X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erkekler, birlikte olabilme ihtimaline âşık oluyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erkekler, birlikte olabilme ihtimaline âşık oluyor

  • Giriş Tarihi: 22.6.2013

Eski değer yargılarının hükmünü kaybetmesi, pek çok ilişkinin hayal kırıklığıyla sonuçlanmasına neden oluyor. Peki ilişkileri korumak ve biten ilişkilerin ardından karalar bağlamadan hayata devam etmek için neler yapmalı?

Ayrılık acısı, son dönemin en çok şikayet edilen duygusu olmaya başladı. Biz de tam dört haftayı, sadece bu konuya ayırdık. Bu acının hangi alt duygulardan oluştuğunu, ayrılık acısına nasıl yaklaşmak gerektiğini, kendi başımıza evde nasıl bu sıkıntıyı hafifletebileceğimizi yazdık. Bu son haftamızda, konu üzerine pek çok okurumdan aldığımı mektupları ve onlarla yaptığımız çözümlemeleri paylaşmak istedim. İlişkiler, artık geçmişteki gibi, yani 10 sene, 20 sene önceki gibi değil. Aileler; gençleri, hele hele kız çocuklarını kendi dönemlerindeki değer yargılarıyla yetiştiriyor ve onlardan bu yargılar doğrultusunda davranmalarını bekliyor. Oysa son dönemde, hem hayat şartları hem de erkeklerin bakış açısı ile sevginin ve cinselliğin paylaşılma biçimi değişti. Eski değerlerle hayatını devam ettiren pek çok kadın büyük hayal kırıklıkları yaşıyor. Aniden biten ve hiç konuşulmayan ilişkiler ya da ilişki zannedilen ve sadece kapalı bir yatak odasında geçtiği için sosyal paylaşım yönü eksik kalan, 'takılma' diye adlandırılan birliktelikler yaşanıyor. Eskiden çiftler ayrılırken "Sen harika bir insansın ama ben sana layık değilim," türünden konuşmalar yapardı. Oysa şimdi karşımızdaki kişi aniden yok olabiliyor. Ya da en popüler erkek bahanesi "Ben bağlanmaktan korkuyorum. Bir ilişkinin sorumluluğunu almaya hazır değilim," tarzında açıklamalar oluyor. 'Issız adamlar' ortalıkta kol geziyor. Oysa ilişkinin başlangıcında bağlanma korkusu ya da sorumluluk alma riski hep vardır. Ancak o tatlı başlangıç zamanında kimse oyunbozanlık yapmıyor. Kaçışlar, tam da tüm taşlar yerine oturmaya başlarken karşımıza çıkıyor. Aslında Giden Erkek Yoktur adlı kitabımda bu konudan bahsettim. Ama biraz daha incelememiz gereken ve toplumda konuşulması hemen hemen yasak olan en önemli konu cinsellik... Çünkü son dönemde bozulan ilişkilerde, cinsellik ve hızla elektronikleşme çok büyük bir rol oynuyor.

DUYGULARI TÜKETMEYİN
Bastırılmış bir cinsel kimliğe sahip olduğu için, elektronik çağın hızına ayak uydurmaya çalışırken, Türk kadınının kafası karışıyor. Serbestleşen ortamda rakip kadınlar ve hızlı erkeklerle nasıl başa çıkacağını bilemiyor. Cinselliğini ya evlenmeye ikna etmek için kullandığı bir koz haline getiriyor ya da erkekten çok korkuyor. Daha vahimi, erkeğin kendisine âşık olması ve bağlanması için cinselliğin harika yaşanması gerektiğini düşünüyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Erkeklere göre Türk kadını ilişkide neler yapması gerektiğini bilmiyor. Eski jenerasyona göre, kadınlar hanım hanımcık, okumuş, güzel bakımlı ve edepli ise, iyi bir gelin adayı olurdu. Yeni ilişkilerde artık bu para etmiyor. Ama Türk kadını aradaki önemli bir flört evresini atlayarak yatağa atlayıveriyor. Ve birbirleriyle tek bir erkek için yarışıyorlar. Tecrübeli ve kadınları iyi tanıyan bir erkek şöyle diyor: "Seda Hanım, biz erkekler, bir kadınla birlikte olabilme ihtimaline âşık oluruz." Bu çok bilgece bir cümle aslında. Ve belki de hazırlıksız ayrılıkların yaşanmasını engelleyebilecek tek yol, bu alanı daha iyi tanımak. Herhangi bir koz kullanmadan, strateji uygulamadan, hızlı elektronik ortamda bazı paylaşımlarla duyguları tüketmeden flört edebilmeyi ve birbirlerinin hayatlarını heyecanlı ve eğlenceli hale getirebilmeyi öğrenmek, belki de ilişkileri korumanın en önemli yollarından biri haline gelecek. Ayrılık acısı işte o zaman hafifleyecek. Elbette yine olacak, ama bu kez hakkıyla yaşanmış bir ilişkide alışveriş bittiğinde, çiftler bitişi çok daha kolay kabul edebilecek.

Seda Hanım,

Yaklaşık iki senedir yazılarınızın, kitaplarınızın ve Twitter hesabınızın yakın takipçilerinden biriyim. Kendime artık tek söyleyebileceğim söz 'aptal' olduğu için size başvurmak istedim. Neyin ne olduğunu bilip, ne yapılması gerektiğinin farkında olup, hâlâ safça 'onun beni sevmesini beklemek' aptallıktır, değil mi? Üç buçuk senedir adı konmadan, tavizler vererek, onursuzluklar yaşayarak hâlâ sahiplenilmeyi beklemek nedir? Denemediğim yöntem kalmadı...

