HASAN BÜLENT KAHRAMANBaşta İstanbul olmak üzere, Bodrum ve Çeşme gibi tatil yörelerinde ödediğimiz yemek, içki vs. faturaları herhangi bir Avrupa ülkesindeki benzer bir tarifenin en az birkaç katı kadar yüksek
bir yazı yazdım. Bebek'e henüz yeni taşınmıştım. O tarihlerde eskiden olduğu kadar değilse de bugüne kıyasla epey 'asude' bir yerdi. Sabahları, her yeni yerleştiğim yerde yaptığım gibi, gideceğim kahveleri bulmuş, oralara devam ediyorum. O aralar harıl harıl, birbiri ardınca, daha sonra beni Bebek'te merkezin dışında bir yere taşınmaya zorlayacak kahveler, lokantalar, barlar açılıyor. Benim bir ayağım New York'ta. Ansızın fark ediyorum ki, ufak tefek alışverişlerde, ödediğim paralar dünyanın en önemli merkezlerinde aynı şeylere ödediğim paraların birkaç katı. Oturup o yazıyı yazıyor ve 'ödemeyin bu paraları,' diyorum. Sayısız insandan tepki geliyor. Yolda tanıyanlar çevirip beni kutluyor ama 'çaresiziz' diyor. Ne yapılabileceğini soruyor, o çaresizlik duygusunun ağırlığı altında ezilip, benim hiçbir şey söylemeden suratlarına bakışımla da büsbütün rahatsız olup yollarına ve paraları ödemeye devam ediyor. Bu yaz yolum çok kısa süreler için de olsa Çeşme ve Bodrum'a düştü. Bir kere daha insanların ödediği paralar, insanlardan istenen bedeller karşısında gözlerim yuvalarından fırladı. Ben neredeyse bütün hayatını ev dışında geçiren bir insanım. Hep söylediğim gibi bütün hayatım lokantalarda yiyip içmekle geçmiştir. Ayrıca kendime göre entelektüel bir zevk aldığımdan ve yemek yemekten, karın doyurmayı değil, arkasındaki entelektüel birikimi görmeyi, irdelemeyi anladığımdan yurtdışına yolum düştüğünde de hepsi birbirinden ünlü lokantalara giderim. Bütün paramı buralarda 'yemişimdir'. Bu yaz başında üç kişi Londra'ya gittik. Zaten her yemekten bir çatal alıp bıraktığımdan ve eşin dostun tabiriyle 'kuş kadar' yediğimden öğlen başka, akşam başka lokantadaydık. Bu konularda yazıp çizmekte henüz aşamadığım, içimde çözemediğim 'etik' bir sorun gördüğümden hiç söz etmesem de şunu söyleyebilirim ki, her biri kendi alanında bir tapınaktı bu lokantaların. Bir tek dakika içinde kanıtlayabilirim ki, oralarda üç kişinin yemeği için ödediğimiz para, İstanbul'da herhangi bir ortalama lokantada üç kişinin yediğinden misli misli eksikti. Düzeyi orantılayarak konuşacak olursak, bu defa yüzümüz kızarır. Özellikle bu son deneyimle tatil kentlerinin deneyimi üst üste çakışınca beni bir düşünce aldı. Nedir bu 'vurgunculuk' diye. Kendimce bazı açıklamalar geliştirdim.
Ahmet Çakar: Bizimki matadorla boğanın hikâyesine benziyor
Ahmet Çakar ve Erman Toroğlu, Kanaltürk'te yayınlanan, Telegol ve Son Kale isimli programda spor yorumculuğu yapıyor. Ama bu hafta yorumculuklarından ziyade, ikilinin aynı programda yaşadıkları ve yaşattıkları konuşuldu
İslam tasavvufu prangalı, dergâhı kapalı
Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç'ın 1995'te yazdığı tezi İbn Arabî Düşüncesine Giriş Şeyh-i Ekber ismiyle raflarda yerini aldı. İslam tasavvufu alanında yoğunlaşan, İslam Felsefesi üzerine çalışan Kılıç ile İbn Arabî kitabı vesilesiyle buluştuk
10 yıllık değişimin tanığı Çocuklar Duymasın
Çocuklar Duymasın ekrana "Merhaba," dediğinde tarih 2001'di. Dizi neredeyse 10 yılı devirdi ve şimdi yeniden atv ekranında izleyicisiyle buluştu. Peki bu 10 yıllık zaman zarfında neler değişti? Dizi, bir toplumsal fenomen olarak nelere temas etti?
Hintli yazar Kiran Desai: Doğululuk, vize kuyruğunda maymun gibi hissetmektir
1 Eylül'de Kaybın Türküsü adlı romanı Türkçede yayımlanacak, 2006 Man Booker Ödülü sahibi Kiran Desai, bu nedenle Türkiye'ye geldi ve sorularımızı yanıtladı. Desai, Orhan Pamuk'un da sevgilisi...
Tatilde Türk mutfağı efsanesi
Evin dışında yemek yeme kültürümüz yok. "Türk Mutfağı, dünyanın en zengin üç mutfağından biridir," diye kasım kasım kasılırız, sonra gittiğimiz yerlerde o mutfağın zerresini bile bulamayız
Milano moda dünyasının konuştuğu Türk
Çalıştığı moda markası için yaptığı kampanyalarla adını Milano'da duyuran Yiğit Turhan'ın işe girme hikâyesi de en az yaptıkları kadar enteresan
Kırmızı sırası erkeklerde
Kadın tavlamak için seksi kaslara da, spor arabalara da gerek yok! Bir araştırmaya göre kadınları etkilemek için bir kırmızı tişört bile yetiyormuş. Çünkü kadınlar, kırmızı giyen erkekleri daha güçlü, çekici ve seksi buluyormuş
Sonunda İstanbul'a hoşgeldim
Normandiya kıyıları, Paris kafeleri, Çeşme sahilleri, Budapeşte festivalleri bir kenara (evet, hepsini sevdim) İstanbul ayrı. Ne de olsa burası benim evim, sevdiğim, beni ilk günden daraltsa bile hep geri geldiğim
Arabistan'dan ses gelmiyor
Avrupalı bir turist, 80'ler TRT'sinin sosyal bilinçlendirme amaçlı kısa filmlerinden birinde "Peki siz, neden ülkenizi tanıtmıyorsunuz?"...
Sosyal paylaşımın yeni adresleri
İnternetteki yenilikler sosyal paylaşım sitelerini tekrar şekillendiriyor. Artık Facebook tekeli yok olacak. Peki ama yeni sosyal paylaşım alışkanlıklarını neler belirleyecek? Hangi siteler geleceğe yön verecek?
Kampusta feminist var
Sabancı Üniversitesi'nde çalışan, okuyan bütün kadınlar el ele verdi ve bir Kadın Araştırmaları Forumu kurdu. Akademisyenler, çalışanlar ve öğrencilerden oluşan Forum'un amacı kadın hakları alanında farkındalık yaratmak
Aynı parkın çocukları onlar
Sezen Aksu ve Haluk Bilginer'in çocukluk arkadaşı olduğunu, bilek güreşinde Aksu'nun Bilginer'i yendiğini biliyor muydunuz? İzmir'in Köprü semtinde onlarla aynı sokakta büyüyen bir diğer isim de Meltem Cumbul. Ve o anılar bir kitaba dönüştü
İftarı suşi ile yaparsak sosyal birliktelik zarar görür
Günümüzün Ramazan sofralarını konuştuğumuz Osman Serim: "Din ve gelenekler paralel yürür. Gelenekleri farklılaştırırken Ramazan'ın dini bir ay olduğu unutulmamalı," diyor
Bu dünyadan Ela geçti
Reşat Nuri'nin ay dededen istediği kızı Ela, ardında harika kitaplar ve dopdolu bir ömür bırakarak göçtü, gitti. Babasının ününden yararlanmaktan hep kaçınan Ela Güntekin, Tenten'i dilimize kazandıran kişiydi
Van'da Ermeni seferberliği
100 yılı aşkın zamandır ayin yapılmayan Akdamar Kilisesi 19 Eylül'deki ayine hazırlanıyor. O gün dünyanın dört bir tarafındaki Ermeniler, Van'a gelecek. Kentteki oteller aylar öncesinden dolunca eski komşularını mağdur etmek istemeyen 3 bin Vanlı, Ermenileri ağırlamak için gönüllü oldu
Yazın dağlarda serinleyin
Doğayı ve yürüyüşü sevenler, şehrin karmaşasından kaçıp kendi sınırlarını keşfetmek isteyenler, dağcılık faaliyetlerine katılıyor. Bunun için 'kar leoparı' olmanıza da gerek yok. Yazın, hafta sonlarında zirveye çıkmanın heyecanını yaşayanların sayısı artıyor
Bol bol su 'yiyin'
Suyu 'yemek', vücudun su gereksinimini karşılamak ve genç kalmak için, içmekten çok daha yararlı
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.