X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zincirsiz'den başka kaybedecek bir şeyi yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zincirsiz'den başka kaybedecek bir şeyi yok

  • Giriş Tarihi: 2.2.2013

Yeni filmi Zincirsiz'i tanıtmak için basının karşısına çıktı ama sonuç hiç de umduğu gibi olmadı. Quentin Tarantino'nun filmlerindeki ve gerçek hayattaki şiddet arasında bağlantı kuran medyaya nasıl isyan bayrağı çektiğini araştırdık

QuentIn Tarantino'nun yeni filmi Zincirsiz'de pek çok gergin sahne var. Daha hikayenin en başında Django'yla diğer köleleri satın alan Speck biraderlerin, üzerinde kocaman bir diş bulunan gizemli bir at arabasıyla karşılaştıkları sahne mesela. Ya da kafatasçı çiftlik sahibi Calvin'in ceset avcısı Doktor Schultz'a "Evimden ayrılmadan evvel elimi sıkacaksın arkadaş!" dediği sahne. Ama bunların hiçbirini izlemek Tarantino'nun filmi tanıtmak için yaptığı söyleşiler kadar germiyor insanı. Ben Zincirsiz'i hep Tarantino'nun ondan bahsederken zincirlerini kırarak gazetecilerle kavga ettiği film olarak hatırlayacağım. Tarih 10 Ocak. Amerikan tarihindeki en büyük ikinci okul katliamının gerçekleşmesinin üzerinden bir ay bile geçmemiş. Şiddetin yüceltilmemesi için devlet, sinema sektörüyle görüşmeler yapıyor. Tam böyle bir ortamda Tarantino, Londra'da İngiliz televizyon kanalı Channel Four'un ünlü ismi Krishnan Guru- Murthy'nin karşısında oturuyor. Hint asıllı Guru-Murthy, gayet cool bir arkadaş. Tarantino'ya her zamanki sakin tavrıyla neden şiddet içeren filmler yapmaktan hoşlandığını sorarak başlıyor sohbete.

GERÇEK DEĞİL, FANTEZİ
Yerinde bir soru bu. Zincirsiz'de onlarca insan ve hayvan öldürülüyor, çiçekler ve duvarlar vücutlardan fışkıran kanla boyanıyor. Zaten Tarantino da şiddeti sevdiğini kabul ediyor ve cevap olarak şöyle diyor: "Bu Judd Apatow'a 'Neden komedi yapmayı seviyorsunuz?' diye sormaya benziyor. Sonuçta bu şekilde iyi bir film yaptığımı düşünüyorum. Bir sinema salonunda oturup izlerken sizi rahatlatan vahşi sahneler izliyorsunuz... Bu bir fantezi, gerçek hayat değil ki!" Buraya kadar her şey yolunda. Ama Guru-Murthy "Peki sinemadaki şiddetten zevk almakla gerçek hayattaki şiddetten zevk almak arasında bir bağlantı olmadığından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?" diye sorduğunda Tarantino'da asabiyet belirtile- ri baş gösteriyor. "Ba- na böyle bir soru so- ramazsınız, sorunu- zu reddediyorum," di- yor önce ve devam edi- yor: Ben sizin köleniz değilim. Siz de benim efendim değilsiniz. Ben maymun değilim ki. Buraya filmimi satmaya geldim. Burada filmin reklamını yapıyoruz sadece, başka bir şey yaptığımızı düşünmeyin."

BURA YA REKLA M İÇİN GELDİ M!
Böyle bir lafın gazeteciyi düşürdüğü konum epey sıkıntılı. Film eleştirmeni ve SABAH yazarı Esin Küçüktepepınar'a bu duruma tepkisini sordum. Tarantino'ya toplumsal bir sorumluk yüklemenin abesle iştigal olacağını, sanatçının böyle bir borcu olmadığını söylüyor Küçüktepepınar: "Şiddet meselesini sinema gibi popüler bir mevzuya bağlamak işin kolaycı ve magazinsel tarafı bence," diyor. "Tarantino'nun soruyu geçiştirmeyi tercih etmesi de, sunucunun ısrar etmesi de doğal bence. Sonuçta her ikisi de 'iş' yapıyorlar. Gelgelelim bu sohbette Tarantino'nun sarfettiği 'Ben buraya filmimin reklamı için geldim, hadddini bil,' kıvamındaki sözleri acıklı. Aşağılayacağım derken kendini aşağılamış oluyor Tarantino. Çünkü reklam yapmanın da bir bedeli var." İşin belki de en ilginç boyutu, bu tartışmanın bize Hollywood ünlüleriyle söyleşi yapmanın artık tamamen ticari bir iş haline geldiğini hatırlatması. Gazetecinin işi kendisine biçilen rolü oynamak, fazlası değil. Tarantino bu sistemdeki rolleri ifşa ettiği için hayırlı bir iş yapmış bile olabilir. "Senin kölen değilim," diyerek gerginlik mi yaratıyor, yoksa zaten mevcut ama gizlenmiş olan bir gerginliği açığa mı çıkarıyor? Tarantino'yu seviyorsak bu soruları bize filmlerinde (ve söyleşilerinde) sordurduğu için de seviyoruz.

Ne düşündüğüm sizi ilgilendirmez
- 'Gerçek şiddetle sinemadaki şiddet arasında bağlantı yok,' diyorsunuz.
- Evet.
- Ama neden ilişki olmadığını anlatmadınız.
- Bu konuda ne düşündüğüm sizi hiç ilgilendirmez!
- Ama sormak istediğim...
- Hayır dedik ya! Kessenize şunu artık.
- Fakat bir sinemacı olarak sorumluluğunuz...
- Hayır, istemediğim hiçbir şeyi açıklama sorumluluğum yok. Sırf sizin program reyting alsın diye kendimi tekrar edecek değilim! (Krishnan Guru-Murthy'nin Channel Four News söyleşisinden.)

Bunu sizi başlattınız
- Filmde Django dışındaki siyah karakterler pasif ve köle gibi resmedilmişler.
- Tarantino: Ee köleler de ondan! Beyaz üstünlüğünün olduğu bir sistemdeki kölelerden bahsediyoruz. Broomhilda'nın pasif olduğunu mu düşünüyorsunuz gerçekten?
- Oldukça sessiz bir tip.
- Yanılmıyorsam ilk gördüğümüzde kaçmaya kalkıştığı için dolaba kapatılmıştı.
- Evet. Tabii.
- Hayır, bunu siz başlattınız. Yanılmıyorsam bir sahnede onu kaçarken görüyoruz ve sonra cezalandırılıyor. Bu bir köle davranışı değil, tam tersi. (Francine Stock'un BBC Film Programme söyleşisinden.)

Birbirimize telefon numaralarımızı vermedik
"Tarantino, hayatta en sevdiğim filmlerden en az ikisinin yönetmeni. Bu yüzden sözleri beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Daha önce kimse bana 'Ben senin kölen değilim, sen de benim efendim değilsin. Ben maymun değilim,' gibi laflar etmemişti. Benim açımdan sorun Tarantino'nun tutarsız olması. Kölelikten ciddi bir mesele olarak bahsetmekten memnun, ancak mesele sinema ve gerçek hayattaki şiddetten zevk almaya gelince tavrı değişiyor. Merak ediyorsanız, söyleşiyi yarıda bırakıp gitmedi. Bununla birlikte birbirimize cep telefonu numaralarımızı vermediğimizi de söylemeliyim." (Krishnan Guru-Murthy'nin Tarantino söyleşisinden sonra yazdığı yazıdan.)