X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER HÜSEYİN ÇİMRİN: Sümer Tilmaç
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

HÜSEYİN ÇİMRİN: Sümer Tilmaç

  • Giriş Tarihi: 15.6.2015

Onlarca tiyatro oyununun ve filmin yıldızı, Süper Baba gibi dizilerle hafızalarımıza kazınan usta karakter oyuncusu Sümer Tilmaç, 12 Haziran 2015 günü hayata gözlerini yumdu

Giritli bir memur baba ile Türkmenistan göçmeni memur bir annenin çocuğu olan Sümer Tilmaç, 15 Temmuz 1948 tarihinde Malatya'da doğdu. Timaç'ın ilk yılları, babasının memur hayatı içinde 1960 yılında Antalya'ya geldiler. Ortaokulu Antalya Merkez Ortaokulu'nda okudu. İşte bu günlerde, yani 1961 yılında Antalya Lisesi Resim Öğretmeni Esen Emekcil tarafından Antalya Lisesi öğrencilerinden oluşturulan tiyatro ekibi kuruldu. Halkevi Sahnesi'nde ilk olarak "İp Oyunu" adlı eseri oynandı. Sümer Tilmaç da bu amatör tiyatro grubuna katıldı. Tilmaç o günleri bana şöyle anlatmıştı: "Ben on beş yaşında bu güzel şehir Antalya 'nın nüfusu 50 bin iken tanıştım tiyatro ile. Antalya'nın toprak, narenciye, hava ve insan kokusu başlattı beni tiyatroya. Bu kokularla kurban olayım ben. Hele bir insan vardır ki, o dev cüssesi ile o denizin güzelliklerini su altında daha yakinen tanıma onuruna eriştiğim büyük usta Esen Emekcil. Esen hocayı bulup bana tiyatroyu sevdiren Mehmet Rıfat Aras, yönetmenimiz Edebiyat Öğretmeni Nuri Erkal, bu insanlar benim hayatıma, eğer ufak tefek bir şeyler yapabildiysem, bu başlangıcı oluşturan kişiler oldular." Daha sonraki dönemde Antalya'da amatör tiyatro çalışmaları, Mustafa Ediboğlu, Kadir Küçükzeybek, İlhan Arıca, Volkan Teoman, Osman Çıkla, Sümer Tilmaç, Mehmet Rifat Aras, Yusuf Yalçın gibi gençler tarafından, Ahmet Tekelioğlu'nun 1967'de kurduğu ve Başkanlığını yaptığı Antalya Tiyatro Kurma ve Yaşatma Derneği'nin Antalya Oda Tiyatrosu Sahnesi'nde sürdürüldü.

TİYATRODA İLK ADIMLAR
İlk provalar Cumhuriyet Meydanı'nda Ömer Kutsal'a ait binanın (Çatı Restoran'ın) alt katında Güzel Sanatlar Galerisi'nde yapılıyor; sahneye konulan eserin son provaları ise eski Halkevi binasının tiyatro salonunda Nuri Erkal nezaretinde yürütülüyordu. Sahneye konulan oyunlar arasında, 'Kamp 17', 'Ormanda', 'Buzlar Çözülmeden', 'Duvarların Ötesi', 'Pusuda' gibi eserler vardı. Antalya Oda Tiyatrosu Antalya çevresinde sık sık turneye çıkarak Elmalı, Yeniköy, Korkuteli, Aksu Köy Öğretmen Okulu gibi yerlerde de temsiller verdi. Tilmaç, tiyatro yaşamının kaynağını ailesine dayandırır: "Babam hayatımın en önemli insanlarından birisidir. Ben doğduğum yıllarda Malatya'da görev yaparken annemle "Bir Kavuk Devrildi" oyununu oynamışlar. Mübalağa gibi olmasın yani annem bana hamileyken sahneye çıkmış. Tiyatro yapmışlar. Bu oyunların provalarına nasıl hazırlandıklarını, kendine has esprili anlatımı ile herkese şöyle anlatırdı: "Antalya'da Üçgen Mahallesi'nde bir evde oturuyoruz. Evde toplandık. Kız arkadaşlanmız ve de bizler. Bir pasta yaptırdık. Sözüm ona arkadaşımıza sürpriz yapacağız. Müziği koyduk. Dans etmeye başladık, derken kapı çaldı. Ev sahibi olarak kapıyı açmaya ben gittim. Açmamla içeriye yirmi tane polis girdi. Adam başına iki polis. "Ne yapıyorsunuz?" diye sordu yaşlı olan polis. "Tiyatro provası ve de bir arkadaşımızın doğum gününü kutluyoruz" dedik. Polis "Ha bi de tiyatrocu musunuz?" dedi. Tiyatrocu olmamıza daha çok sinirlenmişti. "Yürüyün emniyete." Bizi polis arabalarına bindirdiler. Emniyetin önüne geldiğimizde inanın nerdeyse Antalya'nın yarısı oradaydı. İfadelerimizi aldılar. Serbest kaldık. Bu basılma olayı Antalya'da yıllarca konuşuldu. Eskilere sorsanız bu olayı Üçgen Vakası diye anlatırlar."

