X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yaşlı bakımının sırları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yaşlı bakımının sırları

  • Giriş Tarihi: 3.5.2013

Akdeniz Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım Hizmetleri Programı Öğretim Görevlisi ve Erasmus Türkiye Büyükelçisi Çoban, öğrencilere yaşlı ve engelli bakımının inceliklerini öğretiyor

Akdeniz Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Yaşlı Bakım Hizmetleri Programı Öğretim Görevlisi ve Erasmus Türkiye Büyükelçisi Mustafa Çoban, öğrencilere yaşlı bakım hizmeti eğitimi vermenin yanında, onların duygularını da incitmeyecek davranışları öğrettiklerini söylüyor. Türkiye ve dünyada yapılan en büyük yanlışlardan birinin yaşlı ve engelliyi 'benzetme'ye çalışmak olduğunu anlattıyor.

SAYGIYI ÖĞRENİYORLAR
Akdeniz Üniversitesi'nde Yaşlı Bakım Hizmetleri eğitimi gören öğrenciler yaşlıların sağlık bakımlarının yanında onların ruhunu da iyi edecek eğitimler alıyor ve uyguluyor. Okuldaki eğitimlerini Büyükşehir Belediyesi ile birlikte gittikleri evlerde yaşlılar ve engelliler üzerinde uygulayan öğrenciler kendi yaşamlarında da yaşlı ve engelliye saygılı bireyler olarak topluma atılıyor. Bu konuda eğitim veren öğretim görevlilerinden biri Mustafa Çoban. Kendini bu konuda geliştiren, yaptıkları çalışmalarla öğrencileriyle başarı belgeleri de alan Mustafa Çoban'ın en çok üzerinde durduğu konulardan biri yaşlıları veya engellileri başka birine benzetme çalışmalarına bir son verilmesi. Mustafa Çoban Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi mezunu. Yüksek lisansı ve doktorası da sağlık yönetimi. Yaptığı akademik çalışmaların çoğu yaşlı bakım ve evde bakım hizmetleri üzerine. Çoban'ın evde bakım ve yaşlıların bakımıyla ilgili ilk adımı yüksek lisans dönemlerinde atılmış. 2000 yılında 'Evde bakım hizmetleri' konusunda çalışma yapacağını duyan herkes gülme gereği duymuş, çünkü daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamışlar. Ancak bu çalışmalar onun için dönüm noktasıymış: "Evde bakım konusunda tez yapılır mı? diye sordular. Çünkü çok çalışılmamış bir konuydu, bizim gerçekliğimizle örtüşmüyordu. Aslında o benim için dönüm noktasıydı. O zaman yüksek lisans hocam bu konuda Türkiye'de belki de benimle birlikte ilk çalışanlardandı. Daha sonra doktora tez konum yine evde bakımla ilgili oldu. Bu kez Avrupa'daki evde bakım modellerini inceleyip Türkiye için bakım modeli oluşturmak istedim. Ama ister istemez evde bakım sadece yaşlıyı içermiyor. Engelliler de var. Yaşlı odaklı çalışmak zorundasınız onlarla birliktesiniz hep. Ama bu tabi ki çok ciddi bir tehlike aslında hizmeti sınırlandırıyor ve akademik bir körlüğe sebep oluyor. Evde bakımda çalışırken oluşabilecek en büyük risklerden bir tanesi zamanla bakıyorsunuz ki yaşlı odaklı düşünmeye başlıyorsunuz. Ben yüksek lisans tezimi hazırlarken bu tuzağa düştüm. Tuzak dedim ama o benim için kurtarıcı oldu. Evde bakımın sadece yaşlı boyutunu çalıştım ben. Evde bakımı yaşlılara endekslemek çok büyük hataydı. Ama bu hata benim için kazanç oldu. Gerçekten Türkiye yaşlanıyor ama bununla birlikte kültürel bir değişim de yaşıyor. Erasmus programı kapsamında Almanya'ya gitmiştim. Orada 5 günlük intihar ve medya konulu konulu bir ders verdim. Türkiye'de yaşlıların neden az intihar ettiğine ilişkin bir soru geldi. Aslında iki sebebi var biri gerçekten doğru mu bilmiyorum belki de yaşlının intiharını gizliyoruz. İkincisi aile desteği intiharı azaltıyor. Derken ben yine yaşlı bakımı konusuna döndüm."

BAŞKASI ADINA DÜŞÜNMEYİN
Öğrenciler,Büyükşehir Belediyesi'nin evde bakım firmasında staj yapıyor. Yani uzman hekim ve hemşirelerle birlikte yaşlı ve engellilere hizmet için çalışıyorlar. Hizmet ettikleri kişilerin yaşamlarından etkilenip derste öğretmenlerine ve arkadaşlarına anlatıyorlarmış. Mustafa Çoban, huzurevlerinin bilinenin aksine gerçekten huzurlu yerler olduğunu söylüyor. Yaşlıların buralarda akranlarıyla olmalarının onları daha mutlu ettiğini anlatıyor. Sadece tek bir sorunun ortaya çıktığını bunun da yapılacak farklı çalışmalarla yok edilebileceğini belirtiyor: "Huzurevlerindeki en büyük eksiklik yaşlı ve engelliyi benzetmeye çalışıyoruz. Bu ne demek mesela engelliye futbol oynatmaya çalışıyoruz, barfiks çektirmeye çalışıyoruz. Yaşlı ve engellilere ait yeni kültürler geliştirmemiz gerekiyor. O nedenle başarılı olamıyoruz. Yaşlı tiyatroya gitmeyi seviyor ön kabulü yaparak onu tiyatroya götürüyoruz. 75 yaşına kadar tiyatroyla gitmemiş bir yaşlıyı tiyatroya götürüyoruz. Sonra 'yaşlı tiyatrodan hoşlanmıyor, istemiyor' diyoruz.. Bu bizim için önemli bir sorun çünkü biz yaşlıyla çalışırken öğrencilere bunu söylüyoruz yaşlının ne düşündüğünü öğrenmek gerekiyor ön kabullerimiz çok kötü birşey. Eğitim sistemimizde öğrencilerimize kazandırmak istediğimiz en büyük becerilerimizden biri: Sen başkası adına düşünme."

YÜZDE 50 ERKEK ÖĞRENCİ ŞAŞIRTICI

Türkiye'de 'bakım' kelimesi kadınlarla özleşen birşey. Bunun ne kadar yanlış bir düşünce olduğunu çok az insan fark etse bile Yaşlı Bakım Programı'ndaki öğrenci sayısının neredeyse yüzde 50'sinin erkek olması sevindirici bir gelişme aslında: "Bölümümüzde öğrencilerimizin yüzde 50'ye yakını erkek. Sağlık sektöründe bu rakama ulaşmak çok zor. Bu sektörde genellikle kadınlar hakim. Başka okullardaki bu programlarda kadın sayıları yüzde 80-90'larda. Aslında erkek ilgisi güzel bir gelişme ama bu gelişmenin sebebini kimse bilmiyor."

ÖĞRENCİYLE İÇİÇE
Mustafa Çoban akademik eğitiminin ardından Çevre Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmış. Sakarya Üniversitesi'nden teklif geldiği dönemde, Akdeniz Üniversitesi'nde de Yaşlı Bakım Programı açılacağını duyunca son anda Antalya'da kalmaya karar vermiş: "Yaşlı Bakım Programı'nda çok şanslı bir ekibiz aslında. Buradaki tüm hocalar öğrencilerin isimleri bir tarafa anne ve babalarının isimlerini dahi bilir. Bu aslında çok üniversitede olmayan bir şey çok içiçeyiz."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.