X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Emzirme hikayeleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Emzirme hikayeleri

  • Giriş Tarihi: 27.4.2013

Geçen hafta gazetelerde ilginç bir haber gözüme takıldı sevgili okur. Bir alışveriş merkezindeki emzirme odasında iki anne birbirlerine hakaret edip, tokat attıkları için davalık olmuşlar. Olayın nedenini tam olarak anlayamadım, ama bu haber aklıma emzirme konusunda ilginç hikayeler getirdi. Mesela ben haberi okuyup şaşkınlıkla iş arkadaşlarımla paylaşıyordum ki; hemen yanımda oturan arkadaşım Sonat Bahar, IKEA'nın teşhir için tasarlanmış yatak odalarından birinde, kendi odasıymış gibi yatağa oturup emzirdiğini anlattı. Benim de restoran köşelerinde, apartman boşluklarında az emzirmişliğim yoktur hani. Bebek bu, karnının ne zaman acıkacağı belli olmuyor. Aç bebek çığlık çığlığa bağırmaya başladığı vakit de, bir anne için yerin ve zamanın hiçbir önemi kalmıyor. Ben ilk biriki hafta, kendi arabamızda giderken bile emzirmeye çekiniyordum. Ama sonradan öyle bir saldım ki, bir gün çocuklardan biri ağlamaya başlayınca refleks olarak emzirmeye başlayacaktım ki bir fark ettim, balkondayım. Benim için o kadar doğal bir işlem haline gelmişti yani.

YADIRGAYANLAR VAR
Fakat bazı yerlerde ve durumlarda emzirmeyi yadırgayan insanlar da var. Mesela bir arkadaşımız geçenlerde şaşkınlıkla şunları anlatıyordu: "Mum ışığında yemek yenen çok şık bir İtalyan restoranında, akşam saat 20.00'de, yan masadaki kadın birdenbire emzirme önlüğünü takıp bebeğini emzirmeye başladı ve bizim için o restoranın ambiyansı tamamen bozuldu." Ben önce "Ne var ki bunda?" dedim. O da bana "O saatte, öyle bir restoranda bir bebeğin ne işi var, yazık değil mi çocuğa?" dedi. Düşündüm, taşındım. Çok net bir karara da varamadım doğrusu. Evet, o bebek her gece annesinin peşinde o restoran senin bu bar benim sürükleniyorsa, bu tabii ki sağlıklı bir durum değil. Ancak bir anne olarak empati kurmadan da edemedim. Belki kadıncağız çok bunalmıştı. Çocuğunu bırakabileceği bir yer yoktu ve bir gece olsun arkadaşlarıyla buluşup değişik bir ortama girmek istemişti. Bu arada aklıma Vietnam'a giden bir arkadaşımın anlattıkları geldi: "Parklarda anneler sere serpe yere yatıyor, bebekleri de bir yandan meme emiyordu." Elbette böyle bir şey bizim toplumumuzda mümkün değil ama bence genel olarak emzirmenin daha normal bir şey olarak algılanmaya başlanması da şart.

ANNELERDEN İNCİLER
Hazır emzirme konusunda yazacakken, internet annelerine Twitter üzerinden ilginç emzirme hikayeleri sordum. Bazıları, bebeklerinin memeye yapışık yaşamak istediklerini ve bu yüzden mağaza kabinlerinden hastane odalarına kadar pek çok yerde, hatta bazen ıssız sokaklarda bile emzirmek zorunda kaldıklarını anlattı. Biri, iş yerinde emzirme odası olmadığından, kendini sağmak için tuvaleti kullanıyormuş ne yazık ki. Orada daha yeni çalışmaya başladığı ve kimseyi pek tanımadığı için de mesai arkadaşları, çıkan seslerden onun epilasyon yaptığını sanıyormuş meğer. O mesai arkadaşlarının hayal gücüne ayrıca şapka çıkarıyorum tabii. Avukat bir anne, adliyeye giderken bebeğini götürmek ve orada da emzirmek durumunda kalıyormuş bazen. Hatta bu avukat hanımın, hakime bir süreliğine bebeğini emanet etmişliği bile varmış. Bir yıl boyunca göğüs kalkanı kullanmak zorunda kalan başka bir anne ise ilginç bir otobüs macerası anlattı. Bebeği otobüste durmaksızın ağlayınca, üzerine bir şey örtüp emzirmeye başlamış. O sırada göğüs kalkanı kucağından kayıp yere düşmüş ve koltukların altında yuvarlanmış. Erkek yolculardan biri, "Bu nedir, kimindir?" diye ayağının dibine düşen kalkanı yukarı kaldırıp sorarken, kalkanın içinde kalan süt herkesin üzerine sıçramış ve otobüste küçük çaplı bir kaos yaşanmış. Bizim anne ise tek kalkanını otobüste bırakarak kıpkırmızı bir yüzle ilk durakta inmiş. Allah, bütün annelerin özellikle de zor şartlarda emzirmek zorunda kalanların yardımcısı olsun...