X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye'ye dansı sevdiren kadın: Ömür Uyanık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye'ye dansı sevdiren kadın: Ömür Uyanık

  • Giriş Tarihi: 10.6.2014

Türkiye'nin dört bir yanında yüzlerce çocuğu bale ile tanıştıran, yeri geldiğinde il il dolaşan Ömür Uyanık, "Küçükken öğretmen ve sanatçı olmak istiyordum. İki hayalim de gerçek oldu" diye konuştu

O'na "Size Türkiye'ye dansı sevdiren kadın diyebilir miyiz?" diye sorduğumda "utanırım" diyebilecek kadar mütevazı bir sanatçı… Eğittiği çocukların sevgisinin yanı sıra saygısını da gönülden kazanmış bir öğretmen, iyi bir anne, iyi bir eş… O, "Türkiye'ye dansı sevdiren kadın"… Bugüne kadar yüzlerce çocuğu bale ile tanıştıran bir sanatçı… Ömür Uyanık…
Televizyonda performans, sahne gösterileri, dans ve bale okulu… Sizle beraber sanki bütün Türkiye'ye bu tutku yayıldı. Bu yolculuğa nasıl başladınız?
Bu iş çocuk balesi ile başladı. 1994'te ekibimle birlikte çocuk balesinin bayrağını devraldık. Bu yolculuk bir yıl sonra Samsun'da okul açma isteği doğurdu. Ordu İl Kültür Müdürlüğü bizi davet etti. Orada bir bale okulu açılmış. Öğrenci de çokmuş. Ancak gelen yabancı hoca deneyimli olmadığı için işine son vermek durumunda kalmışlar. Yılsonu temsilinin yapılması gerekiyor tabi. Opera'dan yardım istemişler. Bu konu bize bildirildi. Ordu'ya gittik, yardımcı olduk. Güzel bir temsil yaptık. O zamana kadar zannediyordum ki herkes Devlet Opera ve Balesi'ni biliyor. Fakat gördüm ki kimsenin bizden haberi yok. Bu durum beni heyecanlandırdı. "Bu sanatı acaba ne kadar öğretebilirim" diye düşündüm.
Sonra ne yaptınız? Okul açıldı mı?
Samsun'da okul açıldı. Ancak ilk yıl zor geçti. Yurtdışından hocalar getirttim. Sürekli Samsun'a gidip geliyordum. Sivil toplum örgütleriyle, Valilikle, belediye ile görüştüm, kendimi tanıttım, hangi amaçla orada olduğumu söyledim. Üç ay hiç öğrencim olmadı. Ancak ilk üç ayın sonunda insanlar anladılar, inandılar.

İKİ HAYALİMİ GERÇEKLEŞTİRDİM

Kız çocuklarının hayalidir balerin olmak… Siz küçükken ne olmak istiyordunuz?
Öğretme tutkusu bende çocukluğumdan beri vardı. Ama ben sinema ile büyüdüm. Çocukluğumda ahşapları gaz kokan sinema salonlarında film seyrederdik. Sinema benim büyük dünyamdı. Türkan Şoray'ları, Filiz Akın'ları seyrederdik… O zamanlar balerin olma bilinci yoktu. Sanatçı olmak istiyordum. Bir de öğretmen olmak. Öğretmen de oldum, sanatçı da… İkisini birlikte yaşadım.

EŞİMİ KISKANIRIM

Tan Sağtürk ile tanışmanız nasıl oldu?
Samsun'dan sonra Diyarbakır'a çocuk bale okulu açtık. Bir sene her hafta sonu Diyarbakır'a gidip ders verdim. İlk gösterimiz olacaktı. 'Sanatçı davet edelim' düşüncesi oluştu. Tan'ın adını duyuyordum. Ancak tanışmıyorduk. Aradım 'yardım eder misin?' diye sordum. O da 'seve seve' dedi. O günden itibaren bu koşuşturma devam etti. En son Gaziantep fikri oluştu. Gitmedik ama oradaki insanlara yol gösterdik. Ne yapmaları gerektiğini anlattım.
Belli bir noktadan sonra insanlar kıskançlıklara kapılır. Siz deneyimlerinizi de paylaşıyorsunuz. Bunu yaparken ne hissediyorsunuz?
Kıskanmak… Ben bir tek eşimi kıskanırım. O'nu da çok sevdiğim için… Başka kimseyi kıskanmam. Sadece yediğimiz her lokmanın bir misafiri olmalı hayatta. Bir şeyleri başardıysanız bir yerlere geldiyseniz bu size ait bir şey değil sadece. O başarıda birçok kişinin desteği var. Onun için insanlara bu kazandığınız lokmanızı tattıracaksınız. Vereceksiniz ki devamı gelsin. Başka türlü olmaz.

"SABAH 5'TE KALKIP ÜTÜ YAPARDIM"

Yoğun bir iş hayatı… Bir yandan da aile… Ömür Uyanık bunları nasıl dengeliyor?
Benim eşim Tokatlı. Ne kadar modern olursanız olun akşam iki çeşit yemeğini isteyen biri. Evdeki her şeyin yolunda gidebilmesi, eşimin eksiklik hissetmemesi için 5'te kalkıp ütü yapar, yemek hazırlayıp işe giderdim. Çalışan kadın olmak mutluluk verdi. Yalnız bir gün oğlum 'Anneciğim, sen niye diğer anneler gibi değilsin. Onlar çocuklarını karşılıyor, pasta, börek yapıyor, ev kek kokuyor' dedi. Bu benim içimde hala yaradır. Ben ona 'Mutlu bir anne mi istersin mutsuz bir anne mi?' diye sordum. O da 'Tabi ki mutlu bir anne isterim.' yanıtını verdi. 'Ben evde pasta yapmayı seviyorum ama insanlara faydalı olmayı daha çok seviyorum. Ömer'in bana bakışları geliyor kulisten aklıma. Hep başkalarının annesi olma pozisyonuna daha yakındım...

BALEMİZ MARKA OLDU

23 Nisan projeniz nedir?
Hayatımızın projesidir o... 23 Nisan'da 15 bin kişi organizasyonu izledi. İnanılmaz kalabalıktı. Genel Müdürümüz Rengim Gökmen'e ve Ankara Müdürümüz Aykut Çınar'a teşekkür ediyorum. Bana inandılar, güvendiler. Ben de onların yüzünü kara çıkarmadığımı düşünüyorum. Çocuk balemiz marka oldu.
En çok hangi çalışmanızdan etkilendiniz?
Yaptığım işler içinde beni en çok etkileyen 'Benimle Dans Eder misin?' ve bu yıl düzenlediğimiz '23 Nisan Gösterisi' oldu. Küresel ısınmayla ilgili bir eser yaptım operaya. Ve bu Birleşmiş Milletler'de gündeme alındı. Çünkü küresel ısınmayı kimse sanatla anlatmamış. BM Türkiye temsilcileri son 5 yılda küresel ısınma ile ilgili neler yapıldığını araştırırken bizim bu konuyla ilgili olan çalışmamızı öğrenmişler. İzlediler ve çok gurur duyduklarını belirttiler. Bu beni çok mutlu etti.

MUTLAKA ADALETLİ OLMALISINIZ

Yeni projeleriniz var mı? Mutlaka gerçekleştirmeliyim dediğiniz proje?
Yapmak istediğim projelerden biri 'Charlie'nin Çikolata Fabrikası'… Ben o filmden etkilenmiştim. Ancak çok büyük sponsorlar gerekiyor. Telif ödenmesi gerekiyor. O filmde çok güzel mesajlar var.
Sizin yolunuzu takip etmek isteyenlere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Bu işi yapmak için mutlu olmak zorundasın. Ben eşime de oğluma da teşekkür etmek istiyorum. Ömür Uyanık olduysam tek başıma değil. Ayrıca insan bazen şımarmak istiyor. Ama bu işte şımarmayacaksınız, kendinize gereğinden fazla güvenmeyeceksiniz. En büyük hatalar kendinize en fazla güvendiğiniz zaman yapılan hatalardır. En önemlisi adaletli, vicdanlı olmak zorundasınız. Hiçbir çocuğu ayırmayacaksınız. Bazen içinizin çektiği bir çocuk olabiliyor ama bunu kimseye hissettirmeyeceksiniz. Sevginizi adaletli eşit dağıtacaksınız. Bunlar başarının sırları bence. Seçtiğiniz insan doğruysa hayatta her şey doğru oluyor kendiliğinden. Benim en büyük şansım kocamdır.

NEŞEM YAŞAR

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.