Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ÜNAL TÜRAKOĞLU: Mesut'lar karışınca...

Giriş Tarihi: 21.2.2015
Gençlerbirliği yazım adeta kıyameti kopardı. Sabah erken saatlerden itibaren İlhan Cavcav dahil bir çok kişiden telefon geldi. Hatta Cavcav görüşmek istediğini söyleyince atladım fabrikaya gittim. Fabrikada gergin bir ortam vardı. Belli ki çok sinirlenmiş sayın başkan. Avukatı da oradaydı. Mahkeme falan bir şeyler söyledi ama şekeri düştüğü için çok fazla konuşamadık. Ama şu var ki, ben tam çayıma şekeri atmış karıştırırken söyledikleri üzerine paltomu aldım ve "Kovsaydın daha iyi başkan" diyerek odadan çıktım. Sanırım o gel deyince gelen, git diyince giden adamlarla karıştırdı beni.. Belli ki üzülmüş yazdıklarıma ama ben onunla ilgili kötü bir şey yazmadım. Sadece söyledikleriyle yaptıkları arasındaki çelişkiyi anlatmaya çalışmıştım. Olsun canı sağolsun, sonuçta dedem yaşında bir insan. Sonrasında rüzgar bizi Beştepe'ye savurdu. Mesut Bakkal hocam defalarca aradı. "Bir yanlışlık var ve bunu düzeltmemiz gerekiyor" deyince atladım gittim. Beni görünce tanıdı hocam. "Evet yaz ayıydı, hatırlıyorum o konuşmalarımızı" diye başladı cümleye ve devam etti: "Ben sürekli numaramı değiştiren biriyim. Öyle ki bir sapık yüzünden yıllarca kullandığım numaramı değiştirmek zorunda kaldım. Konya'dayken de çok sık numara değiştirdiğim için sana verdiğim numarayı artık kullanmıyorum." Peki ben "Mesut hocam hayırlı olsun" dediğimde bana sağol diyip benimle konuşan kimdi? İşte bundan sonrası adeta film gibiydi. Mesut hocayla birlikte o numarayı tekrar aradık. "Buyrun ben Mesut" diye bir kişi açtı telefonu. Hepimizin yüzünde bir şaşkınlık... "Ben Mesut Bakkal. Gençlerbirliği Teknik Direktörü. Bir yanlışlığı düzeltmek için rahatsız ediyoruz. Geçenlerde bir gazeteci sizi arayıp, 'Hayırlı olsun Mesut hocam' demiş" Karşı taraf cevap verdi: "Evet, aradılar. Ama tanımadığım için kapattım" Hoppala! Şimdi telefonu veren Mesut Bakkal. Telefondaki kişinin adı da Mesut. Ve ben Mesut hoca'nın bana verdiği numarayı arayıp konuştuğumda o kişi bana "Ben Mesut Bakkal değilim. Bir yanlışlık olmuş" dese, bunlar hiç olmayacaktı. Anlayacağınız Mesut'lar karışınca, işler de çığrından çıkıverdi. Ben o telefon muhabbetini Mesut Bakkal ile değil adı Mesut olan, üstelik eski Gençlerli futbolcu İlker'in dayısı olan biriyle yapmışım. Bu telefon konuşması olayından dolayı Mesut hocaya kocaman bir özür borcumuz var. Kendisiyle de görüştüm. Tekrar özürlerimi iletiyorum. Ama ben ne biliyim Mesut hocanın sürekli telefon numarası değiştirdiğini. Aradığım kişinin de Mesut isminde olması çok büyük bir tesadüftü. Ayrıca gazeteci kimliğimle arayıp, kendimi tanıttığım halde o kişi bana "Ya kardeşim ben o Mesut değilim" dese bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Ama yazımdaki tek hatam buydu. Keşke birkaç kişiye daha sorup numarasını doğrulatsaydım. Ama dedim ya telefonu açan kişi de Mesut'tu... Tamamen tesadüfler zincirinin bir kurbanı oldum ve tekrar özür diliyorum. Ama sadece o kısım için. Sayın Cavcav'a gelince... Hocaları kovduğu ve "kümede kalsak yeter" dediğini yazdığımız için, "kulübün 1 TL borcu yok ama keşke olsa da küme düşmeye değil de zirveye oynasaydınız" dediğim için bana o kadar kızmış ki... İrfan Buz meselesini anlattıktan sonra ortalık iyice gerildi ve... "Hiçbir şey söyleme. Elinden ne geliyorsa yazmazsan namertsin. Bu kulüpte sana bunları haber veren kimse adını söyle bana. Ayrıca bir daha beni arama, cevap bile vermem. Benim seninle işim yok kardeşim." Yüzüme söyledikleri bunlar. Arkamdan söylediklerini bilmiyorum. Eminim güzel şeyler söylemiştir. Ama işin güzel tarafı ne biliyor musunuz? Tüm konuşmalar boyunca ses kayıt cihazı açıktı. Ben o konuşmaları yazsam asıl kıyamet o zaman kopardı. Ama benim ne yazacak ne söyleyecek sözüm kaldı...

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
ÜNAL TÜRAKOĞLU: Mesut'lar karışınca...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz