X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sarıkamış'ta 90 bin yalanı sürüyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sarıkamış'ta 90 bin yalanı sürüyor

  • Giriş Tarihi: 30.3.2013

Mehmed Niyazi ezber bozuyor: "Sarıkamış'ta harekata 76 bin asker katıldı. Nasıl olur da 90 bini donarak ölür? Bu bir Rus propagandasıydı. 1926'da Enver Paşa'yı gözden düşürüp Türkiye'ye dönmesini önlemek için gündeme getirildi. İddialar tarihi gerçeklere uygun değil"

Sarıkamış harekatının, Çanakkale Zaferi'nin yıldönümüydü derken geçtiğimiz aylarda çok sayıda tarihi drama üretildi; beyaz perdeye yansıdı. Televizyon programlarında tartışmalar yapıldı. Özellikle bu filmlerin yapımcı ve yönetmenlerinin aynı zamanda ne büyük tarihçiler olduğunu öğrendik! Bizim gazete dahil verdikleri mülakatlarda yaptıkları işi değil, o tarihte gerçekte ne olduğunu, pek tabii klişelerden kurtulamadan anlatmaya çalıştılar. Bir de tarihçiler var. Bir misyon gazetesinin arka sayfalarında magazin tarihçiliği yaparak kendini üstad ilan edenler değil, yıllarını tarih araştırmalarına vermiş olanlar. Mehmed Niyazi bu kişilerden biri. Çanakkale savaşlarını kamuoyunun gündemine taşıyanların başında geliyor. Çanakkale Mahşeri romanı, yayımlandığında bu büyük savaş hakkında yazılan Türkçe eserlerin sayısı iki haneli rakamlara zor ulaşıyordu. Bugün yüzlerce... Ki Mehmed Niyazi bu romanı tarihi gerçeklere uygun bir şekilde yazabilmek içim tam yedi yılını verdi. Çanakkale'de cepheler arasında dolaştı, fazlaca rüzgara maruz kaldığı için yüz felci bile geçirdi. Mehmed Niyazi'nin Garbi Trakya Hükümeti'nin kuruluşunu, Plevne savunmasını, Yemen savaşını anlatan başka tarihi romanları da var. Öğrencilerinden birinden duydum: Mehmed Niyazi bir ara Sarıkamış harekatı hakkında da bir roman yazmaya niyetlenmiş. Bu konuyla ilgili araştırmalar yapmış. Nedeni, olayın tarihi gerçeklere uymayan bir şekilde ve politize edilerek anlatıldığını düşünmesiymiş. Enver Paşa'nın maceraperest oluşu, harekat planının yanlışlığı, 90 bin askerin donarak ölmesi... Acaba bunlardan hangisi tarihi gerçeklere uygun değil diyerek çaldım Mehmed Niyazi'nin kapısını.
SARIKAMIŞ'TA 90 BİN DEĞİL, 23 BİN ASKER ŞEHİT OLDU
Mehmed Niyazi, "Sarıkamış harekatında şehit olan asker sayısı 90 bin değil, 23 bin civarındadır," diyerek başladı söze. "Harekata 76 bin askerimiz katıldı. Nasıl oluyor da 76 bin askerimizden 90 bini donarak ölüyor? 15 Şubat 1915 tarihinde orduda yapılan sayımda 42 bin askerin kaldığı tespit ediliyor. Yaralıları çıkarırsak, toplam şehidimiz 23 bindir. Donma olayı Erzurum'un Şenkaya ilçesine bağlı Baldız Köyü'nden Sarıkamış'a hareket eden 25 bin kişilik piyade birliğinde gerçekleşiyor. Bunlardan 10 bininin Sarıkamış'a ulaştığı kesin. Hangi sihirbaz, nasıl bir maharetle kalan 15 bin kişiden 90 bin insanı dondurabiliyor? Donma olayı ordumuzun tamamında olmadı. Erzurum Şenkaya ilçesinden hareket eden 25 bin askerimizin 10 bini Sarıkamış'a girdiğine göre, donma olayı bunların arasında oldu. Bunların kaçı çarpışmalarda vuruldu, kaçı dondu bilmiyoruz. Ancak bir 90 bin yalanı devam edip gidiyor."

HALEN RUS PROPAGANDASINI DEVAM ETTİRİYORUZ
Haliyle şaşırıyoruz. "Nasıl oluyor da neredeyse kimsenin sorgulamadığı, herkesin ağzına sakız yaptığı bir konu bu kadar farklı değerlendirilebiliyor?" Bu bilginin savaştan hemen sonra kendi kamuoyuna propaganda yapmak isteyen Ruslar tarafından ortaya atıldığını iddia eden Mehmed Niyazi sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ruslar, bütün savaşlarda kendi ölü sayılarını azaltır, diğer ülkelerinkini çoğaltır. Sarıkamış Harekatı neticesinde Ruslar 32 bin askerlerini kaybettiler. Bunca askerin ölümünü mazur göstermek için 'Türkler de 90 bin kayıp verdi,' dediler. Bizdeki bazı kötü niyetli ya da bilgisiz kimseler de bunu alıp, yıllardır kullanıyor. Rus propagandasını devam ettiriyoruz. Olayı öyle bir gösteriyoruz ki sanki o cephedeki Osmanlı ordusu hiçbir şey başaramamış, sanki tek bir kurşun bile atamadan hepsi donup kalmış. Bizim bütün belgelerimizde 23 bin şehidimiz olduğu yazdığı halde bir 90 bin tutturmuş gidiyoruz. Hatta bazı kimseler gayretkeşlik yapıp bunu 100 binin üzerine çıkarıyorlar. Birçoğunun samimi olduğuna inanıyorum ve doğrudur ama arada bir orada kaybettikleri akrabalar icad edenler bile çıkıyor. Garip insanlarız. Gözümüzü açtık 90 bin yalanı, yaşlandık bu yalan hâlâ devam ediyor."

GENELKURMAY ARŞİVLERİ DİĞERLERİNDEN DAHA SAĞLIKLI
Mehmed Niyazi'ye "O dönemde tutulmuş resmi kayıtlara ne kadar güvenilebileceğini soruyoruz. Madem Ruslarınki bir propaganda, bizimki de olamaz mı?" Zannedilenin aksine, Osmanlı devletinin kuruluşundan yıkılışına kadar kayıt ve arşivlere çok önem veren bir 'kayıt ve arşiv devleti' olduğunu vurguluyor. Sözü geçen dönemde de her şeyin kayıt altına alındığını belirtiyor ve "Harekatta ölenlerin isimleri arşivlerde var," diyor. "Haklısınız! Hiçbir kaynak aslında yüzde 100 sağlıklı değil. Çünkü kayıtlar savaş ortamında tutulmuş. Yani, bombaların, çatışmaların ortasında. Buna rağmen Genelkurmay'daki arşivin diğer iddiaların karşısında daha güçlü olduğunu düşünüyorum," diye ekliyor.

ATATÜRK, ENVER PAŞA'NIN DÖNMESİNDEN ÇEKİNİRDİ
"Peki öyleyse," diyorum. "Bütün bu iddialar nereden çıktı ve nasıl böyle yaygın bir kabul seviyesine ulaştı?" Cevabında Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki politik dengeleri ima eden göndermeler var. "Bu yanlış bilgi 1926 yılında ortaya atıldı. Yarbay Şefik tarafından yazılan ya da ona yazdırılan bir eser tarafından. Öncelikle herkese tavsiyem Yarbay Şefik'in Sarıkamış harekatındaki rolünü araştırmaları. Bu kitabın nasıl bir kişisel başarısızlığı örtme ve kendisini cezalandıranlara yönelik öfke marifetiyle yazıldığını anlasınlar." Mustafa Kemal Paşa ile Enver Paşa arasındaki gerilime de dikkat çekiyor Mehmed Niyazi. "Sarıkamış, bütün dünyada bilinen bir savaştı. Yani, gizli kapaklı bir hadise değildi. Enver Paşa ve arkadaşları 1918'de memleketi terketti. Kafkasya'ya giden Enver Paşa'nın bir gözü sürekli Türkiye üzerindeydi. Mustafa Kemal Paşa ile mektuplaşmaları var. Enver sevilen bir adam. Padişahın damadı ve Edirne Fatihi... Atatürk onun yurda dönme ihtimalinden endişe ediyor. 1926 yılında Enver Paşa ile alakalı bu iddiaların ortaya atılmasının bir manası olması lazım. Onu itibarsızlaştırmaya yönelik bir çaba bu. Dönemin basın organlarıyla bir kampanyaya dönüştürülüyor adeta. Üstünkörü laflara inanmadan önce tarihi iyice araştırmak zorundayız."

SARIKAMIŞ NEREDEYSE MECBUREN YAPILMIŞ BİR HAREKATTI
Sarıkamış'ın önemli bir harekat olduğunu vurgulayan Mehmed Niyazi son olarak şunları söylüyor: "Hiçbir subay, o karda, soğukta bu harekatı yapmayı göze almaz. Demek ki bu harekatın yapılması için önemli bir sebep vardı. Çünkü bahar geldiği zaman Ruslar kuzeyden, İngilizler güneyden Filistin'e yürüyeceklerdi. Bizim ordumuz iki tarafa karşı koyamayacağı için bu harekatı yaptı. Zayıf ordular, zaferi ancak inanılmazı başarmakla elde eder. Kaldı ki, bu çok güzel planlanmış bir harekattı. Ama Yarbay Şefik gibi adamlar ve daha başkaları bu harekatı baltaladı. Fevzi Çakmak'ı biliyorsunuz. Atatürk tarafından da çok ciddiye alınan, yıllarca Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir komutandı. Bu konu hakkında söylediklerine kulak verin. Diyor ki: '22 Aralık 1915'te yaptığım harekata kumanda kadememiz inansaydı, Rusya'yı Kafkasların ötesine atardık. Milletçe rahat bir nefes alırdık.' Allah orada kaybettiğimiz bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Dilerim ki en yakın zamanda bu korkunç siyasi propagandanın malzemesi olmaktan kurtulurlar." Mehmed Niyazi'nin iddiaları kısaca böyleydi. Tartışma başlayabilir.