X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İlahi aşkımız Galata Köprüsü'nde doğdu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İlahi aşkımız Galata Köprüsü'nde doğdu

  • Giriş Tarihi: 19.1.2013

İşadamı Süleyman Orakçıoğlu ile haberci eşi Ahu Tanrıkulu evlendikten sonra ilk kez röportaj verdi

Türkiye'nin tanınmış işadamı, tanınmış bir haberciyle evlenirse ne olur? Bu evlilik epey konuşulur. Ama onlar konuşulmasına izin vermedi. Bugüne kadar da konuşmadılar. Sade bir törenle evlenip, bir süre sonra bebekleri Zeynep Sare'yi kucaklarına aldılar. Sade hayatlarına devam ederken, damadın bir gazeteciye "Eşimin pasaportuyla seyahat etmek gücüme gidiyor," sözü, iş dünyasına bomba gibi düştü. Yurtdışında 45 mağazası olan, bir dönem Türkiye İhracatçılar Birliği başkanlığı yapan ORKA (Damat-Tween) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu'nun bu sözüyle işadamlarının yeşil pasaport hakkına kavuşması için yapılan çalışmalar, ivme kazandı. Belki Ahu Tanrıkulu sayesinde işadamlarının yeşil pasaport isteği gerçekleşecek, engeller ortadan kalkacak. Onların aşkı da engel tanımıyor. Bu aşkın başlangıç noktası ise bir köprü... Galata Köprüsü!

- Bu aşk nasıl başladı?
- S.O:
Ahu ile Galata Köprüsü'nün üzerinde tanıştık. Tesadüf gibi görünen şeylerin insanın alın yazısı olduğuna inanıyorum. Galata Köprüsü hayatımızı değiştirdi! Günlük hayatımızın akışı sırasında binlerce şeyle karşılaşıyoruz, ama bunların içinde sizin hayatınızın tüm akışını değiştirecek, dönüm noktası olabilecek bir olaydı bu! Ahu hayatımın akışını değiştirdi.
- A.T.O: İlahi aşklar, köprülerde doğmuş. Mesela Dante'nin İlahi Komedyası'ndaki aşk, Floransa'daki köprüde doğmuştur. Edebiyatta köprülerin hep böyle birleştirici bir etkisi var. Bizim ilahi aşkımız, Galata Köprüsü'nde doğdu. Dünya Tasarım Haftası ilk kez İstanbul'da organize ediliyordu. Ben de haber takibindeydim o gün.
- S.O: Ben de Londra'dan gelmiştim. Çok yorgun ve yoğun bir gündü. Asistanım programım olduğunu ve mutlaka bu tasarım gününe katılmam gerektiğini söyledi. Hatta üzerimde tişört ve jean pantolon vardı. Bin bir çeşit bahane uydurdum, ama programda konuşmam olduğunu ve mutlaka gitmem gerektiğini söyleyince, hava alanına kıyafet istedim, arabada değiştirmek zorunda kaldım ve akşam Galata Köprüsü'ndeki organizasyona yetişebildim. Konuşmamdan sonra Ahu, belediye başkanımız Kadir Topbaş'la birlikte 'İkinizle röportaj yapmak istiyorum,' dedi. O kadar yorgundum ki bir an önce kaçmayı düşünüyordum. Ahu'ya 'Kadir Bey'i getirebilirseniz, 10 dakika daha buradayım ve ondan sonra yokum,' dedim.
- A.T.O: 'Ne kadar aksi bir adam,' diye geçirdim içimden. Kadir Topbaş'ın basın danışmanı, arkadaşım. Hemen organizasyonu yaptım ve 'Süleyman Bey buyurun Kadir Bey burada!' dedim.

- Gergin bir röportaj mı oldu?
- S.O:
Tam tersine, röportaj sırasında karşılaştığımız gözlerden bir daha kaçamadık.
- A.T.O: Samimiyetle söylüyorum ki hayatımda ilk defa röportaj yaparken kalbimin güm güm attığını hissettim. Kendimi onun karşısında yeni yetme bir kız gibi hissettim, mahcubiyetle röportajı tamamladım.
- S.O: Milyonlarca insan yaşıyor bu şehirde. Olasılık hesaplarına baktığımız zaman belki 100 milyonda bir olabilecek bir şey. O röportajdan sonra Ahu aklımdan hiç çıkmadı. Birkaç hafta sonra kendisini AB parlamenterlerinin geleceği özel bir toplantıya davet ettim. Haber yapmak ister diye... Ahu bir anda şaşırdı, tahmin etmiyordu, beklemiyordu sanırım. Röportajı gerçekleştirdi. Çok da güzel oldu. Ondan sonrasının benim için çok fazla önemi yok yani.

EVLİLİK SÖZLEŞMESİ YAPMADIK
- Haberciliğe ne zaman dönüyorsunuz?
- A.T.O:
Bir kanalla iş anlaşması imzalayacağım gün, hamile olduğumu öğrendim. Benim için de sürpriz oldu. Kızımız Zeynep Sare şimdi 15 aylık. Artık iş hayatına atılma zamanı geldi. Ailem Ankara'nın ilk sanat galerisi olan Kibele Sanat Galerisi'ni kuran ailedir. Ben de Ahu Tanrıkulu Orakçıoğlu olarak bir mimarlık, dekorasyon işine giriyorum. Türkiye'de bir medya mensubu, çok sıkıcı, sıkıntılı şeyler yaşayabiliyor. Medya mensubu olarak birçok şeye göğüs germek zorunda kalıyorsunuz. İşimi çok özlüyorum, ama kendimi biraz daha medyanın dışında konumlayarak, iş hayatının başka bir alanında çalışmak istiyorum artık. AD mimari tasarım olarak, özel ve farklı işler yapacağımıza inanıyorum.

