X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Oyuncak değil, keçeli boya seviyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Oyuncak değil, keçeli boya seviyorum

  • Giriş Tarihi: 8.6.2013

Boyaların arasına daldıktan sonra ödev yapan, sokağa ip atlamaya çıkan bir ressam düşünün. Korkmaz, bugüne dek üç sergi açtı, biz de hikayesini dinledik

Bugüne dek üç kişisel sergiye imza atmış bir ressamdan bahsedeceğim. En sevdiği kitaplar Prenses Okulu ve Harry Potter. Arkadaşlarıyla buluşunca sokakta paten kayıyor ya da ip atlıyor. Pembe kıyafetleri, süslü tokaları, rengarenk kolye ve bilezikleri var. Giysi dolabı yaptığı resimlerle dolu... Evet, ressamımız sekiz yaşında, ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi. İsmi İnci Korkmaz. Bir evin bir kızı, tatlı mı tatlı bir küçük hanımefendi. İnci Korkmaz'ın adını Trump Alışveriş Merkezi'nde geçtiğimiz haftalarda yer alan ve 30 yeni resmine ev sahipliği yapan üçüncü kişisel sergisi 'İnci'nin Resim Diyarı' ile duyduk. Yaptığı resimleri görünce de kendisiyle konuşmaya karar verdik.

BUNLARIN HEPSİNİ SEN Mİ YAPTIN?
İnci Korkmaz, röportaj için hazırlanmıştı. Zira kendisini parkta ya da okulda resim yaparken görenlerin zaten çok soru sorduklarını söyledi: "Bazen parka gidince resim yapıyorum. O zaman herkes başıma toplanıyor. 'Bunların hepsini sen mi yaptın? Resim yapmayı nereden öğrendin?' diye soruyorlar." İnci Korkmaz'a "Peki gerçekten bunların hepsini sen mi yaptın?" deyince, hemen yanıt veriyor: 'Evet! Gerçekten kimse yardım etmedi." İnci iki yaşından bu yana sürekli resim yapıyor. Beş yaşından beri de resme duyduğu tutku, fark edilir ölçüye ulaşmış. Gece gündüz, sabah kalkınca, okulda, her yerde hiç durmadan resim yaptığını gören ailesi de onun bu ilgisini en doğru şekilde yönlendirmek istemiş. Mimar bir anne ve mühendis bir babanın tek çocukları İnci. Şanslı bir çocuk aslına bakarsanız. Okul eğitiminin yanı sıra anne ve babası, ona özel resim dersleri de aldırmış. İnci halen okul dışında resim öğretmeni Deniz Soylu'yla birlikte çalışıyor ve AtölyeKa Güzel Sanatlar resim atölyesinde de ders alıyor. "Peki, bu kadar çalışınca, sıkılmaz mı resim yapmaktan bu yaşta?" diye sorunca annesi Ayça Korkmaz, İnci'nin sabrı karşısında kendilerinin de şaşkın olduğunu söylüyor: "İnci çok küçüklüğünden beri gözlem yapıyor. Sonra resim başladı. Sabah kalkıyor, akşam yatıyor, sürekli resim yapıyor."

BİR DUYGUM VAR AMA SÖYLEYEMİYORUM
İnci acaba bu yeteneği ve resme ilgisini anne ve babasından mı aldı diye düşünüyoruz. "Babasında da yok öyle bir ilgi. Ben mimarım ama elim hiç iyi değildir, şaşırdık. Birine böyle ilham geldiğini görmek çok güzel bir şey... Eğitime başlasın istedik. Yaşına göre çok uzun süre resme konsantre olabiliyordu, enteresan olan oydu. Öğretmenlerinin de o ilgisini çekti. Atölyeye gitmeye başlayınca daha farklı resimler çıktı ortaya. Bunları bir sergi yapmak istedik. Kabul ederler mi bilmiyorduk aslında. Şansımızı denedik, kabul ettiler. Bizi İnci yönlendirdi," diyor. Ayça Korkmaz ve İnci'nin eserlerinin bir kısmının satıldığını söylüyor: "İlk sergide eserleri eş dost aldı. Ama ikincisinde tanımadığımız insanlar aldı. Bu son sergide de insanlar iletişim bilgilerini bırakmış bize ulaşın diye." İnci'ye dönüyor ve nasıl bu kadar sabredebildiğini soruyoruz. "Bir duygu var ama onu söyleyemem ki. İlham geliyor işte. Oyuncakları çok fazla sevmiyorum artık. Kil yapmayı, yüzmeyi, paten kaymayı, ip atlamayı seviyorum. Ama en çok kara kalem ve keçeli boya seviyorum. Manzara, portre resimleri yapıyorum," diyor. En büyük hayali bir gün onun gibi çizebilmek. Yola erken çıktığından İnci'nin daha çok sergisini izleyeceğiz gibi görünüyor.

ÇOCUKLARIN RENKLERİNE KARIŞMAYIN
Resim öğretmeni Deniz Soylu üç yıldır İnci ile birlikte çalışıyor. İnci'nin diğer çocuklardan farkının uzun süre sabretmesi olduğunu söylüyor: "Çocukların hepsi birbirinden farklı. Kimi ritmik kimi bedensel yeteneğe sahip. İnci'nin görsel zekası çok kuvvetli. Beni en çok etkileyen yanı inanılmaz sabırlı olması. Normalde çocukların bu yaştaki dikkati en fazla 20 dakikadır. İnci saatlerce çalışabiliyor." Öğretmenlikten çok rehber görevi görmeyi hedeflediğini belirten Soylu, resme ilgi duyan çocukların naifliklerinin bozulmaması gerektiği görüşünde: "Hayal gücünü sınırlamamak gerek. Gökyüzünü kırmızı çizen bir çocuğa 'Gökyüzü kırmızı olmaz!' derseniz onun içindeki her şeyi bitirirsiniz. Ben rehber konumunda olmaya çalışıyorum. Mühim olan sınırlamamak. Bu konuda çocukların sınırlandırıldığını bastırıldığını çok duyuyorum. Velilere tavsiyem sınırlamasınlar, çocukların resim sevgisini başlamadan yok etmesinler. Resim yapmak diğer dersleri önemsememek anlamına gelmez. Aksine çocukları geliştirir, sıradan olmalarını engeller."