X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hasan SUBAŞI: Akiller ve malum süreç
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hasan SUBAŞI: Akiller ve malum süreç

  • Giriş Tarihi: 16.4.2013

Akil olmak da ne zormuş meğer. İktidarın göze aldığı zor ve sancılı bir süreç… Akiller bu sıkıntılı zor süreci paylaşacaklar hatta yer yer tepkilere kalkan olacaklar!
Muhalefet ise "aklını kiraya verenlere akil denir mi" diyor!
Hükümetin görevli memurları gibi görüyor onları. Hatta bölücülük olarak yorumluyor yapılan işi.
Vatandaşın muhalif olanı, akillere "nerede bayrağınız" diyor? Onları, BDP yandaşı gibi gördüğünü ima ediyor!
Hülya Koçyiğit, "bizi linç ediyorlar" diye yakınıyor…
Zor görev gerçekten ama ne yapabilirdi akiller?
Barış ihtimali az ya da çok buna katkı sunmak az şey mi? Bu yolda adım atmak bile onurlu ve önemli bir görev
. Yaşam boyu insanlar akil olsun olmasın gerekli gereksiz ne işlerle uğraşıyor.
Böylesine anlamlı bir görev için "barış" için kim çaba göstermez ki? Belki bu sürece inanmayanlar katkı sunmak istemez. Onların da neden inanmadığını anlamakta zorluk çekiyorum. Bu iktidarı beğenmek desteklemek zorunda değiliz. Sevmeyenler hatta nefret edenler olduğunu biliyoruz. Başarılı olmasını istemeyen de çok ama bu süreç hepimizin ortak kaderi, geleceğimiz. Ülkenin kaderi ile çok ilgili, politik çıkarların üzerinde bir konu… Doğu ve Güneydoğu'da halk, yüzde 90 oranında bu sürece inanıyor, daha doğrusu yıllardır çaresiz ve çözümsüz olduğu için destek vermek zorunda, hem de gönülden… Kürt çocuklarının bir kısmı dağa kaldırılıp teröre bulaştırılıyor bir kısmı da orduda askerlik görevini yaparken şehit düşüyor.
Böylesi nerede var? İrlanda, İspanya, Güney Afrika? Hiçbir yerde benzeri yok. Orada halk, hem devletin hem terörün baskısı altında kaldı… Bunu inkar edenlerin dünyadan haberi yok derim.
Batıda ise destek yüzde 60'larda. Desteğin daha az olmasının nedeni teröre ve Ak Parti iktidarına kızgınlık! Terörü lanetlememek kızmamak mümkün değil.
Kabul, ama bu sürecin sonucunda barış ve huzur varsa… Doğuda gözünü bu sürece dikmiş ve elini uzatmış milyonlarca Kürt yurttaş için, hepimiz için, çocuklarımız ve ortak geleceğimiz için olduğunu görmek zorundayız…
Bu ülkede yaşanan birçok huzursuzluk ve şiddette, devletin hantal yapısı ve doğru adımları, zamanında atamamasının payı az değildir. Geçmişimizde, siyasetin çözüm bulacağı konuların, tümünün askere havale edilmesi ve askerin de bunu dayatması çözümleri ertelemiştir. Batıda teröre ve hükümete olan kızgınlık süreci doğrudan etkiliyor. Çünkü eskiden devletin ve askerin görev alanı olarak görülen terör, Kürt sorunu, kısacası "güvenlik" bugün siyasetin yetki alanında kalmıştır. Doğrusu budur ama hızlı değişime ayak uydurmak da kolay olmuyor… Bu gün Ak Parti ve BDP sürecin doğrudan aktörleri haline gelmişken diğer partilerin direnmesi bundandır. Ak Parti ve BDP seçmeni geçmişin Türkiye'sinde çeşitli baskıları daha çok hissetmiş kesimdir.
Sürecin dışında kalan partiler ise geçmişin devlet iktidarının özlemini duyduklarını zaman zaman hissettiriyorlar!
Şöyle özetleyebiliriz ne akiller ne ben ne de benim gibi sürece destek verenler aman olan bitenler iktidara yarasın anlayışı ile hareket etmiyor… En azından ben etmiyorum.
Bizim desteğimize ihtiyacı olacağını da zannetmiyorum.
Bana göre, güvenlik, anayasa ve ihtiyaç duyulan demokratik yaşamı kurmak artık siyasetin işidir… Siyasi partiler bu süreci görmezden gelerek, olası bir hayal kırıklığında kendilerini bu işten sıyıramazlar! Adı "barış" olan bir sürece katkı vermiyor görüntüsü hoş değildir. Tek başına iktidarın sorumluluk alanına bırakmak siyasetten el çekmek demektir! İktidarın bu süreçteki eksik ve hatalarını muhalefet daha iyi gözleyip yönlendirici olabilir.
Eleştirileri de daha etkili olur. Nasıl ki referanduma hayır süreci muhalefeti zayıflattı, yine aynısı olur…

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.