X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sanata destek azımsanamaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sanata destek azımsanamaz

  • Giriş Tarihi: 2.2.2015
Sanata destek azımsanamaz
Sanata destek azımsanamaz

Dizi, film ve oyunlar için beste yapan Can Atilla, devletin sanatı azımsanamayacak derecede desteklediğini ve bunun pek çok Avrupa ülkesinden ileride olduğunu söyledi

Ferhunde Hanımlar, Bizim Evin Halleri, Şaşıfelek Çıkmazı, Vasiyet, Bir Erkeğin Anatomisi, Kuruluş-Osmancık, Tanrıların Tahtı Nemrut, Bam Teli, Kuvayı Milliye Destanı, Gayri Resmi Hürrem, Süleyman ve Öbürsüler, Yer Demir Gök Bakır, Aklı Havada, Çanakkale 1915 sadece sayabildiklerimiz… Can Atilla bugüne kadar birçok tiyatro oyunu, dizi, belgesel ve sinema filminin müziğini besteledi. Türkiye'de devletin sanatı, dünyada pek çok ülkede olmadığı kadar desteklediğini söyleyen Atilla, "Bugün Devlet Tiyatrosu'nda veya Opera ve Bale'de Avrupa'da izlediğiniz bir operanın sahnesi etkiliciliğinde bir görsellikte projeler hazırlayabiliyorsunuz. Tamamen devlet olanakları ile yapılabiliyor bu. Bunlar azımsanabilecek şeyler değil" diye konuşuyor.

Birbirinden farklı çalışmalara imza atıyorsunuz. Kendinizi hangi müzik tarzına yakın hissediyorsunuz?
Bir kompozitör olarak aslında duymak istediğim müziği yapıyorum. Tüm eserlerimde mutlaka romantizm, hümanizm, mistizm ve yurtseverlik gibi duygular vardır. Aslında müziği hiçbir zaman sadece tek bir tür olarak örnek vermek gerekirse; sadece klasik müzik, elektronik müzik ya da tek rock müzik olarak görmedim. Müziği işitsel bir bütün olarak gördüm ve içinin doğru mesajlarla doldurulması gerektiğini düşündüm. Bu his; güzel bir rock parçası, güzel bir slov veya klasikleşebilecek bir senfoni yazmayı, unutulmazlar arasına girecek bir bale müziği bestelemeyi istemektir. Bunların hepsi benim için bir bütünün parçalarıdır. Aynı ruh kaynağından beslenir ve aynı güçtedirler. Böyle olduğu zaman da bu size sonsuz bir beyin özgürlüğü ve sanat adına geniş bir yelpaze sağlar. Hepsini aynı notalarla aynı kumaştan yapıyorsunuz. Ama hepsi tamamlandığında Can Atilla müziği oluyor.

"MEVLANA'DAN ÇAĞRI BALEM SAHNEDE"

Müzik piyasası bu söylediklerinize hazır mı peki?

Tüm eserlerimi bir proje olarak görüyorum. Müzikte piyasa beklentilerinin tamamen dışındayım. Yedi yıldır 'Mevlana'dan Çağrı' balem Devlet Operası sahnelerinde gösterimde. 'Piri Reis' balesi geçtiğimiz aylarda Mersin Operası'nda başladı. Benim için özel bir öneme sahip 'Kerbela' balem ise İzmir'de sahnelenmeye devam ediyor. Bunlar en az 100 kişilik ekipler tarafından sahneye konabilen görkemli ve epik eserlerdir. Ayrıca TBMM'nin 90'ıncı yılı kutlama müziğini bestelemiştim. Eserde keman solosunu Suna Kan çalmıştı. 'Diriliş'i 400 kişilik orkestra ve koro ile kayıt etmiştik. 'Ne Mutlu Türk'üm Diyene' sözü ilk defa orkestra ve koro tarafından söylendi. Yine Mevlana'nın 800'üncü yıl etkinliği nedeniyle Kültür Bakanı Sayın Atilla Koç Beyefendi benden bir oratoryo bestelememi istemişti. Oratoryo birçok kez Aya İrini'de, Aspendos Opera Festivali'nde, İstanbul AKM'de ve CSO tarafından Ankara'da seslendirildi. Ve size daha sayısız çalışmamdan bahsedebilirim. Bunlar benim klasik müzikle ilgili aldığım eğitimin sonucunda ortaya koyduğum eserlerimdir. Bunların dışında kendi albümlerim ve diğer projelerim var.

Osmanlı tarihine olan ilginiz nasıl başladı? "İmparatorluk" adlı çalışmanızdan bahseder misiniz,
Sadece Osmanlı tarihi ile değil aslında dünya tarihi ile ilgiliyim. Özellikle ortaçağ ile. Bugün yaşadığımız pek çok standardın temelinin ortaçağda atıldığı, bilim, teknik ve felsefenin o zamanlarda şekillendiğini düşünüyorum. Bizde de o dönem Fatih zamanına oldukça yaklaşık. Albümlerimden önce bu yapıda ortaya konmuş Osmanlı temalı bir müzik yoktu. Bu albüm beşlemesi sanatta, müzikte bir ilk oldu. Genel düşünce olarak sanat adına daha önce yapılmamış, işlenmemiş şeyleri projelendirmeyi tercih ederim. 'İmparatorluk' projesi dünyada da bir ilk oldu, bir İmparatorluğu yepyeni bir dünya müziği ile anlatan 5 cd'lik bir set. Limited Edition olarak geçtiğimiz senelerde yayımlandı.

"DEVLET BÜYÜK PROJELERİ SAHNELİYOR"

Türkiye'deki sanat kurumlarının yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye'de devlet sizce sanatı destekliyor mu?

Size samimi bir şey söyleyeyim; özel tiyatrolara da Devlet Tiyatroları'na da müzik yapıyorum. Birçok insan farklı yorumlar yapabilir ama özel tiyatrolardaki oyuncuların zaman zaman sahnede kullanılacak aksesuarları evlerinden getirdiklerine şahit oldum. Yeter ki oyun sahneye konabilsin diye… Bugün Devlet Tiyatrosu'nda veya Opera ve Bale'de Avrupa'da izlediğiniz bir operanın sahnesi etkiliciliğinde bir görsellikte projeler hazırlayabiliyorsunuz. Tamamen devlet olanakları ile yapılabiliyor bu. Özel sektörde bunun çok azının bile bulunabildiğini sanmıyorum. Devlete bağlı kurumların bu çapta büyük projelere imza atması çok önemli bir şey. Çünkü ben Polonya'da Romanya'da da ve daha birçok Avrupa ülkesinde de sahne müziği yaptım. Buradaki olanaklarla oradakileri karşılaştırdığımda devlet sayesinde yapılanlar azımsanabilecek şeyler değil.

ESER HAYRANLIK UYANDIRMALI

Nereye ulaştığınızda kendinizi yeterli görürsünüz?
Eğer müzikle uğraşan biri böyle bir şey söyleyebiliyorsa zaten o gün hemen müziği bıraksın! Dervişe sormuşlar 'ne bilirsin' diye 'haddimi bilirim' demiş. Bu demek değil ki yeni dünya projeleri yapmak boşuna bir gayrettir. Sanatta her şey dönemi içinde var olmuştur, kalıcı olmuştur. Bu çağ besteciler için yanlış bir çağ gibi geliyor bana. Sonuçta benim idol olarak benimsediğim sanatçıların hiçbiri bugün yaşamıyor. Bence müziği değerli kılan şey sempati duyan, içselleştirmiş insanlar tarafından da beğenilebilmesi, müzikte ileri gitmiş insanlar tarafından da o partisyon, orkestrasyon incelendiğinde, onlarda da sanat adına bir hayranlık uyandırabilmesi olmalı. Benim varmaya çalıştığım nokta işte budur.

Sizin için en önemli ödülünüz hangisi?
Pek çok ödül aldım. Stüdyomda bir oda tamamen ödül dolu ama ben ödüllere pek inanmıyorum, hele ülkemizde. Albümlerimin insanlar tarafından benimsenmesi, sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılması beni daha fazla mutlu ediyor. En son Nuri Bilge Ceylan eserlerimden birini fotoğraf sergisinin tanıtım filminde kullandı. Bu beni mutlu etti örneğin.

Sizi en çok memnun eden proje?
Rahmetli Turgut Özakman '1915 Çanakkale' filminin müziklerini yapmamı istemişti. Onu bir söz verdim ve sözümü tuttum. O bestem Avrupa'da film müziği sitelerinde satışa çıktı.

Çanakkale'yle ilgili de bir hazırlığınız var değil mi?
İki seneden beri Çanakkale Savaşı'nda görev yapmış Kahraman 57. Alay anısına bir senfonik eser bestelemeyi istiyordum. Bu senfoni benim ikinci senfonim olacaktı ve bu uluslararası bir senfoni niteliği taşımalıydı. Nasıl Çanakkale Savaşı barış ve savaş adına uluslararası bir öneme sahip ise senfoni de öyle olmalıydı. Tüm dünyayı bir şekilde etkileyen bu savaşı senfonik bir eserle yeniden yaşatmak istiyordum. Sonra bu fikrimi Kültür Bakanlığı ve Başbakanlık yetkililerine açtım. Bu projeye inandılar ve desteklediler.

İNSANIMIZ KENDİ TARİHİNİ TANIYOR

Bugüne kadar kaç tane albüm çalışmanız oldu? Popülerliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Popülerlik zamanın gerçeği ama nitelikli olması zorunluluğu ile tabi. Çünkü popülerliğin zamanı bu kadar hızlı yaşayan toplumlara kazandıracağı şeylerin olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar 14 albüm çalışmam oldu ve bunların sekiz tanesi Avrupa'da basıldı. Şimdi 2020'de bitmesini tasarladığım ve bütün ön çalışmalarını iki yıl önce tamamladığım bir projem var. İmparatorluk'tan sonra pre-Osmanlıya gideceğim ve Selçuklu dünyasını ele alacağım. Albümlerimin ve eserlerimin ülkemiz insanının kendini tanımasında önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Müziğimi Türkiye'nin dünyada daha çok tanınması, anlaşılabilmesi ve saygı görmesi için yapıyorum. Bugüne kadar 14 albümün içinden sadece bir tanesini kendim için yaptım. 'Leyla İle Mecnun'.

Neden Leyla ile Mecnun?
Fuzuli'nin en büyük eseri olarak kabul edilen Leyla ile Mecnun efsanesinin tüm öyküsünün anlatıldığı 11 şarkılık bir albüm. Stüdyo aşaması 2 sene sürmüştür. Özellikle bu albümde tasavvufun müzikle ifade edilebilecek noktalarını zorladığımı düşünüyorum. Şarkısını Zara seslendirmişti ve o albüm benim en içselleştirdiğim, derin albümümdür. Zaten o albümdeki ana frekans, sonrasında Kerbela balesini doğurdu.

KERBELA OLAYI ÇOK HASSASTIR

Bugüne kadar yaptığınız projeler içinde en önemlisi hangisi?

Kerbela balesi. Müzikle anlatmak için çok zor bir konuydu. Bale, İslam tarihi ile ilgili ilk sahne eseridir. Dünya dinler tarihinde Kerbela olayı çok hassas bir konumdadır. Bunu dünyaya sunabileceğimiz bir müzik ile yapmak ve konuyu her türlü polemiğin ötesinde sanatla tekrar anlatmak benim için büyük bir gurur vesilesidir. Özel hazırlanmış albüm versiyonu Hüzn-ü Diyar Kerbela adı altında ilkbaharda yayımlanacak.

ÜLKEMİN BENİM MÜZİĞİME İHTİYACI VAR

Siz de bu ülkede yaşayan bir sanatçısınız. Ülkenizi terk etmeyi düşündünüz mü?

Sanatı kimin için yaptığınıza bağlı. Ülkemi terk etmeyi düşünmedim. Çünkü ülkemin benim müziğime ihtiyacı var. Genç tarihimizde pek çok sanat adamı ülkesi ve insanlarını ruhen yüceltecek pek çok şey yaptı, denedi. Türk bestecileri bu uğurda hayatlarını vakfettiler. Ama gelinen noktada müzik- sanat-toplum bağlamında bir kopukluk söz konusu. Yeni bir formül üretmek gerekiyor müzik adına. Bu formülde; bu topraklardaki tarihsel birikimi kullanarak, batı dünyasının matematiksel ve anlatım teknikleri ile kendi içimizden bir şey yapmak.


kalan karakter 1000

aligholi mardani aligholi mardani

Merhaba
ben aligholi maradani resam sanatchi sizden destek istiyoram hacettepe Üniversitesi doktora öğrencisi.
teşekkür

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 15.02.2015 20:15

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.