X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalyalı 'Bilge Mimar' Turgut Cansever
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalyalı 'Bilge Mimar' Turgut Cansever

  • Giriş Tarihi: 18.5.2015
Antalyalı 'Bilge Mimar' Turgut Cansever
Antalyalı 'Bilge Mimar' Turgut Cansever

Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinin en önemli mimarları arasında sayılan Turgut Cansever, özellikle Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü üç kez kazanmış tek isim olarak tanınıyor

Bazı insanlar vardır ki bütün yaşamını başka kentlerde geçirseler de doğdukları kentlerin gurur kaynağı olurlar. Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü üç kez kazanmış tek isim olan ve yapıtlarıyla Türk mimarisinde yeni ufuklar açan, Bilge Mimar olarak ün yapmış Turgut Cansever de Antalyamız için böyle değerlerden biridir. 12 Eylül 1921'de Antalya'da doğan şehir plancısı, düşünür Turgut Cansever'in babası Doktor Hasan Ferit Bey Antalya'da sıtma mücadelesinde görevli iken, oğlu Turgut Cansever burada dünyaya gelmiştir. Annesi Saime Hanım ise Filibe kökenli bir öğretmendir. Babasının görev değişikliği nedeniyle ilkokulu Ankara ve Bursa'da okudu. İlkokul yıllarından sonra ailesi İstanbul'a taşınmıştı. Lise öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. Ressam olmak istiyordu. Ancak girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde fikrini değiştirip mimarlık öğrenimi görmeye karar verdi. Mimarlık öğreniminden sonra, 1946 yılında sanat tarihi doktorası yapmaya başladı. Doktora sırasında İslam Sanatı tarihi hocası Ernst Diez onu çok etkiledi. Doktora tezi için 14 Anadolu şehrini ve 111 yapıyı ziyaret ettikten sonra, 1949'da yazdığı "Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları" adlı doktora tezi, Türkiye'de yapılan sanat tarihi doktora tezlerinin ilki oldu. Bu tez 2010 yılında; "Sonsuz Mekânın Peşinde: Selçuk ve Osmanlı Sanatında Sütun Başlıkları" adıyla yayımlandı.

ŞEHİRLERE RUH BİÇEN ADAM

1949 yılında Sadullah Paşa Yalısı'nın restorasyonu gerçekleştirdi. Bu, meslek yaşamının ilk önemli deneyimi oldu. 1951'de ortağı Abdurrahman Hancı ile birlikte ilk mimarlık bürosunu kurdu. Birlikte tasarladıkları Anadolu Kulübü Oteli, önemli eserlerindendir. Karatepe Açık Hava Müzesi, Diyarbakır Koleji, ODTÜ Kampüsü yarışma projesi, Türk Tarih Kurumu binası 1950'li yıllarda tasarlanmış çalışmalardandır. Bu arada yurt dışına çıkarak Fransa'ya gitti. Bir süre Avrupa'daki yapıları, sanat eserlerini inceledi. 1952 yılında Nilüfer Hanım ile evlendi. 1956'da Antalya Kenti İmar Planı yarışmasında birinci oldu. 1957'de İstanbul Belediyesi'nin planlama çalışmalarını yürüttü. Cansever 1958'de Beyazit Meydanı tasarımına başladı. Bu çalışma, onu kent, imar, koruma alanında düşünmeye ve mücadeleye yönlendirdi. Bu alanlarda kısa süreli pek çok görev aldı. 1959-1960'ta kuruluşunda bulunduğu Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı yaptı. 1960 yılında yazdığı "Modern Mimarinin Sorunları" adlı tezi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden doçent unvanını aldı. İzleyen yıllarda Ankara'da, Ertur Yener ile birlikte gerçekleştirdiği Türk Tarih Kurumu binası ve Bodrum'da 1971/73 yıları arasında gerçekleştirdiği Ahmet Ertegün evi restorasyonu nedeniyle 1980 yılında iki Ağa Han ödülü birden aldı. Üçüncü ödülü ise 1992 yılında verildi. Bodrum'un 9 km. kuzeyindeki Mandalya Koyu'nda toplam 3 otel ve 500 evden oluşan; Emine Öğün, Mehmet Öğün ve Feyza Cansever ile gerçekleştirdiği Demir Evleri Projesi kendisine üçüncü Ağa Han Ödülü'nü getirdi. Üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü almış dünyadaki tek mimar oldu. Bu arada 1983'te Mekke Üniversitesi'nde eğitim programı hazırlık danışmanı olarak çalıştı. Aynı yıl, Ağa Han Mimarlık Ödülü Master Jürisi'nde görev aldı. Cansever, bir taraftan da çeşitli yayın organlarına yazılar yazdı. Bu yazılarından oluşan bir seçkiyi "Mimar Sinan" kitabı olarak 2005 yılında yayınladı. Adına 2007 yılında İstanbul'da bir sergi açıldı. 2000 yılında kalbine pil takılan ve 2008 Temmuz ayından itibaren yatağa bağlı tedavi gören Turgut Cansever, 22 Şubat 2009 günü aramızdan ayrıldı. Turgut Cansever'e son olarak 6 Ocak 2009'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verilmişti.

