X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Buzdolabımın üzerinde lig fikstürü asılı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Buzdolabımın üzerinde lig fikstürü asılı

  • Giriş Tarihi: 8.6.2013

Gazeteci Yasemin Candemir, fanatik Fenerbahçeli eşi ve arkadaşlarıyla yaşadıklarını yazdığı kitapta bir bir anlattı. Candemir "Evlendiğimden beri Fenerbahçe ile yatıp onunla kalktım," diyor

Yasemin Candemir gazeteci ama aynı zamanda fanatik Fenerbahçeli Ergun Candemir'in eşi ve en önemlisi Kuzey'in annesi. Yasemin, Fenerbahçe Kocamın Yakasını Bırak adlı bir kitap yazdı. Kitapta eşini ve fanatik arkadaşlarını, yaşadıklarını anlatmış Yasemin. Ergun Candemir ile biz uzun yıllar birlikte çalıştık. Ergun çok iyi bir foto muhabiri ve gerçek bir ekip arkadaşıdır, her zaman çok yardımcı, kibar ve komiktir. Ama Yasemin'in kitabını okuyunca anladım ki futbol söz konusu olduğunda biraz huy değiştiriyor. Yasemin, bir futbol fanatiğinin karısı olmayı anlattı.
- Neden böyle bir kitap yazma gereği duydun?
- Bu yıl Ergun'la evliliğimizin yedinci yıldönümünü kutlayacağız. Evlendiğim günden beri Fenerbahçe ile yatıp kalktığım için bir uyanma noktası diyelim. 'Yeter!' diye bir haykırıştan çok benim gibi hayatını yaşayan pek çok, kadına dokunmaktı niyetim. Fenerbahçe olaylı bir takım. Ya oyuncusu gider, bizim fanatikler küplere biner, ya antrenör yanlış oyuncu değişikliği yapar ne kocanın, ne senin gözüne uyku girer. Eğer o gece maç kaybedilmişse gerçekten bana da uyku haramdır. Aziz Yıldırım'ın hayaleti de evimin içinde dolaşıyor sürekli. Yıldırım cezaevine girdiğinde kocam yüksek tansiyon hastası oldu. Bak aradan ne kadar zaman geçti, Ergun hâlâ ilaçlarını almadan evden çıkamıyor.
- Fanatik kocan ve arkadaşları sana hayatı zehir ediyor gibi... Sıradan bir maç gününden bahseder misin biraz?
- Orada yanlışın var. Kocamın fanatik arkadaşları Çağrı Kılıçcı ve Güçlü Özgan artık benim evimin bireyleri. Onlarsız bir hayatı artık hayal bile edemiyorum. Eğer o gün futbol maçı yoksa nasıl akıllı, şeker gibi olduklarına inanamazsın. Sıradan maç günü dediğin şey, bizim için hiç de sıradan bir gün değil. Özel ritüelleri olan, dileklerin dilendiği bir gündür. Sabah kalkıp Fenerbahçe forması öpülerek güne başlanır. Tüm gün sürer stresi. O gün maç olup da benim bilmeme şansım yok. Buzdolabının üzerinde lig fikstürü asılı, istiyorsan bilme. Sabah kalkıp daha kahvaltıyı hazırlamadan fikstürü kontrol ederim, hazırlıklı olayım diye.
- Fanatik adamlar, kadınlarının ya da sevgililerinin ruh hali konusunda ne düşünüyor sence?
- Hiçbir şey. Bunun tersi düşünülemez onlar için. Aksine anlamayan, destek vermeyen, şans öpücüğü ve dualarla maça uğurlamayan kadın pek de şahane bir kadın sayılmaz. Bir gün bile kocama 'Fenerbahçe'mi ben mi?' diye sormadım. Nedeni cevabı net olarak biliyor olmam. Bununla yaşamayı, alışmayı öğreniyorsun.
- Bir fanatiği nasıl tanırız? Biraz ipucu lütfen.
En güzel maç günleri anlarız. Sabahtan itibaren kendini belli etmeye başlar zaten. Kaç gazete almış, hemen spor sayfalarını mı açmış dikkatle gözlemleyin. Benimki iPad'i eline alıp neredeyse uygulaması olan tüm gazetelerin spor sayfalarını taramadan güne başlayamaz. Heyecanlı ya da agresif olabilirler. Hele de iyi oyunculardan biri cezalı ya da sakatsa, o gün muhabbeti ne kadar az tutarsanız o kadar iyi. Maç günü başka bir program yapabilen adam fanatik değildir. Ki ben bu duyguyu hiç yaşamadım. Kısmet...

FANATİK KADINLARI KISKANIYORUM
- Kadın fanatiklere de kızıyorsun. Erkek fanatikle bir kadın fanatik arasında fark var mı?
- Kızıyorsun demeyelim de kıskanıyorsun diyelim. Çevrendeki tüm fanatik adamlar o fanatik kadınlar için ölüp bitiyorsa, sen de onlara sinir oluyorsun işte. Alex'in eşi Daianne'i de sevmezdim. O ne zaman kocasına sarılmak için sahaya inse, bizimkilerin suratını, iç geçiren hallerini görmeni isterdim.
- Oğlun Kuzey'in bir fanatik olması seni nasıl etkiliyor? - Çocuk aşk. O ne yaparsa yapsın bana dokunmuyor. Tabii daha steril bir evde, fanatizm ve futboldan uzak büyümesini isterdim. Ama Ergun zaten öyle güzel bir baba ki fanatizmi görmezden geliyorsun. Kocamı çok seviyorum. Yoksa ne bu evlilik yürürdü, ne ben bugün bu kitabı gönül rahatlığıyla yazabiliyor olurdum. Ama bu arada hemen belirteyim, Ergun daha kitabın tamamını okumadı. Bir bölüm okuyor 'Ya bu kadarı da anlatılır mı Yasemin?' deyip kitabı fırlatıyor.
- Kocan bu kadar futbola düşkün, sen neden biraz da olsa futbolla ilgilenmedin?
- Nasıl ilgilenmedim? Tüm gün evinde Fenerbahçe TV açık olacak ve sen bir şey öğrenmeyeceksin, mümkün mü? Bana alt yapı da kim gelecek vaat ediyor? Ofsayt ne demek? diye sor, gayet güzel bilirim. Hatta bazen beynim öyle sünger gibi oluyor ki, oturup Ergun'la Fenerbahçe TV'de yayınlanan antrenman programlarını seyredip 'Bu formda, bu değil,' diye yorum bildirdiğim bile oluyor.
- Canım arkadaşım Ergun'u bana sorarsan her daim kibar, komik, şahane bir adamdır... Futbol onu bozuyor galiba ne dersin?
- Gerçekten şahane ve komik bir adamdır. Zaten bu yüzden onu çok seviyorum ya. Ergun evde maç seyrediyorken bile saniyeler içinde bana öyle güzel bakar ki, maçı da, Fenerbahçe'yi de unuturum. O bir saniye beni tüm gün götürebilir. Ergun Fenerbahçe'ye gösterdiği özeni bana da gösterir. Onu bu kadar çok sevdiğim için kitapta da anlattığım kayınvalidemin kaderini gönüllü olarak yaşamaya razı geldim...