Sözgelimi Anayasa Mahkemesi: Bugün, cumhurbaşkanı, 11 asıl üyenin 8'ini çeşitli yargı organlarının gösterdiği adaylar arasından seçiyor; 3'ünü ise re'sen belirliyor. Yeni düzenlemede, 17 asıl üyenin 3'ünü Meclis seçecek. 9'unu cumhurbaşkanı, gene eskisi gibi, yargı organlarının gösterdiği adaylar arasından belirleyecek; 5 asıl üyeyi ise, re'sen seçecek. Bir başka husus da şu: Anayasa değişikliği gerçekleşir gerçekleşmez, 4 yedek üye asıl üye oluyor ve mevcut 11 üyeyle birlikte Anayasa Mahkemesi'nin bu 15 üyesi, görevlerini emekliliklerine kadar sürdürüyor. Anayasa Mahkemesi, yeni düzenlemede 17 kişiden oluştuğuna göre, demek ki halihazırdaki yapıya sadece 2 kişi ilâve ediliyor. Bu durumda, "Anayasa Mahkemesi ele geçiriliyor" denilebilir mi? Ama daha geniş çapta bir demokratikleşme için, "Yargı organları -cumhurbaşkanının onayı gerekmeden- doğrudan Anayasa Mahkemesi, üyelerini seçsin" görüşü savunulabilir.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) seçilmiş üyelerinin sayısı 5'ten 19'a çıktığı için, elbette daha büyük oranda bir yenilenme söz konusu. Yargıtay'dan seçilmiş 3 üye ve Danıştay'dan seçilmiş 1 üye görevlerini, süreleri tamamlanıncaya kadar sürdürecek. 15 yeni üye geliyor. Ama 15 yeni üyenin, sadece 4'ünü cumhurbaşkanı re'sen atıyor; 1'ini Anayasa Mahkemesi seçiyor; 10'unu ise, alt kademe mahkemelerinin savcıları ve hâkimleri, birinci dereceye yükselmiş 4 bin 500 hâkim ve savcı arasından belirleyecek. Evet HSYK'nın yapısı büyük ölçüde değişiyor ama siyasi iktidarın bu Kurul'u ele geçirdiğinden söz etmek mümkün değil. Yalnız Yüksek Yargı'nın ağırlığının azıldığı söylenebilir. Zaten kıyamet de bu yüzden kopuyor. Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.