Eski Loncaaltı ve tellallar

Giriş Tarihi: 12.5.2014

Tellallar bir zamanlar çarşıların olmazsa olmazlarıydı. Tellallar, bir haberi çarşı pazar dolaşıp halka duyurur veya bir malın alım satımında aracı olup pazarlığı sonuçlandırırdı

Belki bugün çocuklarımız tellalın ne demek olduğunu bilmezler. Arapça'da delâlet (yol gösterme) kökünden gelen dellal, sözlükte "alıcı ile satıcı arasında aracılık yapan kimse" anlamına gelmektedir. Eskiden Antalyalılar da tellala 'Dellal' derlerdi. 1970'li yıllara kadar bir haberi duyurmak veya ticari alanda satıcı ile alıcı arasında uzlaşmayı sağlamakla görevli iki tür tellal vardı. Tellal başının emrinde hareket eden haberci tellallar, kendilerine bildirilen haberi halka duyururlar, buna karşılık gündelik olarak belirli bir ücret alırlardı. Ticarî işlerde görev yapan tellallar ise emlâk tellalı, bedesten tellalı, balıkhane tellalı (bunlara bugün madrabaz denir), araba tellalı, esirci tellalı, ibrişim tellalı, at pazarı tellalı gibi adlarla anılmışlardır. Bu şekilde herhangi bir meslekte görev yapan tellal, sorumlu olduğu meslek dışında başka bir alanda tellallık yapamazdı. Çok defa alıcı arayan tüccarı veya satıcı arayan şahsı bulur ve bunlar arasında ya vekâletle veya doğrudan yapılacak işlemi yerine getirirlerdi. Bu fonksiyonlarıyla bir bakıma simsarların ve bugünkü komisyoncuların yerini tutmaktaydılar. Bunun yanı sıra tellallar ikinci elden malın satışını da yaparlardı. Bu durum özellikle miras satışlarında daha çok görülmekte ve hizmetlerine karşılık kendilerine tellaliye adıyla bir ücret ödenmekteydi. Tellalların alım satımdan aldığı ücret malın cinsine ve bölgelere göre farklılıklar gösterirdi. Haber tellallığı bugün modern haberleşme araçları ve medyanın gelişmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Ancak ticari sahadaki tellallık simsarlık adı altında devam etmektedir

TELLALLARIN TOPLANMA YERİ

Bugünkü Antalya kent merkezindeki Saat Kulesi'nin hemen karşısında, caddenin karşı tarafındaki eski Vakıflar İşhanı'nın bulunduğu yerde 1970 yılına kadar Loncaaltı denilen bir yapı yükselirdi. Üstü kiremit çatılı ve toprak zeminli binanın kapısı, loş bir mekâna açılırdı. Burada genellikle bakliyatla, tahıl ticareti yapan tüccarlar, simsarlar bulunurdu. Halk, bakkaliye eşyasını, şekerini, helvasını vb yiyeceklerini Kalekapısı ve Saat Kulesi çevresindeki bu dük- kânlardan ve bu üstü kapalı Loncaaltı'dan temin ederdi. Bu binanın girişinde atlı arabacılar için yonca da satıldığı için, halkın çoğu buraya "yoncaaltı" da derdi. Malakacı Mustafa Loncaaltı'nın tanınmış esnafından birisi idi. Burası aynı zamanda, Antalya'nın bitpazarı ve Antalyalı tellalların toplanma yeri idi. Loncaaltı'nda eskiler alınır eskiler satılırdı. Tellallar, kendi aralarında açık arttırmalar düzenler, eski "Singer" dikiş makineleriyle, "Serkisof" marka saatler, giyim eşyaları, ev mobilyaları burada alıcı bulurdu. Hemen hemen günün her saatinde burada açık arttırmalar olurdu. Ancak tellallar cuma günlerini dört gözle beklerlerdi. Çünkü kente gelen saf köylüler, mutlaka Loncaaltı'na uğrarlar; açık arttırmalarda çoğu kez tellalların tuzağına düşüp, işe yaramaz malları pahalı satın alarak köylerine dönerlerdi. Bu durumlarda işsiz-güçsüz insanlar, bunları bıyık altından gülerek seyrederlerdi.

TELLAL TOPAL HASAN

Bu tellallardan isimlerini derleyebildiklerim en başta çok da muzip bir karakterde olan Tellal Akif, Tellal Rıdvan, Tellal Topal Hasan, Tellal Hacı Hasan, Tellal Ethem Pehlivan, Tellal Karacanavar, Tellal Halil, Paşa Ağa, Tellal Moheç'tir. Bir de Antalya'da herkesin tanıdığı dellal (tellal) Topal Hasan vardı. O elindeki uzunca boru olan meşhur Topal Hasan, eskiden belediye hoparlörleri olmadığı yıllarda, bütün satılık emlakları, hangi sinemada hangi film var, kimin cenazesi var; şehri dolaşır o büyükçe borusuyla ilan ederdi Topal Hasan elindeki boru ile Antalya'dan kalkacak yolcu arabalarının anonsunu da yapardı. Tabii o zaman elektrik yok, megafon yok; sadece ellerindeki tenekeden yapılma konik ses büyüteçleri ile bağırırdı. Topal Hasan Kale Kapısı'nda bir köşeye dikilir, elinde ağız kısmı dar, uç kısmına doğru genişleyen uzun bir boru vardır. Etrafı şöyle bir kontrol ettikten sonra şu anonsu yapardı: "Korkuteli'ne, (o zamanın ismi ile İstanaz'a) bir kamyonet, cuma namazından sonra hareket edecektir. Yolcudan yüke, pullu mektuptan, her kim gidip gelmek isterse ....... Bey'e müracaatları!" Bu anons gerektikçe tekrarlanırdı. Sık sık anonslar yapılır ama; koca bir haftada, 16 kişi bir araya gelemez, araba dolmazdı. Fakat Korkuteli'ne giderken deve ile gidenlere, merkeple gidenlere, yaya gidenlere çok rastlanırdı. Yani yolcu çok, yolcuda arabaya verecek para yoktu.

ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ
Bugün iş hayatı tamamen değişti. Tellallık gibi daha birçok meslekler ortadan kalktı. Her alanda insanın birçok işini elektronik araçlar üstlenince; ortaya büyük işsizler ordusu çıktı. Anlayışlar değişti. Esnaf ve tüccarın sandalye atarak kaldırımlarda yaptıkları sohbetler kayboldu. Sokakta, çay bahçesinde birbirleri ile konuşanlar da pek yok artık. Antalya'nın renkli simaları Aşçıbaşı Hüseyin, Alayalı Hasan yok, Milyoner Ahmet, Dellal Akif, Dellal Topal Hasan, Sisi Mehmet'ler de yok olunca, Antalya'nın eski tadı da kalmadı.

TELLAL AKİF
Antalya'nın renkli simalarından biri de Tellal Akif idi. Tellal Akif sokaklarda dolaşırken, herkesle şakalaşır; bazen yüksek sesle bağırarak, halkı eğlendirirdi. Çocukla çocuk, büyükle büyük olurdu. Antalya'da tanımadığı kimse yoktu. Herkesle konuşur, herkesin gönlünü alırdı. Bu renkli kişiliği nedeniyle önemli açık arttırmalara, hep Belediye Tellalı Akif çağırılırdı.

ARKADAŞINA GÖNDER
Eski Loncaaltı ve tellallar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz