X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Strateji ve taktik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Strateji ve taktik

  • Giriş Tarihi: 17.12.2013

Kültür ve Turizm Bakanı, 'da geçen hafta sonu TÜROFED Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada sık, sık strateji ve taktik kelimeleri kullanarak, turizm sektörüne mesajlar vermeye çalıştı.
Kendisinin " strateji uzmanı" olarak adlandırılmasına pek karşı çıkmayan, Sayın Ömer Çelik'in konuşmalarından paragraflar alarak yorumlayacağım. Ama önce aslında askeri harp terimi daha sonra sosyal bilimlerde kullanılan, strateji ve taktik kelimelerini açıklayalım. Strateji; belirlenen hedefe varmak için tüm kaynakları kullanarak sonuca ulaşma sanatıdır. Taktik de bu ana hedefe varmak için ara hedeflere varmada, kullanılan yöntemdir. Bir nevi ara stratejiler sanatıdır.
Bu kısa açıklamadan sonra Bakan beyin sözlerini okuyunuz. " Taktik meselelerle uğraşmaktan stratejik meselelere yetirince vakit ayrılmıyor.
Önce stratejiyi doğru koyacağız, stratejiyi doğru koyduktan sonra diğer taktik meseleler zaten kendiliğinden çözülecek.
Şimdi turizmle ilgilenmek turizmi bir yere getirmek dediğimizde tek tek bütün otellerin şu ya da bu meselelerden kaynaklanan sorunlarının çözümünden ibaret bir turizm stratejisi anlamıyoruz. Bu bir taktikler paketidir"
2007 yılına kadar bu sektör "Turizmimizin artık bir stratejisi olsun" diye adeta yalvar yakar oldu. Sonunda "2023 Turizm Stratejisi" Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kayıt altına alındı. Bu stratejik planı, umarım Sayın Bakan incelemiştir.
Evet, kayıt altına alınan bu stratejiyi sektör, stratejiyi koyanın kendisinin benimsememesi nedeniyle, ısrarcı bile olmamıştır.
Sayın Bakanın açıklamasından, benim çıkardığım sonuç " Bakanlığının bir öz eleştirisidir". Eğer genel sektöre yönelik bir eleştiri olsaydı, konaklama sektörünün genel kurulunda "tek tek bütün otellerin şu veya bu meselelerden kaynaklanan sorunların çözümü" ne bir stratejidir, ne de taktiktir. Konaklama sektörünün sorunlarının çözümü, turizmde lider olma iddiası olan bir ülkenin olmazsa olmazıdır, kamu kesiminin de ayıbıdır. Bakan Bey bunun sorumluluğunu sektöre şöyle yüklüyor; "Turizm sektörünün devletten ve kamudan beklentileri hepimizin başımız üstüne. Fakat biz bu standartları belirlediğimiz zaman size çok açık söyleyeyim hiç istisnasız çok katı bir şekilde uygulayacağım. O zaman hiçbir arkadaşımızın bize bu standartlardan bizi istisna tutun, bana biraz daha süre verin, benim şu tip hazırlıklara ihtiyacım var gibi bahane üretmemesi gerekir. Çünkü o zaman biz yazılımı değiştiremeyiz. Stratejik düzeyde ortaya koyacağımız vizyonu gerçekleştiremeyiz" Sonra "sürdürülebilir turizm" başlığını kullanmadan, şu çarpıcı cümleleri kullandı: "Biz toprağa iyi davranmıyoruz.
Turizmin bize getirilerini sağlayan imkanlara iyi davranmıyoruz. Havaya ve suya iyi davranmıyoruz. Kültüre iyi davranmıyoruz.
Bunların da bizim üzerimizde hakkı var."
Tanıtım stratejisi konusunda "Bir ülke, hikayesi olduğu sürece kendisini tanıtır.
Hikayeniz olmadan sadece denizinizi tanıtırsanız deniz her yerde var. Sadece kum güneş tanıtırsanız o her yerde var. Ama bakın Türkiye'nin bir hikayesi var. Türkiye bundan 10 yıl evvel 11 Eylül olaylarının arkasından bütün dünya güvenlikçi bir bakış açısına doğru giderken demokrasi ve özgürlükler tarafına doğru ilerledi." Hikayemizi, turizmin bir ülkede aradığı en baştaki kriterleri, özgürlükler, demokrasi ve güvenliği çoktan aşarak oluşturmalıydık. Ama ne yazık ki özgürlükler ve demokrasi konusundaki imajımız hala defoludur. Yurtdışındaki medyada yer alan yorumlar bunu kanıtlar niteliktedir. Sayın Ömer Çelik'in tanıtım konusunda bulduğu formül, Türkiye Odalar Borsalar Birliği'ne, 30 Nisan 2014'e kadar Uluslararası Tanıtım Ajansı bulunması ve maliyetini paylaşma "TAKTİK" geliştirmesiydi.
Haftaya tekrar "Kış zor geçecek" yazıma devam edeceğim.