X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Manyetoludan akıllı telefonlara
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Manyetoludan akıllı telefonlara

  • Giriş Tarihi: 16.2.2014

Daha dün diyebileceğimiz günlerde telefonla haberleşmede çektiğimiz zorlukları çabuk unuttuk. Artık akıllı telefonlarla konuşuyor, mesaj ve hatta fotoğraf, video çekebiliyoruz

Bugün mini mini çocuklar dahil, herkesin ellerinde dolaşan akıllı telefonları gördükçe hep bundan çok değil, yirmi yıl kadar önce haberleşmede çektiğimiz sıkıntılar gözlerimin önünde canlanır. Bugün birçoğumuzun sahip olduğu cep telefonlarını, o günlerde hayal bile edemezdik. 1980'li yıllarda bir uzay kurgu filmi olan Atılım dizisinde Kaptan Kirk'ün elindeki kapaklı ilk kablosuz telefonu ne kadar da hayretle izlemiştik. O günkü düşüncemiz, böyle mobil telefonlar ancak gerçek dışı bilim kurgu filmlerinde olabilirdi. Ne ilginç bir gelişmedir ki aradan daha 15-20 yıl geçmeden cep telefonları, hızla hayatımıza girdi. Hem de ne giriş! Şimdi yeni nesil çocuklarımız, cep telefonları öncesi, özellikle Antalya'da iletişim için ev ve işyerlerinde kullanılan ne manyetolu, ne de otomatik denilen telefonları hatırlayacaklardır. Benim çocukluğumun geçtiği 1950'li
yıllar ve sonrasını düşündükçe, bunları geleceğe aktarmak adına, yazmaktan kendimi alıkoyamıyorum.

GAZETELER

Haberleşme olayı başlı başına bir felaketti. Özellikle kırsal kesimde çok hayati konularda jandarma karakollarındaki manyetolu telefonlar imdadımıza yetişirdi. Telgraf olayı anında iletişim sağlamamıza cevap veremiyordu. Yolculuğa çıksak; telefonla ailemizi aramak için PTT salonlarında saatlerce beklemek zorunda kalırdık. 1950'li ve 1960'lı yıllarda posta taşıma işini, Mustafa Solmaz'ın oğulları Özdemir ve Kemal Solmaz kamyonu ile yapıyordu. Posta kamyonu Burdur'daki trenden aldıkları posta ile İstanbul gazetelerini aynı gün Antalya'ya getirirdi. Antalya'nın gazete başbayii Mehmet Hazar, zaten bir gün gecikme ile Antalya'ya gelen İstanbul gazetelerini bir an önce okuyucusu ile buluşturabilmek için, özel arabası ile Pınarbaşı'na kadar gider; posta kamyonundan aldığı gazete paketlerini Antalya'ya ulaştırmaya çalışırdı. Antalya'da Tophane Çay Bahçesi yakınında açılan gazete paketlerindeki gazeteler bir taraftan sayılırken, bir taraftan da o sırada kuyruğa giren gazete okurlarına satış yapılırdı.

MANYETOLU TELEFONLAR

Antalya, telefon hattı konusunda da oldukça geri kaldı. Kent içi telefon santrali, ancak 1948 yılında şehirlerarası telefon şebekesine bağlanabildi. O zamanlar, büyük şehirlerde otomatik çevirmeli telefonlar vardı ama Antalya gibi küçük yerlerde, 1960'lı yıllara kadar tombul, siyah renkli kollu Ericsson marka manyetolu telefonlar kullanılıyordu. Yalnız bazı zengin evlerinde veya büyük tüccarların mağazalarında, bazı resmi dairelerde, karakollarda telefon vardı. O günlerde radyo ve telefon sahibi olabilmek bir zenginlik işareti idi. Telefonların hepsi manyetolu telefonlardı. Tüm kentte ancak 250 kadar telefon abonesi vardı. Manyetolu ve de koca pilli telefon "Zırrr" diye öttü mü, herkes sanki Paris'ten telefon beklercesine pür dikkat kesilirdi. Manyetolu telefon, yaklaşık on beş santim yüksekliğinde ve beş santim çapında, "Berec" marka silindir görünümlü pille çalışırdı. Bir yeri aramak istediğinizde; önce telefonun yanındaki kahve değirmeni sapını andıran aleti çevirir; sonra da karşınıza çıkan santral memuresine kiminle görüşecekseniz, onun numarasını söylerdiniz. Telefon memuresi de sizi istenen numaraya bağlardı. 1960'lı yıllardan sonra çevirmeli telefonlara geçildi. Bugünkü tuşlu telefonlar gibi kolay olmadığı için, telefon çevirmek zaman alırdı. Fakat neyse ki telefon numaraları şimdiki gibi 7-10 haneli değil, 4-5 haneliydi. Birkaç çevirme ile karşı tarafla konuşulabiliyordu.

ŞEHİRLERARASI BAĞLANTI
Şehirlerarası telefon konuşmaları 1984 yılına kadar, telefon santralindeki memureler aracılığı ile yapılırdı. Örneğin bir köyden bir kente telefon edilecek olsa, sırasıyla önce nahiye merkezi, sonra ilçe merkezi, sonra kent merkezi ve oradan da istenilen telefona bağlanılıp konuşulurdu. Bu görüşme istekleri, santraldeki memureler tarafından sıraya koyulduğu için, sıranın gelmesi için saatlerce ve bazen de bütün gün beklemek gerekirdi. Santraldeki memurelerle akrabalıkları veya samimiyetleri olanlar için bu süre oldukça kısalırdı. Abonelerin konuşmaları için uzaklığa, zamanına (gece veya gündüz) ve konuşmanın süresine ve konuşmanın türüne göre farklı ücret ödenirdi. "Acele" konuşma ücreti normal konuşmanın üç katı; "yıldırım konuşma" ücreti, normal konuşma ücretinin beş katı olurdu. Telefon konuşmaları arasında "davetli konuşmalar", konuşulacak kimsenin postaneye davet edilmesi yoluyla yapılırdı. "İhbarlı Konuşma", aranılan kimsenin bulunması ve konuşmayı kabul etmesi istenerek yapılan konuşma idi. Aranılan kimse bulunamazsa buna "Gayri vaki konuşma" denir ve küçük bir ücret alınırdı. "Ödemeli Konuşma Ücreti", konuşulmak istenen kimse tarafından ödenmek üzere yapılan telefon konuşmasına denirdi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.