X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalyalı güldürü ustası Bal Mahmut
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalyalı güldürü ustası Bal Mahmut

  • Giriş Tarihi: 1.12.2013

Mahmut Baler, konuşurken ağzından bal damlayan, kulaktan kulağa dolaşan fıkraları ile tanınan, seçkin çevrelerin sohbetlerinde baş köşeyi alan ünlü bir sohbet adamı idi

Türkiye'nin yakından tanıdığı ve fıkra denince ilk akla gelen Bal Mahmut (Mahmut Baler) Antalyalıdır. O'nu 1987 yılında kaybettik. Türkiye O'nu birbirinden nefis fıkralarıyla, anlatım biçimiyle tanıdı ve adını da 'Bal Mahmut' koydu. Nüktedan kişiliği, bir fıkra anlatırken, dönemin İstanbul yaşamının ayrılmaz parçaları olarak kabul edilen azınlık lehçelerini taklit edişi, en sıradan bir fıkrayı anlatırken bile yaptığı süslemeler biz gençler için önemli tatlar verirdi.

HAFIZ MEHMET BEY

Babası Sultan Abdülaziz'in Başmabeyincisi Hafız Mehmet Bey, Antalya'da bugünkü Dağ Bucağı'nda, kendi adını taşıyan çiftliğinde otururdu. Bu nedenle daha yakın zamana kadar Dağ Bucağı'nın haritadaki adı da Hafız Bey'di. Bana anlatılanlara göre, Hafız Mehmet Bey güçlü kuvvetli, sesi güzel bir insandı. II. Abdülhamit padişah olunca, amcası Abdülaziz'in intiharında sorumlu gördüklerini çeşitli yerlere sürgün etmiş. O sırada Birinci Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Üsküdar Mebusu olan Hafız Bey'i de bugünkü Dağ Bucağı'nda bir çiftlik bağışlayarak, Antalya'ya sürmüş; Hafız Bey II. Abdülhamit'in 33 yıllık saltanatı sırasında sürekli burada göz hapsinde tutulmuştu.

EŞİ SENİHA HANIM'IN ANILARI

1926'da Bal Mahmut ile evlenen Seniha Hanım eşinin ölümünden sonra yayınladığı hatıralarında gelin gittiği Hafız Mehmet Bey'in ailesindeki yaşamını şöyle anlatacaktır: "Mahmut Baler'in babası, Sultan Aziz'in başmabeyincisi Manastırlı Hafız Mehmet Bey. Sultan Hamid devrinde, aile Antalya'da ikamete memur edilir. Mahmut Bey ve kardeşleri Antalya'da büyür, İzmir'de okula giderler. Hürriyet'in ilanından sonra İstanbul'a dönerek, Üsküdar'daki Köprülü Konak'ta otururlar. Haremlik ve Selamlık daireleri arasında köprü bulunan konağın sahibi Hafız Mehmet Bey, dört hanımla evlidir. İlk hanımı, Hafız Mehmet Bey Antalya'ya sürüldüğünde İstanbul'da kalmayı seçen Manastırlı Gümüş Hanım. Hafız Mehmet Bey'in ikinci ve üçüncü hanımları, saraylı Çerkezlerden Emine Feleksu Hanım (Büyük anne) ve Mahmut Bey'in annesi Hatice Narihver Hanım. Dördüncü Hanım ise Gürcü kökenli (Küçük anne) Emine İrfan Hanım. Seniha Hanım'ın anlattığına göre, Hafız Mehmet Bey, Emine İrfan Hanım'ı saraya hediye etmek istemişse de o sırada Sultan Aziz'in 'hal'i olduğundan kendi alır. Mahmut Bey'le Seniha Hanımın evlilik yıllarının büyük bölümü Köprülü Konak'ta geçer. 1931'de oğulları Mehmet doğar. Seniha Hanım, eşinin annesini tanımamış. Ama Hafız Mehmet Bey'in iki hanımını yakından tanıma fırsatı bulur: 'Son derece mübarek insanlar. O ailede hiç yabancılık hissetmedim.' Gelin geldiği bu aile, kendi ailesi gibi çokeşli ve kalabalıktır. Mahmut Bey, 'Anne dediğimiz zaman üç kapıdan üç hanım çıkar, hangisi kendi annemiz bilmezdik' derdi. Onların anlayışı başka. Kocasına 'Beyefendi' diyor. O Gürcü, öteki Çerkez, kimseleri yok. Antalya'ya gittikleri zaman, üçü bir arabaya biner, 'Hafız Bey'in kızları geziyor' derlermiş. Mahmut Bey'in üvey annesi, 'Biz konaktan bir yere çıkmazdık, herkese göre oda vardı. Şimdi her gün geziyorsunuz, herkes sinir hastası' derdi. Emine İrfan Hanım'ın, ölen ortağı oğlunun yetiştiğini göremedi diye ağladığına da şahit olur Seniha Hanım." Eski Antalya Milletvekili Adnan Selekler kitabında, Hafız Mehmet Bey ile ilgili şu bilgileri verir: "Mahmut Baler ve kardeşleri işte bu sırada Antalya'da doğdular. Babamdan dinlemiştim: Hafız Bey'in sürgün günlerinde, günlerden bir gün, İngiltere Kraliçesi'nin oğlu Prens, De Gaulle yatıyla Antalya'yı ziyaret eder. Antalya Mutasarrıfı'nın aracılığı ile Hafız Bey, Prens'in şerefine bir sürek avı tertip eder; av çok bereketli olur, pek çok yaban domuzu vurulur. Akşam, lüks lambalarının ışığı altında Hafiz Bey değerli misafirine güzel bir ziyafet verir; altın tabakalarda yemekler ikram olunur. Gördüğü iyi kabulden memnun kalan Prens, İstanbul'da padişahın kabulü sırasında, Hafiz Bey için şefaatte bulunur, affı şahaneye mahzar kılınmasını rica eyler. Abdülhamit, affa razı olmaz. İşte bu Hafız Bey'in oğlu Mahmut Baler radyo ve televizyonlarda canlı yayına çıkar, birbirinden güzel fıkraları ile dinleyicileri, seyircileri gülmekten kırar geçirirdi."

RADYO PROGRAMLARI

Benim yaştaki Antalyalılar Mahmut Baler'i genellikle radyo programlarından tanır. 'Bal Mahmut' adını alması, 1969 yılında yayınladığı, 'Baldan Damlalar' kitabı bu dönemlere rastlar. O yıllarda dinleyicilerin kendisine taktığı "Bal Mahmut" adıyla çok sevilmiş, geniş kültürü ve engin görgüsüyle büyük ün yapmıştı. Biraz ud çalar, eski üslupla çok güzel şarkılar söylerdi. Hele Hacı Faik Bey'in hüzzam şarkısını o kadar güzel okurdu ki herkes hayranlıkla dinler, her toplantıda söylemesi içi ricalar edilirdi. Daha sonraki programlarda kendisini televizyonlarda zaman zaman konuk olarak görmüş; siyah beyaz televizyonlarımızı renklendiren simalardan biri olmuştu. O'nun konuk olduğu programları kaçırmamaya çalışırdık. O da şekilden şekile giren, lastik gibi, ihtiyarlık benekleriyle dolu yüzüyle, artık hafif peltekleşmiş diliyle, ballandıra ballandıra fıkralar anlatır, bizleri güldürürdü. Sanki hiç tükenmez bir fıkra hazinesi vardı. 1987 yılında hayli ilerlemiş bir yaşta kaybettiğimiz Bal Mahmut'un fıkralarını bizim kuşak kıyısından köşesinden yetişme şansı yakalamıştır. Halbuki TRT arşivlerinde Bal Mahmut'un o güzelim sohbetleri muhakkak vardır. Bunlar tekrar yayınlansa, günümüz gençleri de onu tanısalar ne güzel olurdu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.