Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÜLEYMAN YAŞAR

AK Parti'ye karşı niye isyan çıkmaz?

Türkiye'nin 2001'de yaşadığı en büyük ekonomik krizin ardından seçmen, 2002 seçimlerinde parlamentoyu tümden değiştirdi. Ülkeyi krize sokan siyasetçilerin yerine AK Parti'yi iktidara getirdi.
Seçmenin eski siyasileri tasfiyesi ve AK Parti'yi tercihi, laik olduklarını ileri süren kesimleri harekete geçirdi. İslamcılıkla suçladıkları AK Parti'yi iktidardan düşürmek için sayısız girişimde bulundular.
Önce darbe planları yapıldı. Ardından kapatma davası açıldı. Kapatma davası tutmayınca, bu defa ülkede ekonomik kriz çıkartarak hükümeti düşürme provaları devreye sokuldu. 2008'in eylül ayında Amerika'da derinleşen mali kriz sanki Türkiye'de çıkmış gibi bir ortam yaratılıp AK Parti Hükümeti yıpratılmaya çalışıldı.
Bazı işadamları ve köşe yazarları da bu siyasi suikasta omuz verdiler ve eğer IMF'den 35 milyar dolar borç alınmazsa Türkiye'nin dünyaya borçlarını ödeyemeyeceğini ileri sürdüler. Hatta yurtdışındaki bazı bankaların ekonomistlerine Türkiye'nin 120 milyar dolar bulamazsa 2009'da ekonominin batacağını bile söylettiler.
Anlayacağınız, IMF aracılığıyla Hükümet'in elini kolunu bağlayıp, Türkiye ekonomisine hastanede yatan bir ekonomi görüntüsü vererek AK Parti'yi itibarsızlaştırmak istediler. Bu tuzakları neyse ki Başbakan Erdoğan birer birer atlattı.
Gelelim bugüne... Son günlerde gene bazı siyasetçiler ve köşe yazarları, Arap ülkelerinde yaşanan isyanların bir benzerinin Türkiye'de de yaşanmasını isteyen bir söylem tutturdu. Oysa Arap isyancıların taleplerinin rol modeli Türkiye'nin ve Başbakan Erdoğan'ın Arap ülkelerinde itibarı oldukça yüksek.
Son sekiz yılda Türkiye'de sağlanan ekonomik başarıyla 2002'de 3 bin 492 dolar olan fert başına gelirin 2011'de 10 bin 624 dolara çıkması Arap halklarının dikkatini fazlasıyla çekmiş durumda.
Peki bütün bunları niye anlattık? Türkiye'de de Arap ülkelerinde çıkan isyanları AK Parti'ye karşı başlatmak isteyenlerin boşuna hayal kurmaması için anlattık.
IMF uzmanlarından Rabah Arezki ve Markus Brückner, yeni yayınlanan "Food Prices and Political Instability" başlıklı makalelerinde 120 ülkeyi kapsayan bir araştırma yapmışlar. İki uzman, gıda fiyatlarının küresel olarak yükselmesi sonucunda, net gıda ihracatçısı olan ülkelerde fert başına gelirin arttığını, net gıda ithalatçısı olan ülkelerde ise fert başına gelirin gerilediğini, refahın azaldığını ileri sürüyorlar. İsyanları ve politik istikrarsızlığı gıda fiyatlarındaki artış merceğinden değerlendiriyorlar.
Bu süreçte net gıda ihracatçısı ya da ithalatçısı ülke olmanın önemine dikkat çekiyorlar.
IMF uzmanlarının değerlendirmesine göre Türkiye sürekli net gıda ihracatçısı bir ülke olarak görünüyor. 2010'un ilk 11 aylık verileri uyarınca, Türkiye'nin gıda ürünü ihracatı 10.5 milyar dolar, gıda ürünü ithalatı ise 6.5 milyar dolar tutuyor.Yani Türkiye net gıda ihracatçısı bir ülke kategorisinde yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye'de, çoğu gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle refahı gerileyen Arap halklarına benzer bir görünüm yok.
İşte bu nedenle, "Araplardaki isyan tuttu, siz de yapın" düşüncesiyle halkı AK Parti Hükümeti'ne karşı kışkırtmak mümkün değil.
Hükümeti düşürmek için darbe, kapatma ve ekonomik kriz çıkartmak dahil, yaptıkları tüm girişimler boşa çıkanların, halkın tercihini yansıtan genel seçimlere inanmaktan başka çareleri yok. Doğru olan da zaten bu: Halkın tercihlerine inanmak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA