YAZARLAR
HAŞMET BABAOĞLU
HAŞMET BABAOĞLU
Yazıyı Dinle
İletişim
SMS: HASMET yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
Yöneticisi, medyası suçlu da taraftar suçsuz mu?
Not defteri
Tüy dikmek!

Yöneticisi, medyası suçlu da taraftar suçsuz mu?

Diyelim ki, UEFA suçlu, TFF suçlu, futbola her zaman elini sokan siyaset suçlu, medya suçlu, yargısız infazlara imkan veren emniyet ve yargı suçlu...
Ve biliyoruz ki, kulüpler kirli, yöneticiler kirli, futbolcular boğazına kadar kirli ilişkiler bataklığına gömülmüş...
Öyle öyle gelmişiz şu günlere...
Peki ya taraftarlar?
Türkiye'deki taraftarlık anlayışı temiz mi?
Diyeceksiniz ki...
Yahu taraftarın ne günahı var? Taraftar dediğin takımına aşık biri; yoksa gücü belli, parası ve ilişkileri belli; bu işlerde ne dahli olabilir?
Doğrusu...
Ben de taraftarın "saf" kalbinin futbol sektörünün en iyi niyetli tarafı olduğuna inanıyordum.
Ama bu ülkede yöneticilerin futbolu cehenneme götürdükleri yolu taraftarın sırtında taşıdığı "iyi niyet taşları"yla döşediğini fark edince, bütün bakışım alt üst oldu.
O yüzden tekrar tekrar şunu yazacağım: Futbolumuzun geldiği noktadan taraftarlar da sorumludur!
***

Aklı başında sandığımız ve memleket meseleleri üzerine analizlerini ciddiye aldığımız gazeteciler tuttuğu takım kazandığı sürece hiç sesini çıkarmayıp işler kötüye gidince aynı ligi "soytarılar tiyatrosu" olarak tanımlıyorsa...
Mahallenin ağabeyi, esnafların en hası, tartıların en kılı kırk yaranı diye bilinen bir bakkal tuttuğu takım maç kaybedince "sen de mamalayacaksın arkadaş, bak ötekilere!" diye yorum yapacak noktaya gelmişse... Çok sakin, çok itidalli bir akademisyen tuttuğu takıma kumpas kurulduğuna inandığı anda "kimse bizi durduramaz, kan çıkar" naraları atmaya başlıyorsa...
Bu işte çok ciddi bir yanlışlık var demektir.
***

Bugün "taraftar" dediğimiz tip...
Hayatında adalet ama sahada sadece galibiyet isteyen biri olup çıkmıştır. Yalan mı?
Oysa bir yöneticiyi hırslarına yenilmekten koruyacak, kirli veya yanlış işlere bulaşmaktan koruyacak en önemli dinamik taraftarın "temiz futbol" isteği değil miydi?
Nerde hani o istek, o talep?
Var mı?
"Vur, kır, parçala, bu maçı kazan" diye tezahürat yaparak geçirmedik mi son yıllarımızı?
E işte o zaman da...
Böyle başa böyle tarak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Merkür'ün geri gidiyormuş… ( 25.08.2011 )
Afrika, Arap Baharı ve Batı'nın sonbaharı! ( 24.08.2011 )
Nihat Doğan'ı eleştirmenin dayanılmaz hafifliği! ( 22.08.2011 )
Pazar notları: Şikâyet! ( 21.08.2011 )
Şehir... Ne onunla, ne onsuz! ( 19.08.2011 )
Şehirden kaçmak... ( 18.08.2011 )
Federasyon küme düştü! ( 17.08.2011 )
Afrika... ( 15.08.2011 )
Pazar notları: Sert merhamet! ( 14.08.2011 )
Gökyüzüne bakmak... ( 13.08.2011 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol