X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Fecir ALPTEKİN: Tolstoy'a bunu yapma!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Fecir ALPTEKİN: Tolstoy'a bunu yapma!

  • Giriş Tarihi: 5.1.2013

2012'nin son haftasında pek çok yeni film gösterime girdi… Hangisine gitsek diye düşünenler için kısa fikirlerimi aşağıda paylaşıyorum:
Aşk/ Amour… Cannes'da Michael Haneke'ye Altın Palmiye getiren, çok konuşulan ve uzun zamandır beklenen film! Yaşlı bir çiftin hayatlarının son deminde hastalıklarla darbe yiyen aşkı, bir hane içinde kocanın bütünüyle karısının bakımını üstlenmesi sonucu ortaya çıkan dram… Bilinmeyen Kod, Piyano Öğretmeni, Kurdun Günü, Saklı ve hele de Beyaz Bant'ı çekmiş Haneke'den, böyle bir konuyu izleyiciyi omuriliğine kadar sarsacak kuvvette çekmesini beklerdim… Yine alabildiğine gerçekçi, keskin, usta işi bir film ancak beklentimin uzağındaPi'nin Yaşamı/ Life of Pi… Aynı şekilde, en sevdiğim yönetmenlerden biri olan, hatta tüm zamanlarda en sevdiğim filmlerden saydığım Aşk ve Yaşam'a imza atmış Ang Lee'nin belki de en vasat işi… Deniz kazası sonucu okyanusun ortasında aynı sandalda mahsur kalan kaplan ve delikanlı… Yaşam mücadelesi üzerinden, inanç sistemleri ve insan iradesi üzerine bir sorgulama… Ancak iddiasının altını dolduramamış, derinleşememiş, anlatımda da ne yazık ki resimli roman ya da çocuk filmi havasını aşamamış... İyi tarafı, kesinlikle eğlenceli ve görüntüleri mükemmel. 3D'nin zirvesi! Anna Karenina… Benim özel yönetmenlerimden olmasa da, Joe Wright daha önce Kefaret'te, Aşk ve Gurur'da edebiyat uyarlamaları ve dönem filmleri konusundaki başarısını kanıtlamıştı. Bu kez ise dünya edebiyatının en büyük eserlerinden biri üzerinden biçim denemesine girişmiş… Şimdi gel de söyleme, "Tolstoy'a bu yapılır mı yahu!"… Her türlü yaratıcı girişime saygı duysam da, eşsiz Anna Karenina metninin ne sebeple olursa olsun "harcanmasına" gönlüm razı gelmedi!
Edebiyat uyarlaması denince şöyle ağdalı bir anlatım, çok güçlü bir senaryo, etkili diyaloglar beklerim ben… Oysa burada - oyun yazarı Tom Stoppard'ın elinden çıkmış senaryoya rağmen - azıcık konuşma, sürekli bir hareket ve sahne değişimi, yorucu bir sanat yönetimi gösterisi var… Ve bu hız ne yazık ki eserin duygusunu, doğal ritmini bozuyor. Hani ortaya yepyeni bir şey koymak desem, o da değil… "Tuval" görüntülerle film çekme işini Peter Greenaway, teatral anlatımı Lars Von Trier, ironik hikayelemeyi Buz Luhrmann zaten yaptı. Şimdi gidin Greenaway'in 1989 yapımı Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı filmine, tüm bunların alasını göreceksiniz! Demek istediğim şu ki… Yönetmen görsel olarak zengin bir işe imza atmış ama öykünün derinliğini ve seyir zevkini ne yazık ki kaybetmiş… Klasikten alacağımız haz, yerine konulmasına değmeyecek bir biçim denemesiyle heba edilmiş. Diğer yandan Anna Karenina gibi şahane bir kadın Keira Knightley bedeninde bütün cazibesini yitirmiş. Keza, o dillere destan Kont Vronsky burada kılkuyruk bir çocuk görünümünde… Filmin en iyisi, aldatılan koca rolünde Jude Law. Artık gidip gitmemek, görüp görmemek size kalmış!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.