Canım okurum,

Bu his, emin ol ki sadece sana ait değil. Aynı hatayı yapan pek çok kadın var. Bil ki bunun sebebi, duygularının mantığını ezecek kadar kuvvetli oluşudur. Bir duygu zıt kutupludur. Bir pozitif, bir de negatif kutbu vardır. Bu iki kutbu yakalayıp, onlarla oluşturduğun alt kimlikleri birbiriyle konuşturman ve içsel bir netliğe kavuşman yeterli. Konuyla ilgili daha detaylı bilgiyi iki hafta önce yazdığım yazıda bulabilirsin. Kaybetme korkusu yaşıyorsun. Bununla ilgili türev duygularını bul. Pişman olmaktan korkmak, hırs yapıp ayrılığı başarısızlık olarak görmek, yalnız kalmaktan korkmak, daha iyi bir erkekle karşılaşamamaktan korkmak gibi mesela... Ve her biri ile ayrı ayrı uğraşmalı ve içindeki itirazcıyı, korkağı tek tek konuşturmalısın. Bil ki bu duygularında yalnız değilsin. Sevgilerimle...

Merhaba Seda Hanım,

İki kitabınızı da büyük beğeni ile okudum. SABAH gazetesindeki yazılarınızı takip ediyorum. İlkokul aşkım, yıllar sonra karşıma çıktı. Önce çok ilgilendi benimle. Bir kere görüştük, ilk o itiraf etti, sonra bugüne dair vaatler verdi, buluşmak istedi... Ama öncesinde hep bahaneler uydurdu. Ben açık açık benim hakkında ne düşündüğünü, ne hissettiğini sorunca da "Bu mevzu derin, anlatacak çok şey var. Ama kafamı toparlayacak vakit bulunca anlatacağım, söz," dedi. İnternette selam verdiğimde, hâlâ 'canım', 'güzelim' gibi kelimeler kullanıyor, ama ona hislerini sorduğum konuşmanın üzerinden üç ay geçmesine rağmen, ancak ben selam verirsem konuşuyor. Bana söz verdiği açıklamayı yapmıyor. Neden hem ümit verip hem de sonra kendini birden geri çektiğini anlamıyorum. İlk buluşmamızdan yaklaşık bir ay sonra, "Buluşalım," deyip de bir türlü müsait olmadığı, ben, aramadığı dönemde, ben içimden "Allah'ım, benim için doğru insansa yolda karşılaşalım, karşıma çıkar onu," diye geçirdim içimden ve iki gün sonra tesadüfen karşılaştık! "Seni görmeyi çok istiyordum, keşke başka şey isteseymişim," diye saçma bir espri yaptı hatta, halbuki isteyen bendim. Bana öyle yoğun, duygulu ve tutku dolu sarılmıştı ki, böyle hisseden birinin neder benimle görüşmeyi kestiğini anlamıyorum. Hayatında biri olup olmadığını bilmiyorum. Onu unutamıyorum ve aynen yazılarınızda dediğiniz gibi, bu durum yaşam enerjimi çalıyor. Bir türlü ona olan bağımdan kopamıyorum ve beklentim devam ediyor. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Sevgili okurum,

Bu hikaye hiç de yabancı gelmedi bana. Son dönemde sıkça rastladığımız bir tavır bu. Önce kadına yaklaşıp ona duygularını ifade eden, onu duygusal bir beklentiye sokan ve sonra da ilgisini kesen erkekleri duyuyoruz. Burada henüz bir ilişki oluşmadan bir ayrılık acısına kapıldığını görüyorum. Bunun bir tek sebebi var: Beklentiye girmen... Son dönemde bu sorunlar yaşandığına göre, bir kadının öğrenmesi gereken ilk şey, karşısındaki erkeğin sadece sözlerine göre duygusal bir beklentiye girmemek, sözleriyle davranışlarının birbirini tutup tutmadığını bir süre için gözlemlemek. Ve sadece "Bu adam beni istiyor mu?" diye değil "Bakalım ben onu istiyor muyum? Benim için uygun bir aday mı?" diye sorgulamak. Şimdi acını dindirmek için yapman gereken ilk şey, hayal kırıklığının ardındaki duygu parçalarını bulmak. Güvensizlik duygun daha baskınmış gibi geldi bana. Yani hayata güven duymak, erkeklere güven duymak zormuş gibi... Beklentilerinin ille de bu adam tarafından karşılanması gerekiyormuş gibi hissediyorsan, bunu da değiştirmelisin. Aslında belki de böyle yok yere senin kafanı meşgul eden, enerjini çalan, ama hiçbir sözünü tutmayan bir adamı hayatına almak istemeyebilirsin. Bu konuda kendini nasıl rahatlatabileceğine dair daha fazla bilgiyi, geçtiğimiz haftalarda ayrılık acısı hakkında yazdığım yazıları SABAH'ın internet sitesinden okuyarak edinebilirsin. Sakın unutma, senin hayatın herkesten daha önemli. Kendi kendini mutlu etmeni ve onu düşünmeyi tamamen bırakmanı tavsiye ederim. Sevgilerimle...