5 günlük hava durumu
16 Ekim 2011 Pazar
NAZLI ILICAK
Yazıyı Dinle
İletişim
SMS: NI yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
Deniz Feneri Avukatı Prof. Dr. Ersan Şen'e cevabımdır
Yanlış yapmayalım

Deniz Feneri Avukatı Prof. Dr. Ersan Şen'e cevabımdır

Dün, sütunumu baştan aşağı kaplayan Deniz Feneri'nin avukatı Ersan Şen'in açıklamasının sadece ufak bir bölümü beni ilgilendiriyordu. Ersan Şen, belli ki fırsatı yakalamışken kamuoyu ile paylaşmak istediği başka düşünceleri için de sütunumu kullandı. Meselâ, müvekkillerinin tutuklanmasını uzun uzun eleştiriyordu. (Zaten, benim "tutuklansınlar" diye hiçbir ifadem yok. Aksine, haksız tutuklamalara Ergenekon gibi Deniz Feneri'nde de karşı çıkıyorum.) Ersan Şen, savcıları, "Tutuklama sevk yazılarını şüpheli ve müdafilere göstermedikleri" için de tenkit ediyor. "Bilirkişi raporunun hâlâ hazırlanmamasının sebebini, hazırlanmışsa, neden kendilerine verilmemiş olduğunu?" soruyor.
Bu iki hususun da, benim yazılarımla hiçbir ilgisi mevcut değil. Keşke, avukat, esas tartışma konularına noksansız cevap verseydi. Tabii tahrifat meselesine de temas ediyor. "Şüphelilerin ortak oldukları şirketlerin mal varlığına tedbir konulmasını mahkeme reddetmişken, savcılar, kararın ret bölümünün üzerini örterek Tapu Sicil Müdürlüklerine ulaştırdılar" diyen Ersan Şen, "Mahkeme kararını tahrif eden savcılar suç işlediler" görüşünde.
Herhalde gözünden kaçtığı için yazımın can alıcı bölümüne hiç temas etmemiş. Ben şöyle bir iddia ortaya atmıştım: "Tapu Sicil Müdürlüğü'ne, kararın bir kısmını örterek gönderen savcı Nadi Türkaslan'dı. Diğer iki savcının (Mehmet Tamöz ve Abdulvahap Yaren), tahrifat olarak değerlendirilen bu işlemde imzaları yoktu. Peki onlar ne yapmıştı? Sadece, avukatların tedbirin kaldırılması yolundaki müracaatını reddetmişlerdi."
Neden her 3'nün de tahrifat yaptığı ileri sürülüyor?
İkinci bir sorum daha var: Şirketlerin mal varlıklarına tedbir konulması, mahkeme kararına rağmen, kararın bir bölümünün üstü örtülerek gerçekleşti... Öyle değil mi? Artık "örtü" kalktı. Neden tedbir devam ediyor? Bugünkü durumda o 3 savcı gitti... Mahkemelere yeni müracaatlar yapıldı. Duyduğumuza göre, sadece, Almanya'da Deniz Feneri Derneği kurulmadan önce (1999 öncesi), şüphelilerin şirketlerinin edindikleri cüzi miktardaki taşınmaz üzerinden tedbir kaldırılabildi. Bir de, miras yoluyla şüphelilere intikal eden gayrimenkuller üzerinde artık tedbir yok. Madem bu tedbir hile ile konuldu, niçin kaldırılamıyor? Benim aklıma gelen sebebi söyleyeyim: Hiçbir mahkeme, şüphelilere ait taşınmazlara tedbir konulmuş, böylece bu malların elden çıkarılması önlenmişken, aynı kişilerin, ortaklık yoluyla sahip oldukları şirketin gayrimenkullerinin satışının "ÖNLENMEMESİ" gibi çelişkili bir karara imza atmaz da onun için.
Türkiye'de, her türlü aksi iddiaya rağmen, yargı bağımsız, konular şeffaf ve hiçbir şey gizli kalmıyor. Sorumlular da er geç hesap veriyor. Dava sonuçlanmadan, şirket mal varlıkları üzerindeki tedbir bu yüzden kaldırılamaz.
Avukat Ersan Şen, uzun açıklamasında keşke bir başka iddiaya da cevap verseydi: Savcılar, avukatların "tedbir kaldırılsın" talebini kabul etmedi; haksızlık yaptı diyelim. Bu karara karşı, o tarihte, HSYK'ya müracaattan önce, Sulh Ceza ve Asliye Ceza mahkemelerine başvurulamaz mıydı? Gazetelerde yer alan iddialara göre, böyle bir başvuru dilekçesi Ersan Şen tarafından yazılmış ama, mahkemeye verilmemiş. Nasıl olduysa, tedbir kararına karşı itiraz dilekçesi, HSYK'ya gönderilen şikâyet dilekçesinin içine konulmuş. Bir başka ifadeyle, tedbir kararına itiraz resmiyet kazanmamış olmasına rağmen, HSYK'ya öyle takdim edilmiş. Keşke o uzun açıklamasında Şen, bu iddiaya da cevap verseydi.
Tekrar edeyim: Tabii ki şüpheliler tutuksuz yargılanmalı. Ama savcıları şikâyet ederek, HSYK'yı devreye sokarak, konu siyasallaştırıldıkça, bence şüphelilere faydadan ziyade zarar veriliyor.

***
Ersan Şen'e yönelttiğimiz cevap bekleyen sorular: 1) Savcı değişti, tedbir kalktı mı? 2) HSYK'ya şikâyetten önce, tedbir kalksın diye Sulh Ceza ve Asliye Ceza mahkemelerine müracaat edilmiş miydi? 3) Sadece Savcı Nadi Türkaslan mahkeme kararının bir bölümünün üzerini örtmüşken, neden 2 savcı da tahrifatla suçlanıyor?

Yazarın tüm yazılarını Facebook ve Google + sayfalarından takip etmek için tıklayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
AB İlerleme Raporu'nun HSYK'ya bakışı ( 14.10.2011 )
Köstebek var ama... kim? ( 13.10.2011 )
Köstebek, Beşir Atalay mı? ( 12.10.2011 )
Ölüm karşısında çaresizlik ( 11.10.2011 )
Hürriyet'in manşeti ( 10.10.2011 )
Süleymaniye'nin sırrı ( 09.10.2011 )
Taziye ( 08.10.2011 )
Andy-Ar'ın CHP araştırması ( 07.10.2011 )
"Benim şüphelim suçsuzdur" ( 06.10.2011 )
PKK, BDP, KCK ve devlet ( 05.10.2011 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol