X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir ebeveynin çelişkileri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir ebeveynin çelişkileri

  • Giriş Tarihi: 30.3.2013

Hamile kaldığımı öğrendiğimden beri kendime verdiğim bir söz var: Proje çocuk büyütmeyeceğim ben. Hedefim, öncelikle 'mutlu' çocuklar büyütmek. Başarı odaklı olmayacağım yani. Çocuklarım neyle mutlu oluyorsa, onu yapmalarına izin vereceğim. Yaratıcılıklarını, hayal güçlerini kısıtlamayacağım. Onları hiçbir şeye zorlamayacağım. En başından itibaren... Eğer resim yaparken pembe bulutlar çiziyorlarsa, bırakacağım bulutlar pembe olsun. Eğer büyüdüklerinde pandomimci olmak istiyorlarsa, "Olmaaazz, sürünürsün hayatta," demeyeceğim. Falan filan... Konuşmak kolay tabii. Ben de bütün bunları rahatlıkla telaffuz ettim hep. Ama zaman zaman görüyorum ki bu işin uygulaması öyle çok kolay değil. Bunları yapan insanları bir kalemde karalamak kolay ama çocuğunun parasız pulsuz, sokaklarda olmayan duvarları itmeye çalıştığını düşünmek zor. Geçenlerde bir arkadaş anlattı. Bir yakınının 17 yaşındaki oğlu, yurtdışında çok iyi bir üniversiteden burs kazanmış. Anne-baba havalara uçmuş tabii. Fakaaattt, çocuk tutturmuş "Gitmem," diye. "Niye evladım?" demişler, "Bu senin hayatının fırsatı!" Bir sevgilisi varmış çocuğun. "Ben onu bırakıp hiçbir yere gidemem, çok âşığım, onunla mutluyum ben, onsuz çok mutsuz olurum," demiş. Haydaaa! Hayatlarını, biricik evlatlarının mutluluğuna adayan bu anne-baba ne yapsın şimdi. Bal gibi de biliyorlar, o gençlik aşkı bir süre sonra yerini başka aşklara bırakabilir. Ve oğulları hayatının fırsatını kaçırdığıyla kalır. Ama gel de bunu o aşkla yanıp tutuşan çocuğa anlat...

HER ŞEY PROGRAMLI
Haklı olarak, "Seninkiler daha 10 buçuk aylık, nereden geldi aklına bütün bunlar?" diyebilirsiniz. Şuradan geldi: Geçen gün bir fark ettim ki, Mehmet ve Deniz'le ilgili her şeyi sürekli programlamaya çalışıyorum. Şimdi yemek saati, şimdi yıkanılacak, haydi oyun oynamalıyız... Yahu bırak di mi; çocuk ne zaman isterse o zaman oyun oynasın. Tamam, tabii ki genel bir düzen olmalı, özellikle de çocukların fiziksel ihtiyaçları karşılanırken. Ama her şey de robot gibi yapılamaz ki. Ben özellikle uyku düzenlerine takmış durumdayım. Bir doktor bana daha bebekler yeni doğduğunda, "Hanımefendi, her çocuk kendine yetecek uykuyu bir şekilde alır, merak etmeyin. Bakın size değil, kendine yetecek uykuyu diyorum," demişti. Ama ben, başka birinden duyduğum "Büyüme hormonu özellikle uykuda salgılanır," lafına takılmıştım bir kere. Benimkilerin uyku sorunu da başından beri malumunuz. Kendimi kahredip durdum, "Vay benim çocuklarım uyumadıkları için büyüyemeyecekler," diye. Söylemesi ayıp, maşallah Mehmet zaten dana gibi oldu. Deniz'in de ayına göre kilo ve boy durumu gayet normal. Geçen gün şöyle bir şey oldu. Deniz'in uykusunun gelmiş olması gereken (!) saatte aldım kızı, götürdüm uyutmaya. Ben onu kucağımda uyutmaya çalışırken o bana direniyor, inadımdan vazgeçirmek için de cilveler yapıp beni kandırmaya çalışıyor. Fakat ben uyuması gerektiği konusunda son derece netim! Çocuk bana gülücükler attıkça kafamı çeviriyorum. İçimden onu mıncıklamak geliyor ama onun iyiliği için (!) kendime hakim oluyorum. Sonra bir an durdum. "Yaa," dedim kendi kendime, "Sen ne yapıyorsun kadın?" Bıraktım uyutmaya çalışmayı, sarıldım kızıma, öptüm, okşadım. Çocuk mayıştı, kolayca uyuyakaldı kollarımda. Al sana uyku eğitimi, al sana disiplin, al sana iyi annelik! Benim acilen bu konuda bir denge kurmam gerekiyor sevgili okur. O dengeyi kurana kadar inşallah çocuklar ergenlik çağına gelmemiş olur tabii.