X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yiyelim, içelim, eğlenelim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yiyelim, içelim, eğlenelim

  • Giriş Tarihi: 4.5.2013

İstanbul'un ilk yemeiçme ve eğlence festivali Arçelik Gastro İstanbul, 9-12 Mayıs'ta KüçükÇiftlik Park'ta. Festivalde pazar yerinden kültürel etkinliklerin yapılacağı dev çadıra, konserlerden en iyi restoranların özel fiyatlı tadım menülerine yok yok

Şöyle bir festival hayal edin: Mis gibi kokularla karşılandığınız festival alanının bir bölümünde İstanbul'un en iyi restoranları gurme lezzetlerini; hemen yanında sokak köftecileri, dönerciler kendi ürünlerini tattırıyor. Fine dining restoranların tadım menülerini, 5-20 TL arasında değişen çok uygun fiyatlarla satın alabiliyorsunuz. Yemeğinizi alıp çimlere yayılıyor, bir yandan da sahnedeki müzik grubunu dinliyorsunuz. Sonra müzik grubu iniyor, ünlü bir şef sahneye çıkıp yemek pişirmeye başlıyor. Yemeğinizi bitirdikten sonra festival alanının başka bir tarafına konumlanmış pazar yerine uğrayıp, yerel ürünlerden satın alıyorsunuz. O sırada büyük bir çadır fark ediyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki içeride 'Yeni Anadolu mutfağı' üzerine bir panel var. Biletinizi alıp içeri giriyor ve midenizden sonra, mutfak kültürümüz üzerine zihninizi de doyuruyorsunuz... İşte bu festival, yani Arçelik Gastro İstanbul Festivali, 9-12 Mayıs tarihleri arasında Maçka KüçükÇiftlik Park'ta düzenleniyor. 'İstanbul'un yeme-içme ve eğlence buluşması' sloganıyla bu kültürü kente yaymayı hedefleyen festival, Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmeleri Derneği (TURYİD), Dream Design Factory (DDF) işbirliğiyle; Türk Mutfağı Derneği'nin (TMD) içerik ortaklığı ve Arçelik'in ana sponsorluğuyla ilk kez düzenleniyor. Bu festivalin en önemli yönü demokratik yapısı herhalde. Çünkü dünyanın en ünlü yemek yazarlarıyla da, yemeğe meraklı bir ev kadını ya da öğrencilerle de karşılaşabileceksiniz burada. Festival komitesinde yer alan ünlü şef Mehmet Gürs ile Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) yöneticilerinden Sitare Baras, hem festivalin geneliyle, hem de büyük bir çadır içinde yapılacak ve TMD'nin düzenleyeceği akademik ve kültürel etkinlik programıyla ilgili bilgiler verdi.
- Festival komitesinde kimler var? Nasıl oluştu Gastro İstanbul?
- Mehmet Gürs:
TURYİD'den de, DDF'den de, Türk Mutfağı Derneği'nden de üyeler var komitede. Yaklaşık iki sene önce böyle bir festival fikri ortaya çıktı TURYİD'de. Bir senedir de komite çalışıyor. Öncelikli amaç; İstanbul'un öne çıkan bütün lokantalarını, barlarını, sokak lezzetlerini halkla bir araya getirip, herkesin çok uygun fiyatlara bunların yemeklerini tadabileceği bir festival yapmaktı. Örneğin Mikla'nın da, sokak köftecisinin de 16 metrekarelik eşit stantları olacak ve 5-10-15-20 TL'lik tadım menüleri yapılacak.
- Peki Mikla olarak bundan zarar etmeyecek misiniz?
- M.G:
Edeceğim. Bütün lokantalar zarar eder burada. Ama yeme-içme işletmeleri bir şehrin vazgeçilmezi. Bu şehir bize çok şey veriyor. Biz de böyle bir festival aracılığıyla bu şehirde yaşayanlarla nasıl bir araya geliriz, onu düşündük. Sonra TURYİD'de beyin fırtınası yaparken, sadece yeme-içme olmasın, Türk Mutfağı Derneği'ni de işin içine katalım dedik. Festivale yaklaşık 50 kişi bekliyoruz. Ama TMD'nin kültürel etkinliklerini ancak 200 kişi takip edebilecek.
- Ne gibi etkinlikler olacak TMD çadırında?
- Sitare Baras:
Hem Türkiye'den hem dünyadan önemli kanaat önderleri, sağlam şarapçılar, sağlam aşçılar, yazar-çizerler ve üreticiler bir araya gelecek.
- M.G: Mesela başlangıç, 'Türk Mutfağı Deyince' paneliyle olacak. Türk mutfağını masaya yatırıyoruz. Önce, Türkiye'nin içinden nasıl gözüküyor, ona bakacağız. Yani Türk insanı ne anlıyor Türk mutfağı deyince. Bunu Türkiye'nin kanaat önderlerine, sosyologlarına, yazarlarına soracağız. Bir de yurtdışından Türk mutfağı nasıl görünüyor? Bunu da dünyanın dört bir yanından kanaat önderine soracağız. Onun dışında Türk mutfağının bazı yapı taşlarını tartışıp tadacağız. Zeytin, yoğurt, yufka, kahve...

Sekiz nesildir helva yapan üretici gelecek
- Kültürel etkinlikler içindeki 'Yöresel Don Kişotlar' başlığı ilgi çekici. Nedir bu?
- M. G:
Türkiye'nin bölgelerine göre Türk mutfağına bakacağız. Yemek kültürü üzerine kafa patlatan ve Anadolu'yu gezen dört önemli isim, farklı bölgelerden birer kahraman seçecekler. Mesela Edremit'ten Tiflipaşa helvaları. Sekiz nesildir, geleneksel yöntemlerle helva üreten bir şirket. Şu an, en son oğla geçmiş durumda meslek. Baktığınız zaman baba sakallı, oğlu jöleli saçlı, deri yelekli ve ikisi de müthiş helva ustası. Onlar bize helvayı anlatacak ve tattıracaklar mesela. Sürekli yiyip içiyoruz. Ama buna yeteri kadar önem veriyor muyuz, üzerine düşünüyor muyuz? Biz biraz bunu yapalım istiyoruz. Çocuklarımız doğru yemeği yiyor mu? Bunları sorgulamak istiyoruz.
- S. B: İlk sene için, Türk mutfağının neredeyse yüzde 90'ını içine alan bir program var festivalde. Malzemeler var, şefler var, bilgiler var... İlk sene 'Türk mutfağını bir tarif edelim önce,' dedik. Zeytinyağlı dolma mıdır, kebap mıdır? Oradan başlıyor iş. Anadolu halk mutfağı var, Osmanlı saray mutfağı var... Sonraki yıllarda daha spesifik konulara odaklanacak ama festival.
- M. G: Anadolu yöresel halk mutfağı üzerine de sunum ve tadım olacak, Osmanlı saray mutfağı üzerine de. Ondan sonra da 'Yeni Anadolu mutfağı' var. Yani yeni bir akımın tanıtımını da yapıyor olacağız. Yemek, kültürün bir parçası. Kültür dediğimiz şey de her gün değişen ve gelişen bir şey. Dün olan bugün geçerli değil, bugün olan yarın geçerli değil. Dolayısıyla hiçbir zaman 'Mutfak kültürü budur,' demek doğru değil. Bu yüzden bir mutfak kültüründen bahsederken dönemi tanımlamak önemli. Dönemi tanımlayıp korumalıyız zaten mutfak kültüründe. Bütün bunları da tartışıyor olacağız.

İtalyan ve İskandinav mutfağı gibi Türk mutfağı da dünyada parlayabilir
- Başka ilginç paneller olacak mı?
- M. G:
İki tane önemli vakayı masaya yatırıyoruz. Biri: Yeni İskandinav mutfağı. Dünyada son dönemde patlayan bir mutfak bu. Bu bir pazarlama harikası. Çok yoğun bir çalışmadan sonra bu noktaya geldi bu mutfak. Bu nasıl oldu, bakacağız. Kuzeyden bir ekip geliyor. Aşçı, yazar, düşünür... Mesela Finlandiya'nın yemek politikalarını belirleyen ekibin direktörü geliyor.
- S. B: Bütün hikaye, bunun nasıl olduğunu burada gösterip, Türk mutfağının tanıtımı için ilham almak.
- M. G: İkincisi İtalya. İtalya şu an pizzasıyla, makarnasıyla, şarabıyla, kaparisiyle dünyanın her yerinde patlamış durumda. Peki bu nasıl oldu MSA'nın işbirliği yaptığı, ALMA diye bir okul var İtalyan. Oradan bir ekip geliyor.
- S. B: Çünkü ALMA, İtalyan hükümetinin, İtalyan mutfağını dünyaya tanıtmakla ilgili resmi olarak görev verdiği bir okul. Bu festivalde de İtalyanlar, bu özel ürünlerine nasıl sahip çıktıklarını ve tüm dünyaya nasıl tanıttıklarını anlatacaklar.