X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Broadway'den sinema perdesine
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Broadway'den sinema perdesine

  • Giriş Tarihi: 2.3.2013

Les Miserables/Sefiller kuşku yok ki dünyanın en büyük romanlarından biri. Fransız yazar Victor Hugo'nun 1200 sayfalık dev romanı, aynı yüzyıldaki kimi Tolstoy, Dostoyevski, Dickens veya Flaubert romanlarıyla birlikte türünün anıtlarından. Ki bunlara 20. yüzyılda Proust, Fitzgerald, Hemingway, Dos Passos, Marquez gibi yazarların eserleri de gelip eklendi. Bu kim bilir kaçıncı uyarlamanın temel özelliği, romanın değil, romandan yapılmış ünlü sahne müzikalinin uyarlaması olması. Dev roman, Fransız yazarı Alain Boublil ve besteci Claude- Michel Schönberg eliyle sahneye uyarlandı ve 1980'den itibaren, Paris'te dev bir arenada sahnelendi. Metin ve şarkı sözlerinin İngilizceye çevrilmesiyle, 1985'lerden itibaren Londra ve Broadway tiyatrolarının gözdelerinden oldu. Uzun süredir konuşulan sinema uyarlaması ise The King's Speech/Zoraki Kral'la çıkış yapan İngiliz sahne, TV ve sinema adamı Tom Hooper tarafından gerçekleştirildi.

BİR PARANIN İKİ YÜZÜ
157 dakikalık bu uzun filmi izlerken, öne çıkan birkaç temel izlenim var. Öncelikle Hugo'nun ustalığı. Kader mahkumu Jean Valjean'la acımasız kanun adamı müfettiş Javert'i karşı karşıya getirmesi, herhangi bir düşmanlığı çok aşan eşsiz bir mücadele. Çünkü, çaldığı bir somun ekmek yüzünden hayatı kayan ve bir din adamının beklenmedik desteğiyle insanlığını yeniden bulan Valjean'la, ilke ve düzen adamı zalim Javert, aslında bir paranın iki yüzü gibi. Birinin iyiliği, öbürünün kötülüğü temsil ettiği izlenimi aslında yanlış. İkisi de inancı, erdemi ve karakterli olmayı temsil ediyor, kaderin seçtiği yolun sonuna dek gidiyorlar. Ölümcül savaşımları içinde ellerine (birer kez) fırsat geçtiği halde ötekini öldürmemeleri de bundan: Var olmaları için sanki ona ihtiyaçları var!.. Böylece, Hugo'nun klasik romanında gizli modernlik de ortaya çıkıyor. Sinemanın da hep kullandığı ölümcül düşmanlık motifinin gerisine bu çağdaş psikanalitik ögeyi (Freud'dan uzun yıllar önce!) yerleştirmek az iş mi? 1930'lardan 90'lara çekilmiş en ünlü Sefiller'deki ikililerden Fredric March- Charles Laughton, Michael Rennie- Robert Newton, Jean Gabin- Bernard Blier, Jean-Paul Belmondo- Michel Boujenah, Liam Neeson- Geoffrey Rush hep ölümsüz oldular. Bu filmdeyse Hugh Jackman- Russell Crowe belki daha zoruna sıvanıyorlar: Oyunla şarkıyı sürekli birlikte götürmek... Ve gayet iyi de beceriyorlar.

KİTLE VE TARİH FİLMİ
Bir başka önemli yan, bir müzikal olduğu halde filmin ön plandaki iç içe girmiş bireysel dramların gerisinde yatan toplumsal/siyasal konumu çok iyi vermesi. Öyle ki film, tüm Sefiller içinde belki en politik olanı. 1815'ten 1832'ye uzanan bir süreç içinde, tarihin en büyük devriminden sonra yeniden gelen imparatorluk ve baskı rejimlerini hayatları pahasına hedef alan gençlerin öyküsü. Ve o sokak sahneleriyle, kanlı çatışmalarla, en çok küçük Gavroche'un ölümüyle simgelenen bireysel trajedileri de çok iyi duyuran bir kitle ve tarih filmi. Ama belki en önemlisi, kimi kaynakların özellikle altını çizdiği gibi, 'filme alınmış görkemli bir sahne oyunu' izlenimi. Bu izlenim, son derece sinemasal ögeler kullanılmasına rağmen temelde bozulmuyor ve hep sürüyor. Baştan sona sanki dev bir sahnede, görkemli bir müzikal izler gibisiniz. Klasik Amerikan müzikalinin tersine, tümüyle şarkılara dayanan filmlerden bu. Yani tüm diyaloglar da şarkı biçiminde. Bu, hele böylesine uzun bir filmde kaçınılmaz bir tekdüzelik yaratıyor. Hele müziği çok da bağrına basmayanlar için... Ama bu handikapı aşıp şarkılarla konuşmayı doğal kabul edebildiğiniz ölçüde, film sizi ödüllendiriyor. Süper klasik bir edebi başyapıtını ruhunu okuyor, ölümsüz bir özgürlük mücadelesini izliyor, dünyayı değiştiren bir sürece tanıklık ediyorsunuz. Jean Valjean'ın yanı sıra Fantine'den Cosette'e uzanan aile çizgisinin trajikliğini, Marius'ten Enjolras'a devrim savaşçılarının cesaretini, hancı Thenardier ve karısının grotesk acımasızlığını, Epopine'in umutsuz aşkını heyecanla izliyorsunuz. Ama belki en çok edebiyat, giderek sanat tarihinin belki en acımasız bireysel mücadelesini: Valjean- Javert çatışmasını. Tüm oyuncuların çok iyi olduğunu, Anne Hathaway'in Oscar'ını, Hugh Jackman'ınsa adaylığı hak ettiğini belirtmeliyim. Tabii bunun temelde tam bir melodram olduğunu ve oyunun da bu çerçevede ele alınması gereğini belirterek...

SEFİLLER (Les Miserables) ****
Yönetmen: Tom Hooper
Senaryo: William Nicholson, Alain Boublil, Herbert Kretzmer
Müzik: Claude-Michel Schönberg
Görüntü: Danny Cohen
Oyuncular: Hugh Jackman, Russsel Crowe, Anne Hathaway, Amanda Seyfried, Sacha Baron Cohen, Helena Bonham Carter, Eddie Redmayne, Aaron Tveit, Samantha Barks, Daniel Huttlestone Universal filmi