KARAKAŞ CAMİSİ'NİN MİMARI TURGUT CANSEVER'DİR

Antalya'da Atatürk Caddesi üzerinde, tarihi Hadrianus Kapısı'nın tam karşısındaki Karakaş Camisi, Turgut Cansever'in eseridir. Çoğu tanıtıcı kitaplarda Selçuk camisi yıkıldı, şeklinde açıklamalar vardır. Yıkılan cami, dikdörtgen şeklinde, üzeri basit beşik örtüsü kiremitle örtülü bir binaydı. Aynı alan üzerine Mimar Turgut Cansever'in çizdiği bugünkü Karakaş Camisi, uzmanı değilseniz baktığınızda, geç 14.yy'da yapılmış bir Batı Anadolu Beylikler Dönemi yapısıyla karşı karşıya olduğunuzu bile sanabilirsiniz. Nitekim rehber kitaplarda bu ifadeye de rastladım. Hâlbuki Karakaş Camisi, Cansever'in Anadolu'nun çeşitli kültür katmanlarını birleştirerek çizdiği bir projedir. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Hasan Subaşı'nın ikinci döneminde (1994-99) projesi çizilen caminin inşaatına, yıkılan eski kagir caminin alanında 1992 yılında başlandı. Yönetiminde Ethem Aral Paşa, Lemi Alakavuk, Gültekin Aşkın ve Antalyalı işadamı Hasan Şengül'ün yer aldığı Karakaş Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği'nin topladığı yardımlarla cami ancak 2003 yılında bitirilebildi. Cami, mimarlar dünyasında rekonstrüksiyon, yani 'tekrardan inşa etme' yönteminin başarılı bir örneği olarak sayılmaktadır. İçinde kullanılan çinileri altıgen şekle getirmek için 36 bin parça kesim Kenan Erman tarafından yapılmıştır. Kubbe içinde kaplama olarak kullanılan tek renk çiniler, tek tek elle kesilerek yapıştırılmıştır. Dış mekândaki pencere ve kapı girişi panoları özel olarak kabartma çini levhaları hazırlatılıp yerlerine konulmuştur. 1956 yılından kalan minaresi dışı Yivli Minare görünümü verilmek istendiyse de bir kentte iki Yivli Minare olmaz denilerek izin verilmedi.

ESERLERİ:


Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları, Doktora Tezi, 1949 Modern Mimarinin Sorunları, Doçentlik Tezi, 1960 Düşünceler ve Mimari, 1981 Şehir ve Mimari, 1992 Ev ve Şehir, 1994 Kubbeyi Yere Koymamak, 1997 İstanbul'u Anlamak, 1998 Mimar Sinan, 2005

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.