- Süleyman Orakçıoğlu'ndan ne öğrendiniz?
- A.T.O:
Pozitif olmanın insana neler kazandırdığını Süleyman'da gördüm. Süleyman bir şeyden kaygı duyuyorsa, onu korku aşamasına asla taşımıyor. Bazen Süleyman'ı sarsmak istiyorum. O derece pozitif. Ama görüyorum ki Süleyman iyimserliğini korudukça, bütün olumsuz şeyler bir süre sonra uzaklaşıyor ve karşısına yepyeni şeyler çıkıyor. Çok mucizevi görünen, fakat tamamen gerçek ve çok uygulanası bir karakter özelliği bu.

- Evlilik sözleşmesi yaptınız mı?
- A.T.O:
Hayır.
- S.O: Neden yapayım ki? Hayatta her şey insan için. Beni tekrar evliliğe ikna eden bir sevgi olmasa, evlenmezdim.

- Bir insan niye üç kez evlenir?
- S.O:
Yorum yapamam belki, ama herkesin bir alın yazısı var, ona inanıyorum. Yaşanan kötü şeylere rağmen, tekrar evlenmem konusundaki o cesaret, aslında Ahu ile birbirimize duyduğumuz aşkta gizli.

- Üçüncü kez baba olmak nasıl bir duygu?
- A.T.O:
Süleyman hayatımda gördüğüm çocuklarına en düşkün adam. Süleyman her gece uyanıyor, Sare'yi uyutuyor. Kızım bazen benim kollarımda teskin olmazken, babasının kollarında uykuya dalıyor.
- S.O: 20 yaşındayken bile ailemizdeki tüm çocukların üzerinde emeğim vardı. Çocuklara düşkünüm. İki oğlum, bir kızım var, ama dört, beş çocuk isterim. Çocukların enerjisi apayrı.

KARŞINIZDAKİNİN TECRÜBESİ ÖNEMLİ
- İşadamıyla habercinin aşkı nasıl oluyor?
- S.O:
Ahu'nun gözlem ve araştırmacı yeteneğini çok seviyorum. Karar alırken pek çok şeyde ona danışıyorum. Oturup karar verme noktasında fikir alışverişinde bulunmak, çok önemli. Karşınızdaki insanın yaşam tecrübesi ve birikimine inanmak güzel bir şey. İnsanın sevgili olması kadar arkadaş olması da önemli.
- A.T.O: Süleyman ile çok sohbet eden bir çiftiz. Her şeyimizi paylaşıyoruz, paylaşmadığımız bir şey yok. Süleyman'ın işiyle ilgili her gelişmeye vakıfımdır. Hem büyük bir aşk hem de büyük bir dostluk var aramızda. Süleyman benim en yakın arkadaşım ve dostum. Ezberi bozan bir adam. İşinde anarşist ruhlu, evliliğinde toprağa bağlı, ayaklarını yere sağlam basan biri. Zor kabul eden, güvenlik testlerinden geçiren biri. Onun güvenlik testinden geçtim.

YEŞİL PASAPORTA KAVUŞMAMIZ, AHU SAYESİNDE OLABİLİR
- Gazeteci Vahap Munyar'a 'Eşimin pasaportuyla seyahat etmek gücüme gidiyor,' demiştiniz. Bu sözünüz bomba etkisi yarattı iş dünyasında...
- S.O:
Yıllarca STK'larda başkanlık yaptım. İhracat camiasında hep dünyayla iş yaptığınız için yurtdışına ürün satarken ürün dolaşımıyla ilgili bir engel yok, ama ürünü satan girişimcinin dolaşımıyla ilgili çok büyük bir sorun var. İşadamının önündeki en büyük adaletsizlik ve en büyük bariyer bu. Bizim yurtdışında 45 mağazamız var. Tüm bu mağazaların konsepti, mağaza içi görselleri, ürün çeşitliliğinin sağlanmasıyla ilgili her an yurtdışında ekiplerimiz var. Ciddi vize sorunlarıyla boğuşuyoruz. AB'nin gerçek mantığına bu yakışmıyor. Çünkü biz bir partnerlik anlaşması yaptıysak, bunun içeriğinde birbirimize katkı sağlamalıyız. İngiliz Büyükelçiliği'ni mahkemeye verdim. Paris'teki çok önemli bir toplantıya, pasaportum İngiliz Büyükelçiliği'nde üç gün tutulduğu için gidemedim. Bu büyük adaletsizlik. İşadamlarının yeşil pasaport almasıyla ilgili altı-yedi yıl önce yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Eşimin pasaportuyla seyahat etmek gücüme gidiyor. Ahu TRT'de çalışırken yeşil pasaporta hak kazanmış. Eş durumundan yeşil pasaportum oldu. Benim seyahatlerim kolaylaştı belki ama binlerce işadamı mağdur. 10 yılda çok şey değişti. Ülkedeki istikrar ve ekonomik gelişmeyle Avrupa'daki şirketler bizimle işbirliği yapmak istiyor. Bu konuda hâlâ siyasi ve bürokratik engellerin devam ettirilmesini ben anlayamıyorum. Belki bu sözüm ve Ahu sayesinde işadamları yeşil pasaporta kavuşabilecek.