X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ne depremden ne de nükleerden korkarım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ne depremden ne de nükleerden korkarım

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013

Fizik profesörü, radyoaktivite uzmanı, evli, iki çocuk annesi ve 12 kadın rektörden biri... Kuruluşundan bu yana Işık Üniversitesi'ne emek veren Prof. Dr. Nafiye Güneç Kıyak "Kadın isterse, yetenekleriyle erkeğin baskıcı rolünü aşmayı başarır," diyor

Türkiye'deki 169 rektör arasında, 12 kadın rektörden biri... Aklı gençlerin eğitimiyle meşgulken, dinlenmek için karanlık bir laboratuvara girip bir toprak parçasının izinde geçmiş depremlerin tarihini araştırıyor, teknolojik gelişmelerden bir çocuk kadar heyecan duyuyor. İnsana yeniden öğrenci olma isteği verecek kadar mesleğine tutkulu olan Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nafiye Güneç Kıyak, "Kadınlar bilimde yol alamaz," iddiasını unutturacak bir örnek.

- Üniversitelerimizdeki 169 rektörden sadece 12'si kadın. Bilimde kadına güvenilmiyor mu?
- Bu sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada aynı. İki durum çıkıyor ortaya: Erkek baskıcı mı? Kadın yeteneksiz mi, yetersiz mi? Bence ikisi de değil. Erkeğin baskıcı rolü elbette var, ama kadın isterse yetenekleriyle onu aşar. Ama kadın en verimli çağında evini, eşini ve çocuklarını tercih ediyor. Erkek meslektaşlarının yanında geride kalıyor. Tekrar yarışa katıldığında da mesafe kaybetmiş oluyor.

- Siz bu yarışta geride kalmamayı nasıl başardınız?
- Eşim bana çok yardımcı oldu. Ailede her şey benim üzerimde değildi. Eşim hekim olduğu için çocuklar hastalandıklarında çoğu kez geceleri onların başında uyumayan oydu. Geleneksel rollerde ise çocukların tüm yükü kadının üstünde.

- Rektörlük, ilk günden hedefiniz miydi?
- Hayır, değildi. Daha iş hayatına başlarken rektörlüğü hedeflemek, çok sağlıklı bir durum değil. Sizi çalışmalarınız, kuruma yaptığınız katkılar ve süreçler buraya taşır. Özellikle üst yönetim, kurum sizi o pozisyona layık görür.

LABORATUVARDA DİNLENİRİM
- Sabah Şile, öğleden sonra Maslak kampuslarında çalıştıktan sonra dinlenmeye vakit kalıyor mu?
- Sabah 07.00 ile 08.00 arası, kahvaltı ve köpeğimi yürüyüşe çıkardığım bir saat, kendime ayırabildiğim tek zaman. Saat 08.00 gibi evden çıkıp doğru Şile kampusuna gidiyorum. Haftanın belirli günleri öğleden sonra Maslak'a gelirim. Buradaki arkeometri laboratuvarında çalışmak, beni dinlendiriyor. Bazen akşam saat 21.00'de bile laboratuvara gelirim, çalışanlar şaşırır.

- Karanlık bir laboratuvarda ne araştırılır?
- Bu laboratuvara arkeolojik buluntular gelir, onların hangi döneme ait olduklarını, yani yaşlarını belirleriz. Öncelikle malzeme içinde bulunan kuvars mineralini karanlık laboratuvar ortamında ayrıştırıyoruz. Kuvars bir hafızası olan ve ışık görünce hafızasını boşaltan yani sıfırlayan bir mineral. Aynı yöntemi depremsellik çalışmalarında da kullanıyoruz. Deprem olduğında kırıklardaki toprak malzeme ışık görür, ışık görünce hafıza boşalır, zaman resetlenir. Üzeri tekrar toprakla örtülür ve kronometre çalışmaya başlar. Karanlıkta, kırmızı ışığın altında yapmamızın nedeni bu, ışık görüp hafıza bozulmasın diye...

MUTFAĞA 5 DAKİKA AYIRIRIM
- Sosyal hayata ne zaman vakit ayırıyorsunuz?
- Sosyal hayatım neredeyse hiç yok. Kadınlar belki de bunun için yöneticilikten kaçıyor olabilir. Bu rutine alışıyorsunuz ve içinde bir dünya yaratıyorsunuz. Onun içinde mutlusunuz. Alışveriş, yemek yapmak benim rutinimde yok. Çok mecbur kalınca, hafta sonlarında yapıyorum, ama mutfağa girip çıkmam maksimum beş dakika sürmeli. Beni çalışmak ve üretmek mutlu eder.

- Orhan Pamuk'la edebiyatta Nobel mutluluğu yaşadık, ama neden fizik, kimya ya da tıpta iddialı değiliz?
- Bilimde neden iddialı olmadığımız, toplumun geçmişiyle ilgili. Genler bazı bilgileri bugüne taşıyor. Toplumumuzda da merak duygusu var, ama bunu daha ileri boyuta taşımak, bilime yönlendirmek, biraz da o toplumun kültürel değerleri ve eğitimiyle ilgili. Avrupa bunu yüzyıllar öncesinde yaşadı. Biz o süreyi atladık.

HER ŞEY TEKNOLOJİ İÇİN
- Sizi hangisi daha fazla korkutur? Nükleer reaksiyonlar mı, deprem mi?
- Bana göre ikisi de korkutucu değil. Önemli olan onlara hakim olacak ya da koruyacak bilgiye ve alt yapıya sahip olmak. Bugün radyoaktivite veya nükleer enerji, negatif anlam yüklü olsa da teknolojiyi bu araştırmalara borçluyuz.

- Radyoaktiviteye bilimsel yaklaşıyorsunuz ama hiç mi zararı yok?
- Kullandığımız her şeyin bir şekilde bize yararı ve zararı var. Nükleer konuların gündemimizde olmasının nedeni 2. Dünya Savaşı'nın bize bıraktığı miras. Japonya'ya atom bombaları atılmasaydı, sadece enerji üreten santrallar olarak kalsaydı, nükleer enerjiye bu kadar büyük bir reaksiyon olacağını düşünmüyorum.

YÖK YASASI YENİLENMELİ
- Mezunlarınızın yüzde 60'ı uluslararası şirketlerde iş buluyormuş. Beyin göçü sizi rahatsız etmiyor mu?
- Hayır. Bilimadamı için de çalışan için de dünyada artık sınır yok. Ekonomi globalleşti ve her şeyi ekonomi belirliyor. Böyle bir dünyada iyi laboratuvar, iyi olanaklar veremiyorsanız, en iyi beyinleri bir odaya hapsedemezsiniz. Kim ya da neresi olanak sağlıyorsa, orada olmalılar.

- YÖK Yasa tasarısı gündemde. Yenilenmeli mi?
- Yasa tasarısı geç bile kaldı, çoktan yapılmalıydı. 1980'de yapılan yasanın mevcut yapıyı taşıyamadığı ortada. Tartışma içerikle ilgili. Dünyada da yüksek öğretimde yeniden yapılanma var. Yeni YÖK Yasası ve yapılacak çalışmalar, sadece Türk yüksek eğitiminin geleceğini değil, ülkenin geleceğini belirleyecek.