X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gözlerini kaybetse de tespih yapacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gözlerini kaybetse de tespih yapacak

  • Giriş Tarihi: 27.4.2013

Kuveyt'ten Dubai'ye birçok koleksiyoneri olan tespih ustası Hüseyin Çelik: "Tespih ister sabır taşı, ister kabadayı aksesuarı... Benim ise bütün dünyam"

"Sabır terbiyecisi, hayatın tane tane öğreticisi künhüne vakıfsan emanet et nefsi, zay etmez seni bir tanesi..." İlk bakışta ipe dizili boncuk dizisi gibi gelse de tespih; bir zikir aracı, bir sabır taşı, bir tutkunun adı. Türkiye'de tespih dendiğinde akla ilk gelen ustalardan Hüseyin Çelik ise bu tutkuya hayat verenlerden biri. 30 yıldır tespihi yalnız Türkiye'ye değil, bütün dünyaya ulaştıran Hüseyin Usta "Tespih kimisi için zikir aracı, kimisi için bir hobi, kimisi için kabadayı aksesuvarı. Bana göre de her şey, kocaman bir dünya..." diye anlatıyor. İstanbul Gaziosmanpaşa'da oğlu Tolga ve iki çalışanıyla küçük bir atölyede tespih yapan Hüseyin Çelik, adını dünyaya duyuran bir usta. 30 yıl önce yaşadığı gecekondunun yatak odasının bir köşesine kurduğu masada tespih yapmaya başlayan Hüseyin Usta, sonraki yıllarda adını dilinden düşürmeyeceği Yusuf Özgen ustadan kapmış mesleğin inceliklerini. Çelik, 13 yıl Özgen'le çalışmış ve ondan tespihte hassasiyet, model ve işçiliğin nasıl sanata dönüşeceğini öğrenmiş. "Benim için tespih, ipe dizili boncuk değil," diyen Hüseyin Usta, "Yusuf Usta sert mizaçlı biriydi. Herkese tespih yapmazdı. Kendisinden tespih isteyenleri inceler, tartar, tespihi taşıyamayacaksa vermezdi. Ben kimseyi kırmak istemem, ama tespih alanlara nasıl taşınacağını, nasıl kullanılacağını ve bakımını anlatır, nasihat ederim," diyor. 13 yıl çalıştığı ustasını bir gün bile taklit etmediğini söyleyen Hüseyin Usta'nın çalışmalarının yüzde 80'i yurtdışına gidiyor. Özellikle Ortadoğu'da Kuveyt, Katar ve Dubai gibi zengin koleksiyonerlerin tespihlerine önem verdiğini belirten tespih ustası "Günün 18-19 saatini atölyede geçiriyorum. Her gün yeni bir tasarım çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü bir sanat ustası kendini tekrarlamamalı. Hatta yatağımın başında bir kalemle silgi tutuyorum, yatarken aklıma gelen bir modeli unuturum endişesiyle hemen çiziyorum. Bazen gece yarısı atölyeye gelerek bulduğum tasarımı çalışıyorum," diyor.

OSMANLI ESERLERİNDEN İLHAM ALIYOR
Ürettiği tespihlerinde kendi tarzını yaratan Çelik "İlhamım Osmanlı eserleri," diyor. Bazen bir minare, nakış ya da Osmanlı kavuğundan yola çıkarak tespih tanelerini şekillendiriyor. Her bir tespih için üç günden bir aya kadar çalışan Hüseyin Usta, "Bir gün yapacağım tespihin imamesi için Mimar Sinan'ın Selimiye Camii minaresini düşündüm ve hiç üşenmeden Edirne'ye gittim. Minaresinin şerefesinin şeklini daha iyi algıladım," diye anlatıyor. Osmanlı'nın camda sanata dönüştürdüğü çeşm-i bülbül de Hüseyin Usta'nın tanelerinde ön plana çıkan çizgiler arasında yer alıyor.

Mercan işlemek bilek ister
Hüseyin Usta "Tespihi değerli kılan işçiliğidir, ister kemik olsun ister taş," diyor. Ancak tespihle ilgilenenlerin tercihi tespih sanatkarlarını da nadir bulunan malzemelere yönlendiriyormuş. Fildişi, mercan, gergedan boynuzu, necef, kehribar, bunların en bilinenleri. Hüseyin Usta, mercanı işlemenin de zor olduıunu anlatıyor: "Mercan çalışmak biler ister. Çok zordur. Ben mercan işlemeyi çok seviyorum."

Bakımını ihmal etmeyin
Hüseyin Çelik için kendi ustası Yusuf Özgen'in yaptığı tespihlerden oluşan koleksiyonun değeri ayrı. Ona göre bir tespihin ömrü, kullanılışına bağlı. Eğer gerekli bakımları yapılırsa, yıllarca kullanılabilir. Hüseyin Usta'ya göre tespih kullanmanın adabı da şöyle: Tespih tanelerini birbirine vurdurmamalı, sallamamalı, zarif bir şekilde okşanarak çekilmeli, tespihin ipi tüylenince değişmeli. Tespih parmaklar arasında asla döndürülmemeli.