İSTANBUL'A KAÇIŞ
"Vakalar birbirini takip etti. Baktık ki Antalya bize göre küçük bir kent. Gönül verdiğimiz tiyatronun bize katacağı hiçbir şey yok. Ekonomik açıdan ailemin bana vereceği bir şey de yok. Düşündüm. Ben bu işi en iyi şekilde nerede yapabilirdim. Tabi ki İstanbul'da. Bu fikri babama açtım. Babamın cevabı net ve kesindi. "Kaç kendini kurtar oğlum" dedi. Bir babanın oğluna söyleyebileceği en zor kelime olsa gerek "Kaç" demek. Ben de kaçmaya karar verdim. O dönem benimle beraber kaçmayı düşünen iki arkadaşımla planlarımızı yaptık. Kaçacağız. Tabi ki annem istemiyor. Ama buna rağmen kaçacağım. Alemin yanında kalmak bana bir şey getirmeyecek. İstanbul otobüsüne iki arkadaşımla bilet parası vermeden bindik. Bucak'ta yakalandık. Hepimizin ailesi otobüsün önünü Bucak'ta çevirdiler. Evire çevire Antalya'ya getirdiler. İstanbul'da oyuncu olma hayallerimiz bitmişti. Daha doğrusu meşhur olma hayallerimiz. Fakat, Sümer Tilmaç'ı bu engellemeler durduramamıştır. Yine bir gün tekrar tası tarağı toplar bu kez yalnız başına İstanbul'a gider. Yaşı 16'dır. Tilmaç, Münir Özkul ve Gazanfer Özcan gibi sanatçıların öğrencisi olarak yetişir. Bu büyük isimler ona çok şey katar. Hem bir oyuncu hem de bir insan olarak, karakterinin şekillenmesinde usta isimlerin etkisi büyük olur. İstanbul Belediye Konservatuarı'ndan mezun olduğunda tarih 1968'dir. Artık okullu bir oyuncudur ve işin mutfağını tecrübe etmek üzere yaklaşık 60 tiyatro oyununda yer alır. 1964 yılında sinema ile tanışır. Tanju Korel'in başrolü oynadığı "Eşkiya" filmiyle sinemaya adım atar. Yaklaşık 200 filmde rol alır. Bir ara İstanbul'un renkli, karmaşık hayatı onu sıkar. Türk sineması da Seks furyasından sonra iş yapamaz duruma düşmüştü. O yıllarda Antalya Büyükşehir başkanı Hasan Subaşı 1998 yılında ona Antalya Atatürk Parkı içinde bir bina verir. Tilmaç, bu binada kurduğu lokanta- taverna havasındaki işletmesine Kabare adını verir ve bu 1993 yılına kadar sürer. İstanbul'da televizyonlarda dizi devri başlamıştır. Para artık televizyondaydı. Bu nedenle birçok tiyatro ve sinema oyuncusu, kendilerine televizyon dizilerinde yer buldu. Tilmaç, Süper Baba ve Karaoğlan dizileriyle bu gruba katıldı. 2002 yılında "Son" adlı filmdeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında 7. Sadri Alışık ödülünü kazandı. 2005 yılında kendi yazdığı ve senaryosunda emeği olan "Ispanaktan Nağmeler" adlı filmde yönetmenlik yaptı ve başrolü üstlendi. "Yeşilçam Oyuncuları" olarak bilinen gruptan gelip tiyatro ve sinema sektöründe tutunabilmiş sayılı oyunculardan biri oldu.

MESLEĞİNİ HER ZAMAN ÇOK SEVDİ
Sümer Tilmaç bir anısını şöyle anlatırdı: "Benim serüvenim iyi ki Antalya'da başlamış. Oyunculuk demek, gözlem demektir. Daha doğrusu, gözlemek yaşamdır. Neticede kader, bana da bir yol çizmeye başlamıştı. Meğerse bu yol uzun ve de meşekkatliymiş. Hiçbir şeyin kolay elde edilmeyeceğini geç de olsa anladım. Bütün arzum sevilmekti. Bu süreç, beni bir çok sevgiliye taşıdı. Yani sevgiye. Hele çocuk sevgililerime saygım o kadar fazla ki. Bir gün Arda adında bir çocuk seyircim ile karşılaştım. Dokuz yaşında kara gözlü, kara kaşlı, cin gibi bir çocuk. İnanın ben Arda'nın çocuk olduğuna inanamadım. Sanki yetmiş yaşında. Karşıma geçip beni ne kadar sevdiğini ve oynadığım filmlerin sahne sahne nasıl çekildiğini, içine kendi yorumlarını da katarak anlatınca, işimi bir kere daha çok sevdim. Artık şunu kesin olarak biliyorum ki çocuklar beni seviyor. Beni de mutlu eden bu." 1989'da evlendiği eşi ile Hatice Melek Konuk ile Boğazkent Beldesi'nde bir çiftlik kurdu ve 2007'ye kadar toprakla yaşamaya çalıştı.

ANTALYA AĞLADI
Antalya'mızda sahnelere adım atan değerli karakter oyuncusu Sümer Tilmaç'ın Antalya'da sevenleri çoktu. Çocukla çocuk, yaşlı ile yaşlı olurdu. Hiç bir vakit ben şöhretli oyuncuyum demeden 7'den 77'ye beraber olarak mütevazı olmayı tercih etti. O şimdi aramızda değil. Antalya, bu yüzden çok üzgün.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.