masrafa ve emek sarfına katlanmak gerekiyordu. Ama o zavallı mültecilerin halini görünce 'Olsun' dedim içimden, 'Helal olsun...' Kötülüğü denize boca eden komşumuza inat, iyilik yapıp denize atmak bize yakışandı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA