Nizamettin ŞEN: İsmi lazım değil

Giriş Tarihi: 20.8.2013
Turizm Bölgelerinin, hatta turizmimizin genel analizi, bu sektörün içinden gelmeyen, vasfı sadece "turist" olan köşe yazarları tarafından zaman, zaman yapılmaktadır. Birinin yaptığı eleştiri, bir bakıyorsunuz bulaşıcı hastalık gibi yayılıyor ve bilip bilmeyen hatta "turist" dahi olamamış kişilere kadar uzanıyor. İSİMLERİ LAZIM DEĞİL…
Ramazan Bayramı tatili olma nedeniyle, Sayın Başbakan da Bodrum'u keşfetmiş ve çarpık yapılaşmaya karşı en hızlı önlemin alınacağı, medya ile paylaşmış.
Bunu takip eden haberler de bu hafta yayılmaya başladı.
Başbakanın danışmanları, sahillerdeki çarpık yapılaşmayı takibe alıp bildireceklermiş. İSİMLERİ LAZIM DEĞİL …
Turizmimizin eleştirilecek yanı yok mu? Kuşkusuz var ve bunların iyileştirilmesi için de bu ülkede Kültür ve Turizm Bakanlığı, yarı kamu kurumları, STKlar hatta Ticaret Odaları, Esnaf Odaları var. Her turizm bölgesinde, yapılanmalar mevcut, hepsinin İSİMLERİ VAR!
Bugün ben de İSMİ LAZIM OLMAYAN bir turizm bölgesinden bahsedeceğim… Bizde nedense bir turizm bölgesinden bahsederken, hep "Cennet" den bahsedilir, tanıtım sloganı da "cennet"le anılır.
Burası da "cennet"e gitmeyle özdeşleştirilen, bir turizm bölgesi.
Son yıllarda diğer "cennet" köşelerimiz gibi alt yapı yetmezliğinden "cehennem" azabı yaşandığını söylememe gerek yok.
Turist neyi arıyorsa, onu araştırdığımızı, eleştirilerine kulak verdiğimizi ve yerine getirdiğimizi kaç kamu görevlisi ve yerel yönetici söyleyebilir?
İşte burada da yetkililer her şeyin güllük gülistanlık olduğunu oturdukları koltuktan ve fuarları bahane ederek, adeta birer nefer (!) gibi yurt dışı turizm fuarlarında medyaya beyanat verirler. Kendilerinden önceki yöneticileri de "imar yolsuzluğu" ile suçlarlar.
Bunu yaparlar ki, ellerinde böyle bir kamçının olması güçlerini arttırır.
Diğer taraftan bölgede bulunan STK lar, hep seçim öncesi yeni bir umutla gelecek yöneticilerin, acaba sektör için bir şeyler yapıp yapamayacağını, hatta onların taleplerini dikkate alıp alamayacağını merak ederler.
Turizm bölgelerinin ortak söylemini "esnaf" oluşturur. Yıllardır bitmeyen ve son yıllarda eyleme bile dönüşen "otelciler turisti dışarı çıkartmıyor" sloganın kahramanlarıdır onlar. Ben onları Cervantes'in kahramanın yel değirmenlerini düşman zannedip saldırmasına benzetirim.
Yel değirmenleri yani ekmeğin üretim yeri ve hayali düşman. Son yıllarda "HER ŞEY DAHİL" gibi tek düze bir ürüne dönüşen yel değirmenleri inceleseler, turizmin nasıl bir evreden geçip böyle bir çıkmaz sokağa girdiğini görürler.
Soruyu esnaf ağzından tekrar soruyorum; Ey otelciler siz niye turisti dışarı çıkartmıyorsunuz? El Cevap;
1)Turistin otelden çıkmaması işimize geliyor, burada yiyip içsin, eğlensin bizim maliyetlerimiz yükselsin istiyoruz!
2-Turist dışarı çıkınca, etiketli malları mağazalardan almayı tercih (!) etmiyor.
Esnafa çok güveniyor…
3-Alman, İngiliz, İskandinav, Hollandalı, Fransız turist kendileriyle Rusça konuşulmasından çok hoşlanıyor(!).
Hatta dükkanların üzerindeki, kiril alfabesiyle yazılmış yazıları acayip merak (!) ediyor…
4-Dükkanların önünde atletle oturup, tavla oynayan, gelen geçene laf atan esnaf ve hanutcuların bu ülkeye turist gelmemesi için "dış mihraklar" tarafından tutulmuş kuvvetler (!) olup olmadığını sorguluyor!
Soru da, cevap da çok, bu bölgenin İSMİ LAZIM DEĞİL ama benzerleri de çok!

ARKADAŞINA GÖNDER
Nizamettin ŞEN: İsmi lazım değil
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz