Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Alevilik, CHP ve Kılıçdaroğlu

Gerçekçi olalım ve itiraf edelim. Adı CHP Genel Başkanlığı için ortaya çıktığı andan itibaren Kemal Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği üstünden de spekülasyonlar yapılmaya başladı.
Hem CHP açısından hem genel olarak Türk siyaseti ve solu açısından önemli bir durumdur bu. Çok uzun bir dönem CHP Türkiye'de Alevilerin adeta doğal olarak kendilerini özdeşleştirdikleri bir partidir. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi bu kesim kendisine ancak laik bir düzende yaşama imkânı olduğunu biliyordu. İkincisi 1950'den itibaren ortaya çıkıp milliyetçi- mukaddesatçı olduğunu söyleyen partiler klasik Sünni İslam üstünden ve onun için siyaset yapıyordu. Fazla bir seçeneğin kalmadığı bir ortamda özellikle 1970 sonrasında sınıfsal ve kimliğe dayalı bilincin arttığı bir dönemde Alevi-CHP ilişkisi de adeta kemikleşti. Buna mukabil Alevilere dönük en ciddi katliamlardan birisinin 1970'ler sonunda CHP iktidarı döneminde gerçekleştirilmesi nasıl bir tesadüftür?
Son zamanlara kadar bu doğrultuda gelen ilişki en nihayet Deniz Baykal'ın İstanbul'a seçilen il başkanı için "ilk kez Alevi olmayan birisi" diyerek getirdiği tanımla bambaşka bir çehre kazandı. Baykal, partiyi dar bir kimlik- mezhep siyasetinin dışına çıkarmaya çalışıyorsa bu önemliydi. Baykal, Alevileri dışlamaya yönelmişse ve partisinin ancak Sünni tabanla bütünleşerek daha geniş bir paydaya yöneleceğini düşünmüyorduysa bu gene önemliydi. Ama daha çok ikincisinin geçerli olduğunu sağır sultan bile duymuştu.
O arada AK Parti'nin Alevilere dönük girişimleri, ortaya koyulan yeni siyasetler, Alevilerin bıkkınlığı, devletle daha farklı bir düzeyde bütünleşerek rant alma beklentisi ortaya daha karmaşık ve sancılı bir ilişki çıkardı.
Bütün bunlardan sonra CHP içinde yükselen tek isim olan Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği vurgulanmaya ve bir kimlik özelliği olarak öne itilmeye başlandı. Kulislerde bunun üstünden siyaset yapıldığı bir gerçek.
Oysa bunun çok çarpıcı bir gelişme olduğunu kabul etmek gerekir. Kesinlikle sağ bir parti olan, yoksul, ezilmiş, dışlanmış kesimlerle hiçbir ilişkisi bulunmayan, sadece Gürsel Tekin'in son seçimler öncesinde İstanbul'da attığı bazı adımlarla belirli toplum çevreleri ve kimliklerle ilişki kurmayı akıl eden CHP'de bir Alevinin genel başkan olması kabul edelim ki, Türkiye'de önemli bir dönüşümdür.
Bu ne "Kılıçdaroğlu Alevi siyaseti yapar ve yapacaktır" anlamına gelir ne de herhangi bir tarafgirlik anlamına. Sadece ortadaki durumun bir tespitidir bu. Zaten eğer bütün mesele sadece bir Alevinin o özelliği nedeniyle seçilmesi veya desteklenmesiyse bu kökünden yanlıştır. Ben, Kılıçdaroğlu'nun bir imkân bulması halinde CHP'nin Baykal aracılığıyla sürdürülen "partiyi sağa çekme anlayışının" yeni bir modelle dönüştürülmesinden söz ediyorum. Partinin sollaştırılması sadece Alevilik üstünden ne olur ne olmalıdır. Ama bu bir kırılma noktası niteliği kazanabilir.
Şunu bilelim: Anadolu'da bugün hâlâ Alevilere dönük ve yerleşik bir dışlama, mesafelilik, belki korku mevcuttur. Gene onlara dönük katliamlar, kitlesel yok etme girişimleri de unutulmamıştır. Şimdi böyle bir gelişmenin sağlanması halinde bu neredeyse Obama'nın ABD'de başkan seçilmesiyle eşdeğer bir durum olarak değerlendirilmelidir.
Bakalım, göreceğiz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA