Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

7 keşiş öyküsü

Yarın sona erecek Cannes Film Festivali'nde sıkı yapımlar yarışıyor. Enron skandalını konu alan "Wall Street: Para Asla Uyumaz" gibi. Bush yönetiminin Saddam'ı devirmek için ürettiği yalanları ve entrikaları sergileyen "Dürüst Oyun" gibi. Cezayir bağımsızlık savaşını tetikleyen "Konstantin katliamı" na (40 bini aşkın Cezayirli öldürüldü) ışık tutan "Yasadışı" gibi.
Ama biz en çok "İnsanlar ve Tanrılar" filminin vizyona girmesini iple çekiyoruz. Filmin Türkiye'de ilgi görüp görmeyeceğinden emin değiliz. Çünkü yoğun dini atmosferde, 7 keşişin Hazreti İsa gibi kendilerini feda etmelerini anlatıyor.
Senaryo, yani öykü baştan sona gerçek. Özetleyelim:
Cezayir'de 1992 başında yapılan genel seçimlerin ilk turunu "İslamcı Kurtuluş Cephesi" kazanınca, ikinci tur iptal edildi. Dolayısıyla ilk turun sonuçları da geçersiz sayıldı. Bunun üstüne ülkede kanlı bir iç savaş patlak verdi. "İslamcı Kurtuluş Cephesi"nin askeri kolu
"İslamcı Silahlı Grup" 1993 Ekim'inde Cezayir'deki tüm yabancılara ülkeyi terk etmeleri çağrısı yaptı.
Çekip gitmeleri istenenler arasında başkent Cezayir'in 100 kilometre kadar güneyine düşen Atlas Dağları'ndaki Tibihirine manastırının 7 keşişi de bulunuyordu.
Keşişlerin bölge halkıyla arası çok iyiydi. Onlara yiyecek yardımı yapıyor, hastalarını muayene ediyorlardı. Zerrece Hıristiyanlık propagandası yapmadan.
Ültimatom üstüne aralarında yoğun bir tartışma başladı. Kimi gitme yanlısıydı, kimi kalma. Günlerce, gecelerce süren felsefi ve dini tartışmalardan sonra kalma kararında uzlaştılar ve beklemeye başladılar.
Kader kapılarını 26 Mart'ı 27 Mart 1996'ya bağlayan gece çaldı.
Silahlı bir grup terörist manastıra geldi, yaralı arkadaşlarının tedavisi için onları sığınaklarına götürmek istediklerini bildirdi. Gidiş, o gidiş. 7 keşişi bir daha sağ gören olmadı.
30 Mayıs 1996'da cesetleri bulundu. Daha doğrusu sadece kafaları. Çünkü başları koparılıp bir yol kenarına bırakılmıştı. Bedenleri ise ortalıkta yoktu. Hâlâ da yok. "İslamcı Silahlı Grup" infazları üstlendi.
Film burada bitiyor ama öykü devam ediyor. Yıllar sonra Fransa'da Marc Trevidic adlı bir yargıç dosyayı yeniden açtı. Çünkü katliamla ilgili resmi senaryoda bazı gariplikler vardı: Örneğin, keşişlerin kafalarının teşhisine katılan Fransa Büyükelçiliği yetkilileri, en az bir başın "Onarılmış olduğunu" fark etmişlerdi. Ayrıca 7 kafa, Cezayir askeri birliklerinin bir kontrol noktasının hemen yanına bırakılmıştı. Ve nihayet, o olaya kadar teröristler rehinelerinin başlarını keserek infaz etmemişlerdi; sadece şah damarlarını keserek öldürüyorlardı.
Yargıç, Fransa Dışişleri, İçişleri ve Savunma bakanlıkları ile istihbarat örgütleri arşivlerinde bulunan bu katliamla ilgili belgelerin gizliliğinin kaldırılmasını istedi. Talebinin yüzde 90'ı karşılandı.
Ve yargıç belgeleri inceleyerek gerçeğe ulaştı: Cezayir askeri istihbaratı ve genelkurmayı teröristlerin 7 keşişi götürdükleri sığınağı daha ilk günden belirlemişti. Grubun yer değiştirmesi de anı anına izleniyordu. Yine böyle sığınak değiştirme sırasında helikopterlerden yaylım ateşi açılmıştı. Hedef gözeterek keşişler taranmışlardı. Bu katliamın silahlı kuvvetlerin işi olduğunu gizlemek için de keşişlerin başları bedenlerinden ayrılmış, birinin kafasındaki mermi izleri onarılmıştı.
Bir süre sonra "İslamcı Silahlı Grup"un lideri Ahmet Zituni de ortadan kaldırılarak katliamın izleri yok edilmişti.
Peki, Cezayir ordusu, daha doğrusu derin devleti niye 7 keşişi katletmişti? Cevap: Başta Fransa olmak üzere Avrupa'nın, hatta dünyanın Cezayir'de iç savaş sürdüren İslamcı grupları "Acımasız katiller" olarak görmesini sağlamak için. Ve de Cezayir halkını onlardan soğutmak için.
Bu öykü sizde bazı çağrışımlar yaptı mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA