X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Baharla hazan birleşemez!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Baharla hazan birleşemez!

  • Giriş Tarihi: 30.7.2013

Avni Anıl'ın bestesini hatırlayan, başlığın devamını getireceklerdir "ortada yaz var, sen baharında çiçeklen ben hazanımda solayım…"
Tunus'ta başlayan daha sonra bütün Kuzey Afrika'ya yayılan ve Tahrir Meydanı'yla özdeşleşen "Arap Baharı", çok kısa zaman diliminden sonra, beklenmeyen bir askeri darbe ve arkasından da Adevviye Meydanında, darbe karşıtlarına girişilen katliamla, "Arap Hazanı"na dönüştü.
Ortada "Yaz" denemeyecek zaman dilimi, Müslüman Kardeşler teşkilatının desteklediği kısa bir "Mursi" dönemidir.
Mursi yanlıları ile askeri darbe yanlıları ayrı iki meydanda, aslında bir kimlik arama savaşı veriyorlar.
Tunus yeniden karışmaya başladı. Sırada hangi ülkeler var, yaşayıp göreceğiz. Turizm potansiyeline sahip bu ülkelerde, büyük kriz yaşanıyor. Barış, güvenlik ve demokrasi olmayan ülkelerden kuşkusuz turizm de kaçıyor.
Lübnan asıllı yazar, Amin Maalouf'un "Ölümcül Kimlikler" kitabından, altını çizdiğim alıntılarla toplumların özellikle de Müslüman toplulukların, kimlik sorununa dikkatinizi çekmek istiyorum. "Hızlı küreselleşmenin, kimlik ihtiyacının güçlenmesi gibi bir tepkiye yol açtığına hiç kuşku yoktur. Bu kadar ani değişimlere eşlik eden varoluş sıkıntısı yüzünden, maneviyat ihtiyacının çoğalmasına da. Oysa bu iki ihtiyaca sadece dinsel aidiyet cevap verebilir ya da en azından cevap vermeye çalışabilir." "Kimliğimizi kaybetmeden nasıl modernleşebiliriz. Kendi öz kültürümüzü yadsımadan Batı kültürünü nasıl özümseyebiliriz? Batı insafına kalmadan onun bilgi ve tekniğini nasıl kazanabiliriz?" "Çoğu zaman dinlerin halklar üzerindeki etkisine çok fazla yer veriliyor, halkların ve tarihin dinler üzerindeki etkisine ise yeterince yer verilmiyor.
Etkileşim karşılıklı, biliyorum; toplum dini biçimlendirir, din de toplumu; buna rağmen belli bir düşünce alışkanlığının bizi bu diyalektiğin sadece bir yüzünü görmeye sürüklediğini, bunun da bakış açısını özellikle çarpıttığını fark ediyorum." "Avrupa'yı Hıristiyanlık mı modernleştirmiştir?
Modernleşmenin dine karşı gerçekleştirildiğini savunacak kadar ileri gitmeden, dinin bu gelişmenin lokomotifi olmadığını, daha çok, çoğu zaman vahşice bir dirençle sürekli karşı çıktığını ve bu direncin kırılması ve dinin uyum sağlaması için değişim baskısının derin, güçlü ve sürekli olması gerektiğini söylemek mantıklı olacaktır. Müslüman dünyası içinde, böyle dengeleri altüst edici ve kurtarıcı bir baskı asla gelişememiştir. Yaratıcı insanlığın bu müthiş baharı, bu bilimsel, teknolojik, endüstriyel, entelektüel ve moral, topyekün devrim, her gün icatta bulunan ve yenilikler yaratan, hiç durmadan kesin kabul edilen gerçekleri tepetaklak eden ve zihniyetleri sarsan, sürekli değişim halindeki insanlar tarafından bu uzun çalışma alelade bir olgu değildir. Tarihte benzeri yoktur, bugün tanıdığımız şekliyle dünyayı kuran bir olgudur ve Batı'da gerçekleşmiştir-
Batı'da ve başka hiçbir yerde değil"
Türkiye'nin batılaşma hareketini düşünün, yukarıdaki kısa kimlik arama açıklamalarıyla birlikte TEKRAR düşünün!
Diğer Müslüman ülkelerinin kimlik arama ve modernleşme çabalarını ve kat ettikleri mesafeleri düşünün.
Son sözü yine Amin Maalouf'un kaleminden vermek istiyorum;
"Demokrasinin olmadığı bir laiklik, hem domokrasi hem de laiklik için bir felakettir."


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.