YAZARLAR
ATİLLA DORSAY
ATİLLA DORSAY
Yazıyı Dinle
İletişim
SMS: AD yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373

Güle Güle, Sevgili Esin

Esin Afşar da gitti. Ne ziyaretine gidebildim (bayramı geçirdiğim Selanik'teydim), ne de cenazesine... (İzmir'deydim, hala da oradayım).
Oysa çok uzun zamandır tanışırdık ve dost saydığım insanlardan biriydi.
Onu tiyatro sahnesinde göremedim sanırım. Ankara'ya gidişlerimden birinde olabilir mi? Belki, ama hatırlamıyorum. Sonraları şarkıcılık döneminde tanıdım. 1968'de devlet tiyatrosundan ayrılarak, dönemin modasına uydu ve Anadolu türkülerini Batı tarzı yorumlayan plaklar yaptı: Yoh Yoh, Kara Toprak, Zühtü gibi... Aşık Veysel veya Yunus Emre'yi caz duyarlılığıyla yorumlayan albümleri çok ilginçtir. Ve onun asıl mirası, bu Anadolu Pop'a yaptığı katkıdır...
Dostluğumuz, sonraki yıllarda yanında hep sevgili eşi Şener Aral olduğu halde (ama eski eşi rahmetli Kerim Afşar'ın soyadını korumuştu), sık sık karşılaştığımız tiyatro galalarında, sosyal gecelerde veya Vitali Hakko'nun Beyoğlu Güzelleştirme Derneği gibi yerlerde gelişti. Tam bir Atatürkçü idi, Türkan Saylan'ın Çağdaş Yaşamı Destekleme derneğinin de faal üyelerindendi. Ben 1991 yılında Cumhuriyet gazetesindeki krizde, İlhan Selçuk ve arkadaşlarının ayrılmasından sonra, kendime daha yakın bulduğum Hasan Cemal- Okay Gönensin ekibiyle kalınca, beni çok eleştirmişti. O dönemde başlayan ve eski okurların Cumhuriyet'i boykot etmesine yönelik eylemin de başını çekmiş ve hayli başarılı olmuştu.
1993 yılında Cumhuriyet'ten bu kez ben ayrıldığımda, benzer bir eleştiriyi ondan ve çevresinden yine aldım. Atatürkçülüğün en iyi, hatta sadece Cumhuriyet gazetesi tarafından temsil edilebileceğine dair bir görüşün keskin yandaşıydı. Ve bu konuda da oldukça bağnazdı.
Ama ideolojik tartışmalar gerçek dostlukları etkilemez. En azından ben böyle düşünüyorum. Onun için, bizimkisi de hep sürdü. Ben de onu genelde kendi tarzının dışında kalan Türk popunu (Sezen dahil!) sevmediği için eleştirirdim.
Konserlerini aralıklarla da olsa uzun zaman sürdürdü. Mutlaka haber verir, gidemezsek kırılırdı. Sonuç olarak, yüreği Türkiye sevgisiyle dolu, birçok şeyde çok yetenekli, altın kalpli bir insandı. Keşke hayatta olsaydı da yine tartışsaydık... Keşke daha çok görüşebilseydik.... Onu çok arayacak, sık sık anacağız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Selanik: İyi filmler, ateşli seyirciler ( 13.11.2011 )
'Yeşilçam dizilerle döndü!' ( 07.11.2011 )
Nostalji vitrinindekiler ( 06.11.2011 )
Sinema'nın en iyilerine bakarken ( 30.10.2011 )
Sizinki kaç santim? ( 23.10.2011 )
Osman Hamdi Bey'le ABD'yi buluşturan kazılar ( 17.10.2011 )
Filmekimi ve Altın Portakal ( 10.10.2011 )
Yerli diziler, yabancı diziler... ve çakmalar ( 02.10.2011 )
İstanbul'un siluetini korumak ( 26.09.2011 )
Menderes'i imarcı olarak anmak ( 20.09.2011 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol