X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bülent Gedikli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekonomi Ekibinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bülent Gedikli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ekonomi Ekibinde

  • Giriş Tarihi: 20.4.2015 12:28 Güncelleme Tarihi: 20.4.2015 12:31

AK Parti MKYK Üyesi ve Milletvekili Bülent Gedikli, dünya ticaret ve yatırım ekseninin özellikle 2008 krizinden sonra dünyanın doğusuna kaymaya başladığını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi ekibinde yer alacak olan Gedikli, yaptığı yazılı açıklamada, “Merkez Bankası Kanunu sadece fiyat istikrarını sağlamaktan finansal istikrar, büyüme ve istihdam gibi hedeflerinin arttırılması, genişletilmesi yoluna gidilebilir. Ama bu Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığının yok edileceği anlamına gelmiyor. Burada amaç hükümetin orta ve uzun vade hedeflerini gerçekleştirmeye yardımcı daha proaktif bir rol almasını sağlamak. Dünyada gelişmiş ülkelerin birçoğu kendi ülkelerin şartlarına göre büyüme ve enflasyon konularında denenmemişi deneyerek çözüm oluşturmaya çalışıyor. Klasik reçetelerin artık işe yaramadığı aşikar. Masa başında ekonomi hedefi yazan bir iktidar olmadık. Reel sektörün, sanayici ve ihracatçının beklentileri ve girişimcilik motivasyonunun korunması hayati öneme sahip bizim için” ifadesini kullandı.
“Bulunduğumuz coğrafyada TL’nin cazibesini artırmak ve yerli para birimleri ile ticaret yapmak gibi seçeneklerimizde mevcut” diyen Gedikli şunları kaydetti:
“Rusya, Çin, İran gibi ülkelerle ticarette TL kullanımı masadaki seçeneklerden biri. Artık dünya rezerv para birimi olan doların güçlenmesinin yerel para birimlerine verdiği zararı önlemek için radikal çözümler geliştiriyor. Mesela Rusya ve İran ‘ürün karşılığı petrol’ işlemine başladığını duyurdu. Bir başka önemli gelişme Transatlantik ve Tranaspasifik anlaşmalarında görüşmelerin hız kazanmış olması. Gerçi Almanya’da halk ABD ile yapılacak bu anlaşmalara karşı çıktığını, hatta protesto gösterileri yaptığını görüyoruz. Transatlantik Anlaşması’nın taraflarından biri olarak masada Türkiye’nin olmaması halinde Gümrük Birliği anlaşması ile ABD malları Türkiye’de serbest dolaşımı, ancak Türk mallarının ABD pazarına girmesinin zorlaşması gibi dezavantajlı durum ortaya çıkar ki buna müsaade edemeyiz. AB üyesi ve ihracatının yarısını AB üyesi ülkelere yapan Türkiye’nin böyle bir anlaşmada dışlanması düşünülmemeli.”
“DÜNYA TİCARET VE YATIRIM EKSENİ ÖZELLİKLE 2008 KRİZİNDEN SONRA DÜNYANIN DOĞUSUNA KAYMAYA BAŞLADI”
Dünya ticaret ve yatırım ekseninin özellikle 2008 krizinden sonra dünyanın doğusuna kaymaya başladığını vurgulayan Gedikli, şöyle devam etti:
“Bununla da bitmiyor, küresel ekonominin yönetimini elinde tutan ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Dünya Bankası, IMF gibi kurumların aslında dertlere deva olmaktan çok uzak olduğu gerek tecrübelerle, gerek akademik incelemelerle aşikar hale geldi. Ve dünya artık buna çözüm arıyor. Mesela uzun zamandan beri Çin’in öncülüğünde kurulma çalışmaları süren ve Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın 2015 sonunda faaliyetlerine başlaması hedefleniyor. Çin kuruluş sermayesinin 50 milyar dolarlık kısmını karşılamayı taahhüt etti, ayrıca bankanın toplam sermayesinin 100 milyar dolar olması planlanıyor. Yeni çıkan kitabımda da aslında tam olarak bundan bahsediyorum; ekmeğini yalnız yiyen yükünü yalnız taşır. Artık ne dünyada hiçbir ülke ekmeği yalnız yiyebiliyor ne de yükü yalnız kaldırabilecek bir ülke artık kalmadı. Buna ABD de dahil. Faizleri bir nefeste arttırmak isteyip bunu yapamamalarının nedeni de bu. Şirket bilançolarına bakıyorlar. Dünyanın geri kalan kısmı rezerv para birimi olan dolar güçlendikçe kendi ülke para birimleri değer kaybediyor. Bu nedenle karları düşüyor, bilançolar yerlerde. ABD bundan bana ne demek isterdi ancak diyemiyor ve bekliyor, bekleyecek.”
Bülent Gedikli, “Türkiye’de AK Parti iktidarının en önemli icraatı ne oldu diye sorarsanız ben bu partinin bir kurucusu ve 12 yıllık iktidarı olarak derim ki hedef koymayı, hayal kurmayı tekrar hatırlattı. Bizim insanımıza sadece karnın doysun yeter size diyen elitist ve sömürücü siyasi yapıların kaybettirdiği özgüveni cumhurun başına cumhurun gelmesi ve milli iradenin iş başına geçmesi ile tekrar kazandı. 12 yıl boyunca hem ekonomide hem siyasette başardıklarımız inanın 90 yıllık cumhuriyet tarihinin iki, belki üç mislidir. Artık top tüfekle savaşlar dönemi bitti, finansal operasyonlar dönemi başladı. Bunun en önemli ayağı ise iç ve dış medya, lobi faaliyetleri ile olumsuz, motivasyon kaybettirici, halkı endişeye sürükleyen psikoloji yaratmak. Böylece eksen kayması ve hedeften saptırarak tabiri caizse ülkeyi kendi derdine düşürmeye çalışmak. Bu oyunu Gezi’de denediler. Borsa 90 bine yaklaşmış, IMF’e borç bitmiş, çılgın projeler bir bir açıklanmıştı. Şimdi Türkiye ekonomisini sanayi-ihracat-girişimcilik ruhu ile birleştirip, teknolojik, katma değeri yüksek ürün ve dolayısıyla yetişmiş insan gücümüze istihdam olarak planlıyoruz. Bu öyle dünden yarına hemen olup bitecek bir süreç değil. Kararlılık, dirayet, strateji ve en önemlisi siyasi istikrarımızın devamlılığı şart. O yüzden 7 Haziran’da bir kez daha AK Parti, yeni anayasa, kangren olmuş parlamenter sistemin şeker hastası olmuş yapısından artık sıyrılarak etkin yönetim şekli olan başkanlığa geçmek” dedi.