X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Uğur UĞURAL: Kaptan koltuğu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Uğur UĞURAL: Kaptan koltuğu

  • Giriş Tarihi: 3.5.2015
Uğur UĞURAL: Kaptan koltuğu
Uğur UĞURAL: Kaptan koltuğu

Merhaba sağlığı değerli, yüreği güzel, ruhu güzel SABAH Akdeniz okurları. Merhaba cennet Türkiyemin bilinç dolu yaşam dostları. Biliyorsunuz YGS adım adım yaklaşıyor. Bu haftadan itibaren öğrenci arkadaşlarımız ve aileler için yeni bir yazı dizisine başlıyoruz. Sohbetlerimiz sadece YGS sınavı ile sınırlı değil. Başarı ve sağlıklı yaşam için hayata dair sınavları, iletişim ve ilişkileri de ele alacağız. Yaşam başarısından söz edebilmek için önce sağlıklı toplumdan bahsetmemiz gerekir. Sağlıklı toplum ailesiyle, öğretmenleriyle ve daha pek çok etkeniyle 'sağlıklı bireylerden' oluşan toplum demektir. Sağlıklı birey ise yaşamın içinde koşulsuz ve kaygısız sevebilen, yaşam bilinci olan -ne istediğini- ne için istediğini bilen, kendi gerçekliği içinde amaç dolu ve kendinin 'farkında' olarak yaşayan insandır. Şimdi haklı olarak bana şunu sorabilirsiniz: "Ey hocam, 30 saniye içerisinde anlamam gereken nur topu gibi sorular var. Ailemizle-öğretmenimizle bütünlük içerisinde olabilmek için bize fırsat veriliyor mu? Ders çalışırken, okula giderken, nefes alırken öz bilinç ve öz benliğimizdeki 'birey' aslında nerede? Yoksa o birey, herkesin gözünde aslında 'birey' değil sadece bir öğrenci mi?" Sağlam soruymuş. Haydi beraber göz atalım. Diyelim ki yemeğinizi yediniz. Odanıza doğru yürüyorsunuz. Işığı açtınız. Odaya şöyle bir göz atıp kaptan koltuğuna geçtiniz. Kitapları masaya açtınız. (Ben de önceleri baygın baygın bakar öyle açardım kitaplarımı). Odada derin bir sessizlik var. O sırada bir ses duydunuz: "Bu sınav çok önemli galiba? Acaba bana güveniyorlar mı?" Bunu sizin yanıtlamanız gerekiyor. Bana sorduğunuz sorunun cevabı ise şu: Eğer siz bu sesleri ara sıra bile olsa duyuyorsanız, siz o aile ve toplum içerisinde 'birey' değil öğrencisiniz. Aradaki fark çok önemli. Ben kimim? Amacım ne? Neyi, ne için, neden ve kimin için yapıyorum? Koşullu mu yapıyorum, koşulsuz mu yapıyorum? Aşağıdaki şıklardan hangisidir? Bakın işte! Gördünüz mü? Hayatın kendisi bir sınav zaten. Öğrenci miyiz birey mi? Aradaki fark sizi yaşam boyu başarıya taşıyacak olan tek farktır. Bazen yaşam şartları ve standartlar öyle bir hal alır ki sıradan ve koşullu yaşayan milyarlarca insan gibi övgü, takdir, beğenilme duygusuna hapsedilir oradan çıkamazsınız. Sadece siz değil tabi ki. Evde annenizbabanıza, işyerinde babanızpatronuna, okulda öğretmenmüdüre böylesine zincirleme sürebilir ilişkiler. Ne yaparsınız? Hayat işte. Sorumluluklar, özgürlükler. Sürekli sosyal rollerinde yaşayan ve kendi öz benliğine yani psikolojik rollerine ulaşamayan bir insan gerçekten özgür mü dersiniz? O odadan içeri girdiğimizde, kitapları masaya açıp kendimiz ile başbaşa kaldığımızda gerçekten özgür müyüz kendimize? Kendini sorgulayan, anlam kazandırmaya çalışan bilinçli bir 'birey' miyiz? Yoksa sadece bir öğrenci mi?

HAFTANIN BİLİNÇ NOTU

Yazılarımda hep söylerim. "Yaşam dediğimiz şu rengarenk tuvâlde keşfedilecek çok renk var" derim. Siyahıyla, beyazıyla, kırmızıyla, mavisiyle sevip sevmediğimiz her renkten öğrenilecek çok şey var. Önemli olan bu bilince sahip olabilmek. İç dünyamızdaki tablo bazen karmakarışıktır. Dalgalı ve fırtınalı. Tıpkı yukarıdaki tablo gibi. Kendi yaşam geminizde kaptan koltuğuna oturduysanız eğer; o gemideki tüm yolcuların can güvenliğinden artık siz sorumlusunuz. İç dünyanızdaki karanlığı kimse bilmez belki ama; övgü, takdir, beğenilme duygusuyla rota çizerseniz er yada geç bu okyanusta kaybolursunuz. Unutmayın; gideceği limanı iyi bilen bir gemiye hiçbir fırtına engel olamaz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.