X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eski Antalyalılar nasıldı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eski Antalyalılar nasıldı?

  • Giriş Tarihi: 7.7.2013

29 Haziran benim doğumgünüm. Bu kentteki yaşamım 70 yıla yaklaştı. Ben bir Antalyalıyım. Antalyalı nasıl bir insandır; nasıl yaşar bilir misiniz?

Daha 1950'li yıllara kadar Antalya, şimdi olduğu gibi kalabalık değildi. Ancak 27 bin kadar nüfusu olduğundan, yabancı çehreler hemen dikkatimizi çekerdi. Yani eskiden Antalya'da sadece Antalyalılar otururdu. Onlar son derece güler yüzlü, hoşgörülü, terbiyeli insanlardı. Antalya'nın esas yerlisi, gönlü bol, kanaatkâr kimselerdi. Bu esas yerliler esnaflık yapar; tüccarlar ise Korkuteli ve Aksekililerdi. Sonraları, Isparta, Bucak ve Burdurlular geldi. Onlar otelcilik, daha sonra nakliyatçılık, otobüsçülük yaptılar. Antalyalıların kendilerine has, konuşması ve kullandığı kelimeler vardı. Örneğin, 'Abu, Gari, Ene, Ağam, Garim, Bi de, Bubam' gibi kelimeler konuşma arasında sıkça geçerdi. Kötülük yoktu, hırsızlık yoktu, cinayet hiç yoktu. O kadar yoktu ki binde bir kan dökülünce, ardından bu olayı anlatan bir türkü, bir destan yakılırdı. Fakat daha sonra 70'li yılların sonunda şiddet Antalya'ya da geldi. Gencecik insanlar birbirlerini öldürür oldular. Kendinizi tam bir güven içinde hissedemezdiniz artık.

GÖÇLER HER ŞEYİ ALIP SÜPÜRDÜ

1980'li yılların başında da göçler, Antalya'dan her şeyi alıp, süpürdü. Renkli insanlar filan kalmadı artık ortada. Şimdi her bir yanda yükselen çirkin beton binalar yüzünden Antalya eski güzelliğini yitirdi. Eskiden tek katlı evlerin bahçe duvarlarında uzanmış Rodos Çiçekleri, Yaseminler vardı. Bunlar da yok oldu. Çiçek yerine bol bol plastik panjurlar var şimdi. Antalya yerlilerinin birçoğu, portakal bahçelerini ya da topraklarını satarak zenginleştiler. Bir anda zenginleşince güzel huyları da değişti. Çoğu bugün üst üste yığılmış beton kutularda oturuyor ve bugün sadece para konuşuyorlar artık.

BİRLİKTE GÜL GİBİ YAŞARLARDI

Antalya halkı yüzyıllar boyu, Hıristiyan, Rum, Ermeni, Yahudi gibi çeşitli etnik gruplardan oluşmuştur. 1798/99 yıllarında Napolyon'un Mısır'ı istilası üzerine Mısır'dan kaçarak Antalya'ya yerleşen Araplar ve tüccar Venediklilerle Kaleiçi'nde iç içe yaşamak zorunda kalmıştır. Bunun sonucu olarak hepsi birbirlerine alışmışlar, aynı kentin vatandaşı olarak birbirlerine büyük bir hoşgörü göstermişlerdir. İnsanların bu ırk çeşitliliği, Antalya'da bir kültür mozaiği yaratmıştır. İsteyen camiye, isteyen kiliseye ibadetini yapmaya gitmiştir. Rumlarla Türkler, diğer azınlıklarla Türkler çok iyi dostluk edelerdi. Herkes birbirini tanırdı. Hasta mı sağ mı? Hangi ırktan veya dinden olduğu önemli değildi. Önemli olan komşuluktu. Bu birlikte yaşam, 1919'larda İtalyan işgaline kadar sürmüştür. İtalyan işgalinde Rumlardan çoğunluğunun İtalyanlarla işbirliği yapmaları bunların sonunu hazırlamıştır. l920'de Ankara Hükümeti'nin kurulmasıyla, 1922 Ekim'inde çevrede oturan Rumlar Antalya'dan ayrılarak Atina'ya gitmişlerdir. Onların yerine 1924'te Selanik'ten, Kesriye'den, Mora'dan, Misistre'den gelen Türk mübadilleri, Kaleiçi ve çevresine yerleştirilerek, Rumların yerine "Yeni Antalyalı" olmuşlardır. Daha önce de 1822-23 yıllarında Mora Yarımadası'ndan gelenler Kızılsaray Mahallesi'ne; 1897'de Girit'ten gelen Türk göçmenleri de Şarampol denilen semte yerleştirilmişlerdi. 1913 yılında da Üsküplüler ve Çerkezler muhacir olarak Antalya'ya geldiler. 1950'li yıllarda Bulgaristan'dan gelen Türk göçmenler, Antalya'da yeni bir halk mozaiği oluşturmuştur. O yıllarda, sokaklarda, çarşılarda bozuk Türkçesiyle konuşan göçmen kadınlarını ve erkeklerini her zaman görmek mümkündü.

ANTALYALI AZLA YETİNİR
Kanaatkârlık Antalyalının en önemli özelliklerinden birisidir. Asla açgözlü değildir. Çok kazanmayı bilmez. Benim kentimin insanı merttir, delikanlının şahıdır ama racon kesmeyi bilmez. Mertliği hayat tarzıdır ama "delikanlılığın kitabını yazdım uleeeyn" diye, keko keko ortalıkta dolaşmaz. Sonradan görenlere veya hiç görmemişlere tahammülü yoktur. Mümkün olduğu kadar kaliteli, ama sade bir yaşamı tercih eder. Şaşalı düğünler, gösterişli partiler vermez. Ama benim kentimin insanı, bu ülkedeki herkesten daha çok eğlenmeyi bilir. Muhabbetinden keyif aldığınız; onunla birlikte olduğunuzda kendinizi en doğal halinizle bulduğunuz bir arkadaşınız varsa, düşünün bakalım Antalyalı mı? Evet kentimin insanı biraz üşengeçtir, geniş geniş yaşamayı sever. Kahvede, bir çay bahçesinde otururken muhakkak üç sandalye kullanır, telaşsızdır. Hırs kelimesinin ne anlam taşıdığını pek bilmez. Çok iyi niyetlidir. Ama bunu aptallık olarak yorumlayanı da affetmez. Kavga sevmez. Ülkede ne olup ne bittiğini, ne dolaplar çevrildiğini çok iyi bilir ama bunu, hiçbir zaman meydanlara çıkıp taşlı sopalı göstermez. Bunu "Ay ne tepkisiz, duyarsız kent" diye yorumlayanlara, her seçim zamanı cevabını sandıkta sessiz sedasız verir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.