Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Sentez kimlikler çözüm olabilir

Umutlanmalı mı, yoksa ihtiyatı elden bırakmamalı mı?
Doğrusu, ben ikinci cephedeyim. Kuşkusuz ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkenin en ağır sorununun çözümü için Başbakan Tayyip Erdoğan'la buluşması önemli bir gelişmedir. Bunun dışındaki tablo ise belirsizdir. Zira CHP, Kürt Sorunu konusunda kendi içinde tutarlı ve içselleştirilmiş bir politikayı henüz belirlemiş değildir. Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun gündeme getirdiği "Kürt kimlikli vatandaşların hak ve özgürlük talepleri ve CHP'nin çözüm perspektifleri" başlıklı rapor kıyamet koparıp geçen yıl rafa kaldırıldıktan sonra, Kılıçdaroğlu'nun aniden inisiyatif alması hayli manidardır. Nedenine gelince...
CHP lideri, TBMM bünyesinde "Toplumsal Mutabakat Komisyonu" ile sivil alanda TBMM ile koordineli faaliyet gösterecek "Akil İnsanlar Grubu" oluşturulmasını önermektedir. Bu, öteden beri bilinen, içi doldurulmamış, riski diğer partilere dağıtmayı amaçlayan bir model görümündedir. Deyim yerindeyse "Komisyona havale" mantığından izler taşımakta, kritik kavşaklarda yan yollara sapmaya imkân tanımaktadır. Yani, "Biz iyi niyetli katkı verdik" mesajı ile başlayan, radikal adımlar atılacağı zaman "Bizden buraya kadar" demeye kapı aralayan, sorumluluğu iktidara havale eden bir yaklaşım izlenimi vermektedir... Belki de tek faydası, "Habur Sendromu" sonrasında toplumu yeniden "kapsamlı çözüme" hazırlamak olacaktır. Yoksa Kürt Sorunu ve çözümü yolunda söylenmedik söz kalmamıştır.

***

Şimdi "cesur kararlar" aşamasındayız.
MHP "kategorik karşı çıkış politikası" ile sürecin dışında kalarak belki de son siyasi kozunu oynamakta, olası komisyonda yer almayıp "ya hep ya da hiç" demeyi tercih etmektedir.
BDP'nin uygun zamanda sürece katılması ihtimal dahilindedir. Ve gereklidir.
Belirleyici husus "CHP'nin samimiyet ve kararlılığıdır." Bu yüzden ana muhalefet kurmayları bazı sorulara açık cevap verebilmelidir. Örneğin CHP, nihai çözüm adına yarın "genel affa" kadar varacak kararlara "evet" diyebilecek midir?
Bugün, hükümetin duruşu nettir. Terör örgütünün etkisizleştirilmesi, silahla siyasetin bağının koparılması, vatandaşın güvenlik kaygısının azaltılması, hatta Kürt siyasi hareketinin özgürleştirilmesi... Uygulanan güncel politika bir bakıma MHP'nin genel stratejisi ile şimdilik örtüşmektedir ama geçici bir dönemi kapsamaktadır. Kalıcı politikanın kaderi "siyasi cesarete" bağlıdır ve ileride CHP'nin kurumsal yapısı ile örtüşeceği kuşkuludur.
***

Yine de ihtiyatı elden bırakmadan umudumuzu koruyabiliriz...
Bir süredir Amin Maalouf'un "Ölümcül Kimlikler" kitabını okuyorum. Kürt sorununun gelip düğümlendiği nokta da burası... "Kimlik!"
BDP'li aktörlerin dile getirdiği şu gerçeği kabul etmek zorundayız. 1990'lardan itibaren Doğu ve Güneydoğu'da yeni bir kuşak yetişti. Çatışma ortamında büyüyen, örgüte sempati duyan, devlete kızgın, hayal kırıklıkları ile dolu bir kuşak bu... Halen Meclis'te bulunan ve İmralı ile Kandil arasında gelgitler yaşayan kadrolar ise "konuşularak çözüm bulunacak" son kuşak. Ancak onlar da "kimlik koruma" güdüsü ile biçimlenmiş, "ötekilerle hesaplaşma" içindeler.
Belki de çözüm bir dip dalgası şeklinde "sentez kimliklerden" gelecektir. Hem Türk hem Kürt kimliği taşıyan, her iki taraftaki acıları bilen, sayıları milyonlarla ifade edilen "bastırılmış kimlikler" ön plana çıkabilirse kolaylaştırıcı rol oynayabilir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA