X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Üçüncü Richard'ın Washington seferi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Üçüncü Richard'ın Washington seferi

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013

David Fincher'ın yönettiği, Kevin Spacey'nin başrolde oynadığı House of Cards dizisi, şubat ayında başlar başlamaz, tüm dünyada fenomene dönüştü. Türkiye'de de ilk bölümü yayınlanan, Shakespeare oyunlarından esinlenilen dizi, Washington'daki iktidar, güç ve siyaset ilişkilerini ifşa ediyor

"Paradan çok daha değerlidir iktidar. Para, 10 yılda dökülmeye başlayan uyduruk bir binaya benzer en fazla. İktidar ise asırlardır ayakta duran o eski taş yapıdır." Bu sözler bir Shakespeare karakterine değil, Kevin Spacey'nin House of Cards'ta canlandırdığı Francis Underwood'a ait. Underwood Kongre üyesi. ABD başkanına seçim kazandıran kampanyanın mimarı. Lakin başkandan fena bir kazık yiyor. Hep hayalini kurduğu dışişleri bakanlığı rolü ona değil, bir başkasına veriliyor. Underwood da kendi kendine yemin ediyor. Kapalı kapılar ardında iş çevirecek, rakiplerini eleyecek, adım adım kendisinden esirgenen makama ulaşacak. 13 bölümlük bu dizi, bir David Fincher projesi ve şubat ayının başından beri herkesin dilinde. Kimileri House of Cards'ın Amerikan siyaseti ve Washington'daki dalaveraları ifşa etme biçimine şapka çıkarıyor. Diğerleri Hollywood'un en büyük isimlerinden olan Fincher ve Spacey'nin televizyon âlemine girişini gösteri dünyasındaki önemli bir iktidar değişimi olarak görüp olaya buradan yaklaşıyor. Ne de olsa House of Cards, sinema sektörünün en yaratıcı isimlerinden üçünün (Fincher, Spacey ve senarist Eric Roth) uzun zamandır küçümsenen televizyonu yeniden keşfetmelerinin, onun kendilerine sunduğu yeni olasılıklardan faydalanmalarının bir ürünü.

THATCHER'IN DANIŞMANI YAZDI
Her şey bundan 24 yıl önce başladı. Yıl 1989. Muhafazakar İngiliz siyasetçi Michael Dobbs, House of Cards isimli bir roman yazıyor. Bugün Lordlar Kamarası'nda ülkesinin siyasi hayatına hizmetlerini sürdüren Dobbs, İngiltere'nin eski başbakanlarından Margaret Thatcher'ın danışmanlığını, metin yazarlığını, sonra da muhafazakar parti grup liderliğini yapmış. Westminister ve İngiliz siyasetine dair bilgisini yansıttığı roman çok beğenilince, BBC'den uyarlama siparişi gelmiş. Böylece usta senarist Andrew Davies ile Shakespeare oyuncusu, büyük tiyatrocu Ian Richardson'la kafa kafaya vermişler. Romanın başkarakteri Francis Urquhart'ı Kral Üçüncü Richard'a benzeyen, kötücül, güç bağımlısı, iktidar için her şeyi yapabilecek biri olarak resmetmişler. Tiyatrodaki 'soliloquy' (monolog) tekniğini de katmışlar işin içine. Böylece Hamilton, parlamentoda dalavereler çevirir, zayıflıklarını bildiği milletvekilleriyle gazetecileri parmağında oynatırken, bir yandan da kameraya bakarak seyircilere uyguladığı planlarını anlatmış. Elbette bu karakterin ilham kaynağını gözümüz bir yerden ısırıyor. Kevin Spacey geçen yıl İstanbul'a gelip Sam Mendes yönetiminde Üçüncü Richard'ı canlandırmıştı. Kamburu çıkmış, yetersiz ama hırslı, dertli ve çok öfkeli bu karakteri canlandırırkenki enerjisi, unutulur cinsten değildi. Kral Üçüncü Richard'dan esinlenilerek yaratılmış Francis Urquhart'ı, Underwood adıyla Amerikan siyasetine uyarlayan bir dizide Spacey'ye rol verilmesi, bu yüzden şaşırtıcı gelmiyor.

Macbeth'ten farksız
Underwood karakterinin en büyük özelliği, insanların zayıf noktalarına çok iyi vakıf olması. Milletvekilleri, medya mensupları ve toplumun her kademesinde tanıdığı insanların para kazanma, güç edinme ve egolarını pohpohlama isteklerini çok iyi teşhis etmiş. Başarıya ulaşmak için yapacaklarının sınırsız olduğunu da. Onun işi, bu ilişkileri yönetmek, insanların kariyer ve gelecekleri üzerine hesaplar yapmak. Bunun için gerekli karakter özelliklerine sahip: Soğukkanlı, duygularını belli etmiyor. Dizinin ilk bölümünde bir otomobilin çarptığı köpeğin başında durup bize döndüğü sahne mesela. Underwood burada hayatta iki tür acı olduğunu anlatıyor: "Bazı acılar sizi güçlü kılar, diğerleri ise lüzumsuz hale getirir. Benim lüzumsuz şeylere tahammülüm yok." Bunu söyledikten sonra köpeğin boynunu kırıyor. Robin Wright'ın canlandırdığı karısıyla ilişkilerinde ise edebiyatın ünlü çifti Macbeth'leri hatırlatan bir yan var. Karı koca iktidar yolunda birbirlerinin sadakatsizliklerine, oyunlarına göz yumuyor, böylece daha da güçleniyorlar. House of Cards'ı izlerken, geçen hafta İngiltere'de, Leicester şehrindeki bir otoparkın altında bulunan kemiklerin kendisine ait olduğu kesinleşen Üçüncü Richard'ı hatırladım. Acaba 2013'te beklenmedik biçimde gündeme yerleşen kral, gelecekte bir değil iki TV dizisine ilham kaynağı olacağını bilse, ne hissederdi?