X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sevilmek uğruna kendinizi unutmayın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sevilmek uğruna kendinizi unutmayın

  • Giriş Tarihi: 23.3.2013

Hayatlarındaki insanları kaybetmemek için sürekli kendilerinden taviz verenler, bunun nedeninin çocukluktan itibaren taşıdıkları duygular olduğunu fark etmeli. Bu yüklerden kurtulabilmek için "Hayır," demeyi öğrenmeliyiz

Öyle tatlı bir kadındı ki, gözlerinin içine baktığınızda içinize neşe doluyordu. Her zaman olumlu şeyler düşünür, pozitif konuşurdu.
Yardıma ihtiyacı olanlara mutlaka koşardı. Herkes tarafından seviliyordu ya da o öyle sanıyordu.
Boyunca büyütmüş olduğu bir kızı vardı. Güzel mi güzeldi, ama annesini arada sırada üzmeyi başarıyordu. Olmadık kaprisler yapıyor, alması gereken sorumlulukları almıyordu. Bu tatlı kadın, evladını yetiştirirken bir dediğini iki etmemişti. Eşiyle boşandığı için kızına hem annelik hem de babalık yapmış, gerektiğinde kendini hiçe saymış, onu mutlu etmeye çalışmıştı. Arkadaşları ve kardeşlerine de benzer şekilde verici davranıyordu. Kendi arzuları geri planda kalıyor, ancak başkalarına yardım ettikten sonra kendisine sıra gelmesine müsaade ediyordu.
Nasıl olduğunu sorduğumda ise gülümsüyordu: "Ben mutluyum. Hayatımda her şey yolunda gidiyor. Herkes beni seviyor."
Yine sordum: "Peki kendin için ne yapmak istersin?"
Cevapladı: "Bilmiyorum. Uzun süredir bunu hiç düşünmemişim, artık ne yapmak istediğimi de unuttum."
Yine sordum: "Peki gerçek sen nerede?
Ne seversin? Seni ne coşturur? Ne mutlu eder?"
Cevapladı: "Galiba bilmiyorum. Gerçek beni unuttum."
Sordum: "Bu kadar yükü, bunca yıl sırtında nasıl taşıdın? Yorulmadın mı?
Eğer kendine özen göstermezsen, başkalarına da verecek bir şeyin kalmaz."

KİMSEYİ KAYBETMEK İSTEMİYORDU
İşte o zaman o gülen gözleri birden yaşardı, güzel yüzünü hüzün kapladı.
Eğer herkesi mutlu etmezse, sevilmeyeceğini düşünüyordu. Hatta sevilmek için çok çaba harcaması gerektiğine inanmıştı. Çünkü kimsenin hayatından çıkmasına tahammül edemiyordu.
Biraz çalışınca, çok eski yıllarda âşık olduğu delikanlıyla yaşadığı bir hayal kırıklığını hatırladı. Delikanlı onu çok sevmişti. Üniversiteye gitmek istiyordu ama peş peşe sınava girdiği halde bir türlü kazanamamıştı. Bu sırada genç kız onu bekliyordu, çünkü belki de hayatlarını birleştireceklerdi. Genç kız da lise mezunuydu. En sonunda delikanlı askere gitti. Genç kız aylarca sevdiği genci bekledi. Nihayet sayılı günler bitip de kavuştukları gün, delikanlı genç kıza çok acı bir haber verdi: "Ben başka bir kızla evleniyorum. Üniversite mezunu ve hiç olmazsa bir mesleği var. Sana vedaya geldim."
Kadın, bu anıyı hatırlar hatırlamaz, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Sordum: "Ona söyleyemediğin ne kaldı içinde? Şimdi söyle..."
Koltukta öylece uzanmış ağlıyor ve yutkunuyordu. Tüm cesaretini toplayarak konuştu. Aslında delikanlının karşısında olmadığını bildiği halde kelimeler öyle zor çıktı ki dudaklarından...
Yine de şunları söyleyebildi: "Gitme ne olur. Bırakma beni. Birlikte her şeyi başarabiliriz.
Seni çok seviyorum."
Sordum: "Hayalinde sen duygularını itiraf ettiğinde, delikanlı ne yapıyor?"
Cevapladı: "Bana sarıldı, gitmedi, gitmedi, gitmedi!"
Ağlıyordu. Belki de yarım saat hıçkırdı, ama sonunda müthiş bir rahatlama ve huzur gelmişti yüzüne...
Sordum: "Hayat sana ne öğretti?"
Cevapladı: "Duygularımı asla bastırmamalıyım, saklamamalıyım, utanmamalıyım.
Eğer bunu yaparsam, hayatımdan kimse gitmez."
Sordum: "Peki bu, senin şimdiki hayatını nasıl etkileyecek?"
Cevapladı: "Hayatımdan gitmesin diye kimse için taviz vermeyeceğim.
Duygularımı saklamayacağım ve gerekirse 'Hayır,' diyeceğim."
Bazen ömür boyu bizi yoran bazı davranışlarımızın, çocukluktan beri taşıdığımız duygulardan kaynaklandığını, o güçlü duyguların bize çocukça kararlar aldırdığını görelim. Farkında olursak ve o duyguyu boşaltırsak, belki de hayatımızdaki büyük yüklerden kurtulabiliriz.