X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Komşu komşunun repliğine muhtaç!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Komşu komşunun repliğine muhtaç!

  • Giriş Tarihi: 16.2.2013

Şehir hayatı koşturmacası içindeki vahvahlanmalara karşılık, yerli dizilerde komşuluk ölmemiş, tam tersi hayat buradan nefes alıyor: Ayten sadece numaracı bir eski sözlü değil, karşı komşu... Yağmur, Şahika Arsoy'dan öç almak için bitişik yalıya yerleşiyor... Rızalar ile Denizler bir terası paylaşıyor, Feyzalar Bilallere komşu oldu, Toptaş ailesinin oturduğu apartman mayınlı bölge...

YAĞMUR, ŞAHİKA ARSOY'UN BİTİŞİĞİNDEKİ YALIYA YERLEŞİP DÜĞMEYE BASAR
Bu niyetle çekilmediği muhakkak. Ama İntikam, Leyla ile Mecnun'la, İşler Güçler'le yarışır bir absürt komedi. Sürreal ve olağanüstü zırva. Mantıkmış, basit bir yıl hesabıymış, olurmuş olmazmış, böyle şeylere takılmayacaksınız. 'Saldım çayıra, mevlam kayıra' tekniğini kullanıyor bu dizinin yönetmeni. Komşuluk fevkalade önemli; öç alma projesine komşuluk ilişkisi kurarak girişiliyor. Yağmur, babasının intikamını almak için, Şahika Arsoy'un Boğaz'daki Arsoy malikanesinin bitişiğindeki yalıya yerleşiyor, sonra da her bölümde birkaç tuşa basmak suretiyle, böyle nefes alır gibi bir kolaylıkla, büyük şirketlerin gizli hesaplarına mı girmek, ana haber bültenine skandal haberi mi sokmak, kendi ağırlığından fazla bir kadını bayıltıp yarım kilo kıyma taşır rahatlıkta önce araba bagajına sokup sonra konteynıra mı kilitlemek, böyle şeyleri pıtı pıtı, kaşla göz arasında yapıveriyor (Bu beceri şahikası Beren Saat, alt tarafı bir çantayı taşıyamıyor ama nedense elinde/kolunda; hangi taraftaysa çanta, o taraf alçıda sanki). Yalılar birbirini görüyor, evler arası misafirlikler çat kapı, Yağmur'un pencerelerde perde yok, ama küçük bir kilimin altındaki sözde gizli bölmede yer alan intikam sandığı her gün uluorta açılıyor.

GÜLTEN HANIM, SAMİ İLE AYNUR'UN NİŞANINDA...
Kuzey, Güney, Cemre, hepsi çocukluktan komşu, mahalle arkadaşı... Selimiye'deki eski müdavim meyhanesi Birtat'a gittiğimizde, yerinde saptadık; Kuzeylerin Tekinoğlu Unlu Mamuller'inin iki adım ötesinde Cemre'nin annesi Gülten Hanım'ın kuaför dükkanıyla Zeynep'in babası Hüseyin beyin fotoğrafçı dükkanı sahiden de komşu... Fitne fesatta Ayten'i bile mumla aratan kötücül ruh Zeynep ile ne hikmetse hâlâ çekirdek takımdanmış gibi nöbet tutan babasının sıkıcı sahnelerini artık hızla geçiyor ya da ihtiyaç molası için kullanıyoruz. Gülten Hanım ama, arada biraz komediye kaysa da, hâlâ gayet seyirlik. Ve komşudan öte, düğünde kamber: Sami Bey ile yine mahalleden tanıştığı Aynur Hanım arasında arabulucu, nişanda da evdeki yegane insan. Öyle biricik. Evdeki tansiyondan paralize olmuş Aynur karşısında ortalığı toparlayayım dedikçe batırdıktan sonra "Pasta yeseydiniz, vişneli vişneli," derkenki 'ş' vurgusu enfesti son bölümde, vişnenin mayhoşluğu bu kadar mı hissedilir!

FEYZALAR BİLALLERİN KARŞISINA TAŞINIR, KONU KOMŞU TEMİZLİĞE GELİR
Huzur Sokağı'ndaki komşuluk malum, şimdi bir de maddi cenderedeki Feyzalar, Bilallerin karşısına taşınınca tam oldu. Nakliye kamyonuna herkes bir el attı, temizliğe hani kadın çağırmayacaktınız diye şarlayınca kötü üvey anne rolündeki Yeşim Salkım, anladık ki meğer yerleri paspaslayan, merdivenleri silenler, komşularmış! Yemek getirmeyi filan gayet iyi anlıyorum da, "Allah aşkına ben taşıyayım," diye kendini nakliye kamyonunun önüne atan komşu da, en hatırnaz mahallede bile kaldı mı ki? Ayrıca da eşyalar taşınıp yerleşmeden, ev boşken yapmıyor muyuz ki temizliği?

HER KATI AYRI MAYINLI APARTMAN
Toptaş ailesinin taşındığı, muhtemelen yakında mutenalaştırma kapsamına alınacak (Zaten mesaja doymuyor bu dizi, her an her saniye doymuyor mesaja!) mahalledeki yıkık dökük apartman, şehvetten şefkate, kıskançlıktan ihanete bu kadar mı her hisle döşeli olur? Ver giderek daha zorlama... Aysel bombasının, önce abi İrfan, sonra kardeş Kadir'in zihnine konuşlanması, bu komşuluktandır. Belalısı Ethem'in, Aysel'i gözetleyebilmek için yandan daire tutmasını, üçüncü birader Sadık'ın buradan medet ummasını, her darlananın kendini terasa atmasını da katarsak, Kayıp Şehir bir apartman tiyatrosu gibi... Kadir'in nişanlısı Zehra, hemencecik alt kattadır. Son bölümün son anında o kadar uzakta bile değil, Kadir'le Aysel'in işi pişirdiği (İstediğin kadar pişir, olmaz o yemek, helmelenmez, suyu ayrı kalır tanesi ayrı) kapının ve telefon zilini duyarak delirmenin eşiğindeydi.

NARİN'İN KABUSUNU KOMŞULAR DA BESLEMİŞ
Burçin Terzioğlu'nun normalliğiyle şaşırttığı, İbrahim Çelikkol'un öylece durduğu, Yasemin Allen'ın konuşurken alt dudağına hakim olamadığı Merhamet, bugünün İstanbulu'yla 90'ların ortasında Kuzey Ege kasabası Yaslıhan arasında gelgitler halinde... Narin'in İstanbul'daki iyi para kazanan kariyer kadını hayatını görüyoruz (Özgü Namal yakışmış yerine), sonra küt diye Yaslıhan'daki çaresiz çocukluk günlerini (Ceren Balıkçı, Özgü Namal'ın çocukluğu olurmuş gibi; göz rengi bile aynı mesela ki İntikam'da ergenlikte bazı gelişmelerle beraber göz renginin de değiştiğini öğrendik!)... Yokluk içinde gaddar bir baba, aciz bir anne... Kavga gürültü, dayak kıyamet... Bir akşam, bir komşu teyzeyi görüp, 'bu işi' niye evde değil de böyle kömürlükte yapıyorlar ki dediğinde Narin, şimdiye kadarki icraatları yetmezmiş gibi, o komşu teyzeyle 'işbirliği' içindeki adamın babası olduğunu da görüyor. Evet, komşuluk her zaman Huzur Sokağı tadında değil maalesef...

SİTCOM KOMŞUCULUĞU
Komşuculuk sitcom'u dediğinizde, tarih Bizimkiler'le başlar. 90'ların kült dizisi, 1989-2002 arası kesintisiz yayınlanan Bizimkiler'in Türk televizyon tarihinde ciddi yeri vardır. Erdal Özyağcılar, Ercan Yazgan, Aykut Oray, Meral Çetinkaya... Mehmet Akan dediğinizde duralayanlar olur ama "Şimdi tutuyorum zabtı," diye celallenen huysuz apartman yöneticisi Sabri bey derseniz, kimse teklemez. "Vatandaşa cart curt yok," diyen, "Oynatma şu elleri komşu," diyen horozcu katil Yavuz... "Koş Sevim koş," diyen ayyaş Cemil... Bizimkiler'de hayat bir apartmanda geçerdi. Takviyeler olsa da, demirbaş herkes komşuydu. Yalan Dünya'da da olayın esası komşuluktan. Denizlerin, Rızaların karşı dairesinde kiracı olması üstüne kurulu hayat... Ortak teras süper imkanlı bir alan tabii: Kavgalar, yanlış anlamalar, barışmalar, kavuşmalar, kaçamaklar, krizler, çözümler, hepsi terasta... Ve çamaşır suyuyla ortalığı dezenfekte etmek isteyen bir ev sahibi: İnsan bazen özeniyor!

KATAKULLİ KUMKUMASI KARŞI KOMŞU/ESKİ SÖZLÜ AYTEN
Kafasını boynunun etrafında döndüre döndüre, bir elma sapı gibi koparmak istediğiniz dizi karakteri kimdir diye soran olursa, bir an tereddüt etmem: Ayten! Karadayı'daki akılsız numaracı Ayten, sadece sorun çıkaran bir eski sözlü değil, zaten sözlülüğünü de buna borçlu olan bir karşı komşu. Mahir'le aynı mahallede, aynı sokakta, karşılıklı evlerde büyümüşler. Ama aralarındaki boy farkı, öbür farkların da yansıması gibi! Ayten, ha bire ruj tazeleyen bir cam önü saksısı. Fesat, kurnaz, ama yeterince zeki değil. Yalan dolana açık. Katakulliye teşne. Zaaflarına yenik. Isırmaya hazır. Ayak altında dolaştıkça, ayağa dolaşıyor. Her göründüğünde, insanın paspasın altına süpüresi geliyor. Bir de Melike İpek Yalova'nın, Türkan Şoray'ın gençliği olarak gazlanması meselesi var ki, tuhaf. Hadi Kenan İmirzalıoğlu'nun karşısında olması dezavantaj diyelim: 1. Liseli kız olsak odamızın duvarlarını Kenan posterleriyle kaplarız, öyle kamaştırıyor gözlerimizi! 2. Bergüzar Korel'le çok iyi duruyorlar; şu anda dizilerin en yakışan çifti onlar: Mahir ile Feride. Fizikse fizik, kimyaysa kimya! 3. MİY'in zaten kısa olan boyu, bu kapı gibi adamın karşısında 45 santime düşüyor. "Hadi kızım, hadi çocuğum, hadi bakiim," diye evine sokup kapıyı üstüne çekesimiz geliyor.) Ayrıca da iki göz, iki dudak, bir aksanla zırt diye Türkan Şoray olunmasa gerek...