5 günlük hava durumu
18 Haziran 2011, Cumartesi

Tango benim ana dilim

Tango benim ana dilim
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Tango albümü Aşk'la müzikseverlerle buluşan Mehtap Meral, tangoyu kadınlığın, isyanın, sokağın ve ötekilerin müziği olarak tanımlıyor. Meral, albümüyle hayatımızdan yitip giden aşk duygusunu hatırlatmak istediğini söylüyor

Elimde kıpkızıl bir albüm var, adı Aşk. Kızılın tonu, albümü sesiyle dolduran genç kadının yaptığı müziğin de rengi bir bakıma. Genç bir müzisyenin 10 yılı aşkın bir süredir sözleri ve besteleriyle yarattığı bu yeni albüm, Türkçe tangonun da ayağa kalkışının kanıtı bir bakıma. Albümün sahibi Mehtap Meral (28) Ankara doğumlu. Uzun bir yolculuğun sonucu bu albüm ve Mehtap bu yolculuğun bir kız çocuğunun sevinci, bir genç kızın heyecanı ve bir kadının isyanıyla yapıldığını söylüyor: "Sarsıcı karşılaşmalara, başlarda 'edepsiz' görünen bir dansı yapmaya başlayan 'edepsiz' ve 'saygın' bütün kadınlara; aşka, iki insan arasındaki mesafeyi gerilimle yıkan tangoya sesimle yaklaşmak istedim." Dokuz şarkıdan oluşan Aşk albümünde üç şarkı dışında söz ve besteler Mehtap Meral'e ait. Aysel Gürel'in sözlerini yazdığı ve Selmi Andak'ın bestelediği Ben Her Bahar Âşık Olurum'u ise kendi tarzında yorumlamış. Git adlı şarkı ise orijinali Asto Piazolla'ya ait olan bir şarkı. Meral şarkıya yeni sözler yazmış. Sanatçı İranlı kadın şair Füruğu'un Kayıp adlı şiirini de bestelemiş.

- Müziğe nasıl başladınız?
-
İlk profesyonel müzik eğitimimi Ruhi Su Dostlar Korosu'nda almaya başladığımda lise 2. sınıf öğrencisiydim. Sonra Marmara Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü'nü kazandım. Ana dalım keman, ama şarkı söylemeyi de hep sürdürdüm.

- Tango hep eskileri çağrıştıran bir müzik gibi bilinir ve aksine siz çok genç bir müzisyensiniz.
-
Cumhuriyet döneminde çok fazla tango yapılmış ama ondan sonra çok büyük bir boşluk var. Beste yapmaya başlayınca, baktım ki yaptığım bestelerin çoğu tango ritimli.

- Gerçekte tango diğer müziklerden nerelerde ayrılır?
-
Tangoda birçok şey bir aradadır, tezatlar ve aynı zamanda uyum. Şiirin, müziğin, dansın hem uyum içerisinde hem de çok asi olarak tutkulu bir şekilde dışa vurumudur. Arjantin kökenli biliyorsunuz, oradaki göçten sonra başlamış. Ben hem dünya tangolarına hem de bizim güzel tangolarımıza kendi sesimle yaklaşmak istedim.

- Müzikte bir hedefiniz var mı?
-
Ben yaşamak için şiir okuyorum, şiir yazıyorum, müzik dinliyorum ve şarkı söylüyorum. Yani müzik benim için yaşamakla eşdeğer bir şey. Ne kadar yaşarsam herhalde o kadar çok şarkı besteleyeceğim, şiir yazacağım.

- Popüler olmaya hazır mısınız?
-
Ben her zaman iddialı bir kadın oldum. Giyinmeyi seviyorum, aynaya bakmayı seviyorum. O yüzden de insanların beni biraz tanıyacak olmasından heyecan duyarım. Ama benden bir magazin figürü de çıkmaz.

KEŞKE HERKES TANGO YAPSA VE ÖZGÜRLEŞSE
"Dansa müzikten daha geç başladım. Danstaki kadın duruşu, sokağın sesiyle buluşması, aynı zamanda şairliğim, tangonun içindeki o şiirsel duruş yolculuğumu dansa kadar götürdü. Tangoda -her ne kadar erkek egemen gibi görünse de- kadının çok asi bir duruşu vardır, çok şiirseldir, dünyanın sorunlarına karşı son derece duyarlıdır. Benim tango hocam Tanju Yıldırım. İstanbul'un çeşitli yerlerinde Milonga geceleri düzenlenir ve çoğuna katılırım. Keşke bu geceler yaygınlaşsa ve herkes tango yapabilse. Tango aslında genelevlerden doğmuş bir sokak dansı. Şimdi tam bir salon dansı haline gelmiş. Kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz ve bize çok kolay 'edepsiz' ya da 'saygın' denebiliyor. Bunu biraz yıkabilecek bir yanı olsun istedim. Çünkü tango, kadının kendi kimliğiyle var olduğu bir vaka. Çok sevdiğim bir kitapta 'Tango benim rahmim, ana dilim,' diye bir tabir vardı."

GERÇEKTE HİÇ KİMSENİN HAYATINDA AŞK YOK
"Aşk çok konuşulan bir sözcük olmasına rağmen aslında hayatımızdan tamamen çıkmış, belki çıkmak üzere bir şey. Aşk şarkılar yapılıyor, aşk filmleri çekiliyor. Aslında herkes aslında o büyük aşkını bekliyor. Ama yok. Etrafımdaki hiç kimsenin hayatında aşk yok. Ya da çok küçük zaman dilimlerine yazılmış bir duygu olarak var ve hemencecik uçup gidiyor. O uçup giden şey kalıcı olsun istedim, o yüzden kalın harflerle altını çizdim. 2004'ten beri özel bir kurumda öğretmenlik yapıyorum. Öğretmenliğin çok önemli olduğunu düşünüyorum, öğrencilerim bu süreci benimle birlikte yaşadılar. Hepsi şarkılarımı ezberlemiş durumdalar. Ben müzik yaparken çok zorluk yaşadım. Bu zorlukları öğrencilerim yaşamasın istiyorum. Bu arada Kedi Mevsimi adlı şiir kitabım geçtiğimiz yıl Yasakmeyve Yayınları tarafından yayımlandı. Kedileri çok sevdiğim için böyle bir ismi oldu kitabın. Zaten kedim Şerbet'e ithaf ettim. Ama onun dışında yaşadığım mevsimi 'kedi mevsimi' olarak niteliyorum. Bir süredir kendime has bir mevsimde yaşadığımı düşünüyorum. Bunun içinde aşklar, yalnızlıklar, bir kadının yaşama savaşı da var yaşamı böyle bir imgeyle tarif etmeyi tercih ettim."