X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Batık gemi St. Didier'in hikayesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Batık gemi St. Didier'in hikayesi

  • Giriş Tarihi: 6.1.2014

Bugün Antalya Yat Limanı'ndan Konyaaltı sahiline doğru baktığınızda deniz içinde bir şamandıra görürsünüz. Bu şamandıranın tam altında, denizin 35 metre derinliğinde yatan batık geminin hüzünlü bir hikâyesi vardır

Yıl 1941. Yeni cephelerde yayılarak genişleyen 2. Dünya Savaşı, Akdeniz'in mavi sularını da kaynatmaktadır. Müttefik orduları arasındaki savaşta, Rommel'i yenmek için Alman ordularının ikmal hatlarını kesmek isteyen Müttefikler, Kuzey Afrika'ya olan Alman sevkıyatına önemli darbeler indirmekteydi. Bu sıralarda Kuzey Afrika'da Rommel'in kumanda ettiği Alman ordularına destek sağlayan Alman yanlısı Mareşal Petain'e bağlı Fransız donanmasından Saint Didier isimli Fransız destek gemisi, ambarlarında taşıdığı savaş malzemeleri ile "hastane gemisi görüntüsü" altında Antalya açıklarında bir savaş gemisi eşliğinde seyrediyordu. 1960 yılında batıkta dalış yapan Osman Öndeş'e göre Saint Didier, 2,500 dvt'luk balta kafa denilen dört ambarlı bir şilep veya kırkambar yük gemisi idi. Bu gemi, Vichy hükümeti emrindeydi ve Kuzey Afrika'daki Rommel ordularına, cephane, silah, zırlı ve tekerlekli araçlar ve bir takviye birliği götürüyordu. Fakat 3 Eylül 1939 tarihinde Almanya'ya birlikte savaş ilan eden İngiltere ve Fransa'nın bir gemisinin İngiliz uçakları tarafından Antalya Körfezi'nde bombalanması ne anlama geliyordu?

SAVAŞTA YAŞANANLAR

Fransa'nın savaş ilan etmesinden yaklaşık on ay kadar sonra, Fransa'nın yarısından fazlası Almanların eline geçmiş; Başbakan Yardımcısı Henri Philippe Petain Almanlarla ateşkes imzalamak zorunda kalmıştı. Bu arada Petain'in başkanlığında kurulan Vichy Hükümeti Almanlarla işbirliği yaptı. Bu işbirliği içinde Fransız ticaret gemilerinin Almanlar tarafından kullanılması da vardı. İşgalden kısa süre sonra, Fransa'nın Ortadoğu sömürgelerindeki ordular da Vichy Hükümeti ile işbirliği yapacaklarını açıkladılar. Bunun üzerine İngilizler ve De Gaulle yanlısı Fransızlar, 8 Haziran 1941'de Suriye'ye girerek Lübnan'a doğru ilerlemeye başladı. Suriye, Irak ve Lübnan Almanlarla işbirliği yapan Fransız Vichy Hükümeti'nin kontrolü altındaydı. Başbakan Petain önce Haziran 1941'de Vichy Hükümeti Elçisi Jacques Benoist Mechin'i aracılığı ile askeri kuvvetlerinin Türkiye topraklarından geçmesi için izin istedi. Türkiye, tarafsızlığını korumakta ısrarlı olduğu için bu teklifi reddetti. Vichy Hükümeti için artık bir seçenek kalmıştı: o da Fransa'dan çıkacak askeri malzemeyi, Alman ve İtalyanların kontrolündeki Doğu Avrupa üzerinden geçirip Alman işgalindeki Selanik'e getirmek ve Selanik Limanı'na getirilen asker ve malzemelerin buradan kendi ticaret gemileri ile önce Yunan adaları sonra da tarafsız Türkiye'nin karasuları takip edilerek Lübnan'a ulaştırmaktı. Gemilerin rotasındaki Yunan adaları zaten Almanların işgali altındaydı. Ayrıca herhangi bir tehlike anında gemiler Türk limanlarına sığınmayı düşünüyordu. Saint Didier ve Qued Yquem ticaret gemilerine bu görev verilince St. Didier'in de kaderi çizilmişti artık.

TÜRK BAYRAĞI ÇEKTİ

Kıbrıs'taki İngiliz Hava Üssünden kalkan üç İngiliz uçağı tarafından diğer Qued Yquem gemisi saat 12:50 sularında güneyden gelen bir uçak tarafından Adrasan açıklarında batırılınca, cephane yüklü St.Didier'in de tek kurtuluş ümidi, Antalya Limanı'na birkaç kilometre kala, kıç tarafına Türk bayrağı çekerek tarafsız bir ülke olan Türkiye'ye sığınmak olmuştu. Olayları yakından takip eden zamanın Antalya Valisi Haşim İşcan, Ankara ile yaptığı görüşmede, geminin limana girmesine izin verilmemesi yönünde talimat alınca, Antalya Emniyet Müdürü, Liman ve Askeri Şube başkanlarını bir tercümanla gemiye gönderek kaptandan Antalya'yı terk etmesini ister. Ancak Kaptan Martin gemide hasar olduğunu, ancak gece karanlığında terk edebileceği konusunda söz verince, heyet razı olur. Saint Didier'in kaptanı Martin de Antalya İskelesi'ne 500 m uzaklıkta falez önünde, o sırada buğday yüklemekte olan Çanakkale şilebinin 20-30 metre kadar açığına demir atar. Saatler o sırada 16.10'u gösteriyordu. Gemi artık kendini tam güvenlikte sandığı bir sırada, 4 Temmuz 1941 Cuma günü, görüşmelerden yaklaşık bir iki saat geçtikten sonra İngiliz uçak filosu Antalya semalarında yeniden görünür. Saint Didier'in üzerinde beş Bristol Blenheim bombardıman uçağı ve dört Gloster Gladiator avcı uçağı dolaşmaya başlar. Gemi kıçı falezlere, baş kısmı Akdeniz'e dönük kuzey-güney yönünde demir atmış duruyordu. Falezlerin üzerinden bu savaşı seyreden halkın gözleri önünde gemiye pike yaparak torpil bırakan İngiliz uçakları Hıdırlık Kulesi'nden açılan uçaksavar ateşine ve geminin burnundaki uçaksavara aldırış etmeden saldırılarını sürdürüyorlardı. Halk torpillerin denizin yüzünden gemiye doğru gidişlerini falezlerden seyre koyulmuşken, torpillerden biri Antalyalıların bakışları altında, geminin burnunu az bir mesafe ile ıskaladı ve limana yöneldi. Antalya limanında o tarihte mendirek olmadığı için hiçbir engel ile karşılaşmayan torpil suyun üstünden gemiyi ıskalayarak İskele'deki İskele Mescidi ile gümrük binası arasındaki bölgede rıhtıma geldi ve patladı. Bu patlama sonucunda sular, 10-15 metre yükselerek Tophane'ye kadar çıktı, rıhtıma bağlı teknelerde büyük hasar oldu. Birinci uçak ıskalayınca ikinci uçak saldırıya geçti. İkinci uçağın attığı torpil geminin kıçına isabet etti ve geminin kıç tarafı batmaya başladı. Geminin batmaya başladığını gören Antalyalılar, teknelere binerek yardıma koştu. Filikalarından umudu kesen mürettebat, denize atlayıp yüzerek ya da teknelerin yardımıyla kıyıya ulaştı. Aldığı isabet sonucunda arka kısmı yukarı dikilen St. Didier, uzun süren direnişine rağmen gece saat 22.00'de sessizce sulara gömüldü. Savaş gemisi batarken, 5 asker yaşamını yitirdi, 15'i yaralı 275 asker kurtuldu.

ASLINDA SAVAŞ GEMİSİ DEĞİLDİ
Saint Didier, bir savaş gemisi değildi. Fakat 2. Dünya Savaşı içinde, asker ve askeri malzeme taşıdığından bir lojistik destek gemisi idi. Selanik'ten l Temmuz saat 03:30'da askeri yükünü alarak 25'i subay, 34'ü astsubay, 205'i er olmak üzere 264 Fransız askeri ile hareket eden Saint Didier ve aynı görevi üstlenen ikinci bir Qued Yquem isimli gemi, Fransız savaş gemileriyle korunacak ve Yunanistan karasularına yakın bir rotayla, Lübnan'a doğru yol alacaklardı. 4 Temmuz günü sabah saat 07.15'te gemiler, Adrasan Burnu'nu geçerken bir İngiliz uçağı tarafından görüldü. Ardından gemilerin üzerlerine torpido uçakları gönderildi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.