X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Biz de kaza olduğuna inanmıştık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Biz de kaza olduğuna inanmıştık

  • Giriş Tarihi: 24.11.2016
Biz de kaza olduğuna inanmıştık
Biz de kaza olduğuna inanmıştık

‘Kaza dediler cinayet çıktı’ haberinin kahramanlarından ölen Mehmet Oktay Kurt’un eşi Filiz Kurt, 9 ay süren mücadelesinin detaylarını SABAH Akdeniz’e anlattı

Antalya'da geçen 7 Mart'ta trafik kazası sonucu otobüsün altında kalarak hayatını kaybettiği bildirilen Mehmet Oktay Kurt'un aslında cinayete kurban gittiği, eşi Filiz Kurt'un 9 aylık mücadelesi sonucu mahkeme kararı ile tescillendi. 1.5 yaşında Öykü Kavim ve 11 yaşındaki Nehir Defne isimli iki kız çocuğu ile bir başına kalan Filiz Kurt, "İki kızım var. Onlar için babalarının ölüm olayının peşinden koşup olayın aydınlatılmasına uğraştım. Kızlarım için hayatta kalmak zorundayım" dedi. Kurt, 9 ay boyunca yaşadıklarını SABAH Akdeniz'e anlattı.

SABAHA KARŞI HABER GELDİ
Filiz Kurt, eşinin ölüm haberi aldığı geceyi ölene kadar asla unutamayacağını söyledi. 7 Mart'ı 8 Mart'a bağlayan gece sabaha karşı saat 04.00 sularında zilin sürekli çaldığını belirten anne Kurt, "Kapıyı korkarak ve telaşla açtığımda karşımda tanımadığım iki kişi duruyordu. Zilin sesine iki kızım uyanmış ve benimle birlikte kapıya koşmuştu. O iki kişi direkt olarak bize, 'Eşiniz karşıdan karşıya geçerken trafik kazasında öldü. Teşhis için sabah Adli Tıp'a gitmeniz gerekiyor. Gitmeden önce Kepez Polis Merkezi'ne uğrayıp evrakları imzalamanız gerekli' deyip gittiler. Dünya başıma yakılmıştı. Küçük kızım olanların farkında değildi. Büyük kızım şoka girdi. Gecenin saat 04.00'ünde birbirimize sarılıp ağladık. Bize kaza olduğu söylendiği için buna inanmıştık" dedi.

FREN İZİ YOKTU
Filiz Kurt, şoktan ve acıdan sabah eşinin teşhisi için Adli Tıp Kurumuna gidemediğini, bir yakınının gittiğini söyledi. Eşinin cenaze işlemleri sürerken kaza raporunda, olay yerinde fren izi bulunmadığı- nı tespit ettiklerini belirten Filiz Kurt, "Bu bende şüphe uyandırmıştı. Eşimin cenazesini Sivas'ın Divriği ilçesi Günbahçe Köyü'ne defnettik. Bir hafta sonra Antalya'ya döndük. Otobüsün kamera görüntülerinin 24 saat aralıksız Ulaşım Daire Başkanlığı'na aktarıldığını öğrendim. Otobüsten iner inmez Ulaşım Daire Başkanlığına koşup görüntüleri aldım" diyerek olayı aydınlatan kritik süreci anlattı.

OLAY ŞÖYLE OLMUŞTU
Antalya'nın Kepez ilçesi Varsak Mahallesi'nde oturan evli ve 2 çocuk babası Mehmet Oktay Kurt, 7 Mart geçesi şehir merkezinden evine gitmek üzere 07 KZ 979 plakalı özel halk otobüsüne bindi. Saatler 00.00'ı gösterdiği sırada Kurt, Varsak Karşıyaka Mahallesi eski belediye önünde otobüsün altında kalarak hayatını kaybetti. Tutanaklara kaza olarak geçen olayın, otobüste uyuyakalan Kurt'un cep telefonunu çalan sürücünün bunu örtbas etmek için işlediği bir cinayet olduğu ortaya çıktı.

ŞOKE OLMUŞTUK
Kurt, kamera görüntülerini incelerken olayın kaza olmadığını görünce büyük şok yaşadıklarını kaydetti. O ana kadar eşinin kazada öldüğüne inandığını tekrarlayan Kurt, "Kamera görüntülerini tekrar tekrar izledim. Sonra avukatımla birlikte izledik. O an ben de öldüm. Hemen avukatımızla mahkemeye koşup görüntüleri sunduk. Olayın kaza değil cinayet olduğu savını ortaya attık" diye konuştu.

9 AY MÜCADELE ETTİM
olayın cinayet olduğunu ispatlamak için 9 ay boyunca olayı delillendirmeye çalıştıklarını anlatan ve şoförün ilk ifadesinde telefonu otobüsün içinde bulduğunu söylediğini de belirten Kurt, "Sonraki ifadesinde telefonu koltukta bulduğunu, en son olarak da oturduğu koltuğun altında bulduğu şeklinde ifade vermesi dikkatimizi çekti. Kamera görüntülerinin üstüne bir de çelişkili ifade eklenince olayın gerçek yüzü ortaya çıkmıştı. Bizim verdiğimiz deliller ile mahkeme şoför Gökhan Pusat'ı hırsızlıktan ve cinayetten 30 yıla mahkum etti" dedi.

PSİKOLOJİK DESTEK
Eşinin öldürülmesini avukatı ile bir hafiye gibi aydınlatan Kurt, yaşadıkları olayın ardından 5'inci sınıfa giden 11 yaşındaki kızının vücudunda yaralar çıkmaya başladığı için 9 aydır psikolojik destek aldığını anlattı. Kendisinin de sara hastası olduğunu kaydeden genç kadın, "Benim sara nöbetlerim de arttı. İki kızım için ayakta kalmak zorundayım. Allah kimseye böyle bir acı tattırmasın" diye konuştu. Filiz Kurt, olayın şokunu hala atlatamayan çocuklarının olumsuz etkilenmemesi için fotoğraflarının yayınlanmasına izin vermedi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.